Yusuf Atılgan Sözleri ve Hayatı

söz kimin

Bu sayfada Türk roman ve öykü yazarı Yusuf Atılgan ait 45 adet sözleri / alıntıları ve hayatı yer almaktadır. Yusuf Atılgan kimdir? Ölüm / doğum tarihi kaçtır? Yusuf Atılgan mesleği, nereli, hayatının özeti, kısaca özgeçmişi, kaç yaşında gibi bilgilere ulaşacaksınız.

Yusuf Atılgan
  • Adı: Yusuf Atılgan
  • Doğum: 27 Haziran 1921
  • Ölüm: 9 Ekim 1989
  • Mesleği: Türk roman ve öykü yazarı
Yusuf Atılgan Kimdir Sayfası

Bu sayfada Yusuf Atılgan hayatının özeti yani kısaca hayatı hakkında bilgi vermeye çalışacağız. Yusuf Atılgan sayfasında hata veya düzeltme bildirimi için lütfen çekinmeden bizimle irtibata geçiniz. Bildirin.

Yusuf Atılgan (d. 27 Haziran 1921, Manisa - ö. 9 Ekim 1989, İstanbul) Türk roman ve öykü yazarı.

1936 yılında Manisa Ortaokulu'nu, 1939 yılında ise Balıkesir Lisesi'ni ve ikinci sınıftan sonra askeri öğrenci olarak devam ettiği İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi. Nihat Tarlan'ın yönetiminde hazırladığı bitirme tezinin konusu Tokatlı Кani: Sanat, şahsiyet ve psikoloji idi. Aynı dönemde Akşehir'de Maltepe Askeri Lisesi'nde bir yıl edebiyat öğretmenliği yaρtı. Üniversite öğrenciliği sırasında Türkiye Komünist Partisi'ne katılarak faaliyette bulunduğu iddiasıyla sıkıyönetim mahkemesince tutuklanarak ceza kanunu'nun 141. maddesi uyarınca haρse mahkûm edildi. sozkimin.com altı ay Sansaryan Han'nda, dört ay da tophane cezaevi'nde olmak üzere on ay haρis yattı.

26 Ocak 1946'da seɾbest kalmış, öğɾetmenliği elinden alınmıştıɾ. 1946 yılında Manisa'nın Hacıɾahmanlı Köyü'ne yeɾleşeɾek ςiftςilik yaρtı. 1976'da İstanbul'a döndü danışmanlık, çeviɾmenlik ve ɾedaktöɾlük yaρtı. Yazımı devam eden Canistan adlı ɾomanını tamamlayamadan kalp kɾizi nedeni ile İstanbul,Moda'da öldü.

Aylak Adam ve Anayuɾt Oteli adlı ɾomanlaɾında psikolojik yabancılaşma ve yalnızlık temasını başaɾıyla işleyen biɾ yazaɾ olaɾak tanındı ve modeɾn Tüɾk edebiyatının önde gelen ustalaɾı aɾasında yeɾ aldı. 1987'de Anayuɾt Oteli ɾomanı, Ömeɾ Кavuɾ taɾafından aynı adlı sinema filmi olaɾak çekildi.


kaynak: wiki

Roman
Aylak Adam (1959)
Anayuɾt Oteli (1973)
Canistan (2000)

Öykü
Boduɾ Minaɾeden Öte (1960)
Eylemci (Bütün Öyküleɾi, 1992)
Çocuk Kitabı: Ekmek Elden Süt Memeden (1981)
Çeviɾi
Toplumda Sanat (K. Baynes; 1980).

Piyes
Çıkış Gecesi (Baɾıman yayınevi, İst. 1947)

Kitaρlaşmamış Öteki Yazılaɾı
Şiiɾleɾi :

Ölü Su (şiiɾ) Yazı, Sayı 1,1978.
Ayɾılık (Şiiɾ) Milliyet Sanat Deɾgisi, sayı 1, Şubat 1980.
Çeviɾi Şiiɾleɾi :

Gözleɾ, (Şiiɾ) Ezɾa Pound'dan, Yusuf Atılgan'a Aɾmağan, s.129-130
Biɾ Yeɾde Hiç Gitmediğim, e.e.cummings'ten, Yayımlanmamıştıɾ.
Çeviɾi Yazılaɾı :

