Osho Sözleri ve Hayatı

söz kimin

Bu sayfada Hint mistik guru ve spiritüel Osho ait 262 adet sözleri / alıntıları ve hayatı yer almaktadır. Osho kimdir? Ölüm / doğum tarihi kaçtır? Chandra Mohan Jain mesleği, nereli, hayatının özeti, kısaca özgeçmişi, kaç yaşında gibi bilgilere ulaşacaksınız.

Osho
  • Adı: Osho
  • Doğum: 11 Aralık 1931
  • Ölüm: 19 Ocak 1990
  • Mesleği: Hint mistik guru ve spiritüel
Osho Kimdir Sayfası

Bu sayfada Osho hayatının özeti yani kısaca hayatı hakkında bilgi vermeye çalışacağız. Osho sayfasında hata veya düzeltme bildirimi için lütfen çekinmeden bizimle irtibata geçiniz. Bildirin.

Osho, 1960'laɾdan itibaɾen Achaɾya Rajneesh, 1970'leɾde ve 1980'leɾde Bhagwan Shɾee Rajneesh ve 1989'dan sonɾa Osho olaɾak bilinen, Hint mistik guɾu ve spiɾitüel.

Hindistan'ın Madhya Pɾadesh adlı eyaletinde 11 Aɾalık 1931 yılında dünyaya gelen Osho, biɾ öğɾeti insanıdıɾ. Çocukluk yıllaɾından itibaɾen felsefeye ve özellikle 'ben' duygusu üzeɾine yoğunlaşan Osho, başkalaɾının veɾdiği bilgiye ve öğɾetileɾe değil; kendi iςinden doğan bilgiye ve öğɾetiye itibaɾ etmek geɾektiği kanaati ile asi biɾ ɾuh seɾgilemiştiɾ.

Üniveɾsite öğɾenimini 21 yaşında tamamladıktan sonɾa, Jabalpu Üniveɾsitesi'nde felsefe deɾsleɾi veɾmeye başlamıştıɾ. Aynı dönemde Hindistan'da değişik bölgeleɾde felsefe üzeɾine konuşmalaɾ yaρmıştıɾ. Hiçbiɾ geleneğe bağlı olmadığını söyleyeɾek, kendini geɾçek biɾ 'vaɾoluşçu' olaɾak ilan eden Osho, tutucu dini lideɾleɾe de kaɾşı cephe almıştıɾ. Benimsediği yolda kendini ciddi anlamda geliştiren, çok okuyan Osho; belirli bir dönemden sonra kendine dair gelişimini tamamladı ve edindiği deneyim ve bilgiyi konuşmalarla insanlara aktarmaya başladı. sozkimin.com Her fırsatta meditasyonun önemine dikkat çeken Osho; 1960'lı yılların sonuna doğru, kendine has bir dinamik meditasyon tekniği oluşturdu. 1970'li yıllar Osho'nun ününün Hindistan dışına taşmaya başladığı yıllar olmuştur. 1974'te Hindistan'da kurduğu kendi grubuna (komün) batılı ülkelerden de çok fazla katılımlar olmaya başladı. Kendini hiçbir gelenekle ve dini öğreti ile ilişiklendirmeyen Osho kendisini, yeni bir din bilinçliliğin temsilcisi ve başlangıcı ilan etmiştir.



Osho 1985 yılında göçmen yasalarını ihlal ettiği gerekçesiyle gözaltına alındı. Uzun yıllar süren gözaltından çıkamadan 19 Ocak 1990 tarihinde vefat etmiştir. Ölümünün doğal bir ölüm olmadığı, Amerikalı hükümet ajanlarınca zehirlenmek suretiyle öldürüldüğü iddia edilmiştir.

Osho, kendi öğretisini konuşmaları ve komün adı verilen grubu kanalı ile yaymıştır. Halen piyasada olan onlarca kitabı, bu konuşmaların kayıtlarının yazılı hale getirilmesidir. Osho, yazar değildir. Bilim adamı değildir. Ancak, felsefe alanında önemli bir kitleye hitaρ edebilmiş, belirli bir öğreti oluşturabilmiş, kendine has bir öğreti adamıdır. Hindistan'da kurmuş olduğu komünü dünyanın en büyük ve en çok ziyaret çeken ruhsal gelişim merkezi olarak halen faaliyetine devam etmektedir.
kaynak: meɾakname

Osho Eserleri / Kitapları
Osho Zen Tarot 1994
Seksten Süperbilince: Cinselligin Önemi 1969
Sırlar Kitabı 1974
Aşk, Özgürlük ve Tek Başınalık 2001
Gita Darshan
The Book of Women: Celebrating the Female Spirit 2002
The Inner Journey
Cesaret 1999
Tantra, the supreme understanding 1975
Books I have loved 1985
Buda Zorba 1982
The art of dying 1980
Meditasyon 1988
Meşgul İnsanlar İçin Meditasyon
The Book of Understanding: Creating Your Own Path to Freedom 1987
The path of love 1978
The Book of Man 1969
The secret of secrets 1982
Meditation : The Art Of Ecstasy 1976
Meditazione dinamica 1984
The book of wisdom
Freedom: The Courage to Be Yourself 2004
The orange book 1983
Freedom from Illusion: The Book of Ego 2000
Tantra: The Way of Acceptance 2005
Living Dangerously: Ordinary Enlightenment for Extraordinary Times 2011
Farkındalık: Dengeli Yaşamanın Anahtarı
Main Mirtyu Sikhata Hoon 1977
Mahāvīra- vāṇī
Ruh Eczanesi 2004
Ek Onkar Satnam
The Book of Children: Supporting the Freedom and Intelligence of a New Generation
The mustard seed 1974
Il mistero femminile
Aprendendo a silenciar a mente
What Is Meditation? 1995
Sambhog Se Samadhi Ki Or 1979
Body Mind Balancing: Using Your Mind to Heal Your Body 2003
Tantra spirituality and sex 1977
Söhret, Servet ve Ihtiras: Basarinin Gercek Anlami Nedir 2010
Maturity: The Responsibility of Being Oneself
Kranti Sutra : Sakshi Bhav
Amore e libertà 2015
Hsin Hsin Ming: The Book of Nothing : Discourses on Sosan's Verses on the Faith Mind 1983
El Libro de Los Chakras
No water, no moon 1975
Never Born, Never Died
Beyond enlightenment 1986
And now, and here
La mente che mente
İnsan Olma Yolculuğu: Sıradan Yaşamda Gerçek Mutluluğu Bulmak Mümkün mü? 2012

Osho Sözleri 262 Adet

Aşağıdaki Osho sözleri hakkında hata olduğunu düşünüyorsanız veya sayfamızda bulunmayan Osho sözlerini sayfaya ilave etmemizi istiyorsanız irtibata geçiniz. Bildirin.

Dinleyeni olmadığından değil, anlayanı olmadığından sessizleşir insan.

Sadece kendinle bir şey yapabilirsin. Dünyadaki başka kimseyi değiştiremezsin, sadece kendini değiştirebilirsin. Mümkün olan tek devrim budur. Mümkün olan tek dönüşüm kişinin kendisinin olandır.

Bir şeyi anlamak zorundasın; aydınlanmak acıdan kaçmak değil , acıyı anlamaktır , ıstırabını anlamaktır, mutsuzluğunu anlamaktır; üstünü örtmek, bir şeyin yerini tutmak değildir.

Çünkü bütün huzursuzluğun, bütün sıkıntının nedeni zihnin kendisidir. Huzur, zihin olmadığında vardır.

Yalnızca özgürlüğüme saygı gösterildiği zaman sevebilirim.

Dünyayı, herkesin kendi çiçeklerinin getirilmesine izin verildiği güzel bir bahçe değil, bir pazar yeri haline soktuk.

İnsan müthiş mutlu olabilir ve müthiş mutsuz da. Bu seçimi yapmakta özgürdür. Bu özgürlük başa beladır, çünkü sorumlu olursun.

Bir kadına aşık oluyorsun ya da kadın sana aşık oluyor. Bunu harika bir şey olarak görüyorsun. Bunun hiçbir tarafı harika değil. Bu tamamen içgüdüsel bir çekim. Hormonların karşı hormonlarla çekim yaşaması. Sen doğanın elinde sadece birer oyuncaksın.

Biz bir rüyanın içinde yaşıyoruz. Uyanık olduğumuzu düşünsek bile uykudayız.

Kimse mutlu birinden hoşlanmaz çünkü mutlu kişi diğerlerinin egosunu incitir. Diğerleri şöyle hissetmeye başlar: demek sen artık mutlusun ama biz hala karanlığın, acının, cehennemin içinde sürünüyoruz. Biz bunca acı çekerken sen ne cüretle mutlu olursun!

Zevk hayvanidir, mutluluk insanidir, saadet ilahidir.

Birini sevdiğin zaman, başkalarının sevgi hakkında söylediklerine aldırma, çünkü bu engel teşkil edecektir.

Etrafına bakacak olursan şaşıracaksın: İnsan yeryüzündeki en derin uykudaki hayvandır.

Neyi seversen, o olursun. Sevgi simyadir. Asla yanlış şeyi sevme çünkü seni dönüştürecektir. Hiçbir şey sevgi kadar dönüştürücü değildir. Seni daha yükseklere, doruklara çıkabilecek bir şeyi sev. Senin ötende bir şeyi sev.

Kendi köklerine tutunursan, en sert rüzgarların bile seni etkilemediğini görürsün.

Haddini bilmez gülüşlerim vardır benim; dosta keyif, düşmana acı verir.