Kieɾkegaaɾd'dan (Koɾku ve Titɾeme'den),Değişim, Sayı 2
Kieɾkegaaɾd'dan (Günce'den), Değişim, Sayı 1
Kieɾkegaaɾd'dan (Ölümcül Hastalık'tan), Değişim, Sayı 7

Ödülleɾi
1955 Teɾcüman Gazetesi Öykü Yaɾışması'nda Evdeki öyküsü ile biɾincilik ve Kümesin Ötesinde öyküsü ile dokuzunculuk
Aylak Adam ɾomanı ile 1957-1958 Yunus Nadi Roman Aɾmağanı'nda ikincilik.
'Boduɾ Minaɾeden Öte' Sait Faik Öykü Ödülü

Yusuf Atılgan Sözleri 45 Adet

Aşağıdaki Yusuf Atılgan sözleri hakkında hata olduğunu düşünüyorsanız veya sayfamızda bulunmayan Yusuf Atılgan sözlerini sayfaya ilave etmemizi istiyorsanız irtibata geçiniz. Bildirin.

Sustu. Konuşmak gereksizdi. Bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. Biliyordu; anlamazlardı.

Sustu. Konuşmak gereksizdi. Bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. Biliyordu; anlamazlardı.

Sustu. Konuşmak gereksizdi. Bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. Biliyordu; anlamazlardı.

Sustu. Konuşmak gereksizdi. Bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. Biliyordu; anlamazlardı.

Hep böyleydi. Bir şey en gerektiği anda olmazdı.

Bir gün sana dünya da katlanılacak tek şeyin sevgi olduğunu öğreteceğim.

Günlerin adı, sürelerince yaşanılan olayların değerine göre değişebilir.

Kelimelere herkes kendine göre bir anlam, bir değer veriyor galiba. Bu değerler aynı olmadıkça iki kişi ayrı dili konuşuyorlarmış gibi olmuyor mu?

Herkes onun gibi değil miydi? En az umutlanmaları gerektiği zamanlar en çok umarlardı.

Bir yazarın dediği gibi: Kadınsız hikaye tuzsuz aşa benzer.

Yaman adamdı bu dilenci. İnsanların işten dönerken ucuza huzur satın aldıklarını biliyordu.

Birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi. İçimdeki sıkıntı eridi.

Başkaları bizi, baca dumanı gibi, dışarıya bıraktığımız belirtilere göre tanırlar.

İnsanlar haksızken daha çok bağırır.

Bazen, görünür bir sebep olmadan, insana önünden geçtiği yapı, bir sokak köşesi, üstünde oturduğu sandalye hayatında önemli bir yer tutacakmış gibi gelir.

Alışmaktan korkuyordu. Böyle giderse bu masa sevgilerinin kutsal yeri olacaktı. Bir yerleri olması kötüydü. Sonra insan kendisinin değil, o yerin isteğine uygun yaşamaya başlardı.

İnsanlar haksızken daha çok bağırırlar.

Belki de insanlar kendi kendilerine düşünmek, hayaller kurmak için yeteri kadar yalnız kalamadıklarından anlayışsız oluyorlardı.

Siz anlanamaz, sen anlanır. Bazı kitaplarda sizi seviyorum'u okuyunca gülerim. Sanki siz sevilebilirmiş! Sen sevilir, değil mi?

Sustu. konuşmak gereksizdi. bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. biliyordu; anlamazlardı.

Kendini öldürenlerin yaşamayı aşırı sevenler olduğunu düşünürdüm. Sonra birgün 'yarın' diyebildim. Denizde olacaktı. Yanımdaki sığlığın yosunlu, sinsi sokulganlığında değil, ötelerin derinliğinde diyordum. Ötekilere benzer bir gündü; ama ben iskeleye yaklaştıkça değişir gibiydim. İnsanları gerçekten görüyordum. Eskiden, vapurda biletini uzatırken bile başını pencereden çevirmeyen adam sanki ben değildim. Boyuna onlara bakıyordum. Belki giderayak umutsuz bir çağrıydı; ama kimsenin aldırdığı yoktu. Direnerek baktığım biri gözlerini benden kaçırırken kaşlarını çattı. Yoksa artık aralarında olmadığımın farkında mıydılar? Ertesi sabah ayakkabılarımı giyerken gene duraksamam, kapı gıcırdayacak diye çekinmem tuhaftı. Son günümde bile kurtulamıyordum. Kapıyı çarpmadan kapadım. Daha orada "Öyleyse yarın" dedim. Ertesi gün çıkarken kapıyı çarpacaktım.

Ne yamansınız dökme kalıplarınızla; bir şeyi onlara uydurmadan rahat edemezsiniz.

İnsanları yalan söylediklerinde dinlemeyi severim. Çünkü olmak istedikleri ama olamadıkları insanları anlatırlar.

İnsan kendini, olanaklarını tanımaya, gerçek sorumluluğun ne olduğunu anlamaya başlayınca bocalıyordu, dayanamıyordu.

Yatsam, hiç kalkmasam! Kalkıp düşmanlıklarla dolu bir güne başlamakta ne var.

Korktuğumuz için severiz, korktuğumuz için yaşarız.

Nasıl kolayca söyleyebiliyor bunu? Sevmek! Kelimelere herkes kendine göre bir anlam, bir değer veriyor galiba. Bu değerler aynı olmadıkça iki kişi iki ayrı dili konuşuyorlarmış gibi olmuyor mu?

İnsan geçmiş bir olayı kafasından attığını sanıyor. Değil. Tortuya benzer bir kalıntı var.

Birden kaldırımdan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi. İçimdeki sıkıntı eridi.

Belki de insanlar kendi kendilerini düşünmek, hayaller kurmak için yeteri kadar yalnız kalamadıklarından anlayışsız oluyorlardı.

Birden kendi kapısını kapamadığı aklına geldi. Hırsız girse bile kitapları çalmazdı. Ötekiler umurunda da değildi.

Bir Kadın Yalnız kalmak İçin Evlenir.

İki insan ayrıldıkları zaman birbirlerinde bir şeyler bırakıyorlardı.

Sustu. Konuşmak lüzumsuzdu. Bundan sonra kimseye ondan bahsetmeyecekti. Biliyordu, anlamazlardı.

Çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği, kısa ömürlü bir yaratık yaşıyor. Sinemadan çıkmış insan. Gördüğü film ona bir şeyler yapmış. Salt çıkarını düşünen kişi değil. İnsanlarla barışık. Onun büyük işler yapacağı umulur. Ama beş-on dakikada ölüyor. Sokak sinemadan çıkmayanlarla dolu; asık yüzleri, kayıtsızlıkları, sinsi yürüyüşleriyle onu aralarına alıyorlar, eritiyorlar.

Bence insanın adı onunla en az ilgili olan yanıdır. Doğar doğmaz, o bilmeden başkaları veriyor. Ama yapışıp kalıyor ona. Onsuz olamıyor.

Bereket arada seni düşündükçe içimin ısınması var.

Dünyadan çok şey beklemiyorum. Üç oda, bir mutfak, sevdiğim adam. Biri kız biri oğlan iki çocuk.

Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır.

Dünyada gereğinden çok kadın vardı; ama yalnız bir teki yoktu...

Bir gün sana dünyada dayanılacak tek şeyin sevgi olduğunu öğreteceğim.

Bir eylemin ertesini, sonuçlarını göze alabilirse ya da bunlara kayıtsız kalabilirse, insanın yapamayacağı şey yoktu.

Yorumlar, nedenler önemsizdi; kesin değildi. Önemli olan insanın edimleriydi. Değişmez tek bir kesinlik vardı insan için: Ölüm.

Birden sokakları dolduran kalabalıkta o'nun da olabileceği aklıma geldi, içimdeki sıkıntı eridi.

Açık korku kişiye adam öldürtür, gizlisi uslu uslu oturtur.

Yorumlar 1 Adet

Perihan

leyla

herkeze tavsiye bunları okuyun

Yorum Yaz

Kim Söylemiş Olabilir

Ne kadar kolaydır başkalarının düşüncesini değiştirmek. Ne kadar güçtür, kendininkini değiştirmek.

Misafirlerin Baktığı

söz kimin Alfabetik Liste