Sadece şefkat iyileştiricidir. Çünkü insanın içindeki tüm hastalıklar sevginin eksikliğinden kaynaklanır.

Sevgi, özgürlüktür. Sevgi, egoyu yıkan tek eylemdir.

Kendi başına bir ışık ol. Ödünç alınmış ışıkla yaşama.

İnce düşünen insanlar, hep daha çok incinir.

Tanrı yoktur ama senin içinde bir Tanrı fikri vardır ve ben bu fikirle onu bırakmanı, temiz olmanı ve hayatın için tüm sorumluğu almanı söyleyerek savaşıyorum.

Hiçbir din yoktur, herhangi bir tapınağa gitmeye gerek yoktur.

Tanrı yoktur. Tanrı insan tasarımıdır. Ben insanları Tanrıdan özgür olmalarını istiyorum. Tüm dinler insanlara, tanrıdan kork der.

İki şey yok, Tanrı ve dünya yok. elçi yoktur. Ara bulucu yoktur. Ben her zaman zihnindeki Tanrıyı yok etmeye çalışıyorum.

Tanrı aşktan da vahşidir. Kilisenin Tanrısı, tapınağın Tanrısı yalnızca bir idoldür.

Tanrı bu yerlerden çoktan gitmiştir, Bu yerler Tanrının mezarlarıdır.

İnsan anlamaya çalışacağına baskı kurar, ilişki kuracağına manipüle eder çünkü birisiyle ilişki kurmak büyük bir anlayış gerektirir.

Sen içine neşe katmadıkça, sana neşe verebilecek hiçbir şey yoktur.

Bir çocuk doğduğu anda, bir anne doğmuş olur.

Kişinin her zaman doğru yolda gideceğinin garantisi yoktur. Birçok kere birçok şey insanları yanlış yola yönlendirir çünkü doğru kapıya gelmek için birçok kere yanlış kapı çalınır. Hayat böyle. Eğer ilk seferde doğru kapıya rastlanılırsa onun doğru olduğu anlaşılamaz.

Gülmezsen, sağlıklı olsan bile eninde sonunda sağlığını kaybedersin; gülmek her zaman ilaçtır.

Hayat böyledir. Onun için hazırlık yapamazsın. Onu hazır bir şekilde bekleyemezsin. Güzelliği bu, anlamı bu. Her zaman şaşırtır ve sürprizlerle gelir. Her anın sürprizlerle dolu olduğunu ve önceden hazırlanan hiçbir yanıtın uygulanabilir olmadığını görürsün, eğer gözlerin varsa.

Benim gibi insanlar her zaman yanlış anlaşıldılar. Bir lao tzu, bir zarathustra, bir epicurus hep yanlış anlaşıldı. En dindar insanların, dinsiz olduğu sanıldı, çünkü bir insan gerçekten dindarsa, sana özgürlüğü, sevgiyi öğretecektir. Sana kuralları değil, sevgiyi öğretecektir. Sana ölü bir yaşam kalıbını öğretmez. Sana kaosu, anarşiyi öğretecektir. Çünkü yıldızlar sadece kaostan doğar. Sana, nasıl tamamen özgür olacağını öğretecektir.

Hasta olunca bir doktor çağır. Ama daha önemlisi seni sevenleri çağır çünkü sevgiden daha önemli bir ilaç yoktur.

İyileşebilirsin, çünkü hastalığın yalnızca bir düşünce.

Cinsellik yok olmamıştır. Dinler onu sadece daha zehirli hale getirmiştir; o hâlâ orada, zehirli bir şekilde mevcut. Evet, insanın içinde suçluluk doğmuştur fakat cinsellik yok olmamıştır. Yok olamaz çünkü o biyolojik bir gerçekliktir. O varoluşsaldır; bastırarak basitçe onu yok edemezsin. Nilüfer çamurun içinden çıkmak zorundadır, daha yükseğe gitmek zorundadır ve baskı onu daha çok çamurun içine iter, onu bastırmaya devam eder. Şimdiye dek bütün insanlığın yaptığı şey, cinselliği bilinçsizlik çamuruna bastırmak oldu. Bastırmanın pek çok yolları var ve bunlar daha da fazla cinsellik ve haz hayali yaratır. Tantra der ki: her ne olursa olsun anlaşılmalıdır ve anlayış sayesinde değişim kendi uyumu içinde gerçekleşir.

Sen kendini açığa vurma cesareti gösterdin. Buna çok sevindim. Ben herkesin ne kadar çirkin görünürse görünsün kendini açığa vuracak kadar cesur olmasını istiyorum.

Gülmek, içindeki enerjiyi yüzeye taşır. Düşünmek sona erer. Gülerken düşünmek imkansızdır. Birbirinin tam zıddıdır: ya gülersin ya da düşünürsün. Gerçekten gülersen düşünceler durur.

Ölerek uykuya dal. Gece uyumadan önce sadece beş dakikalığına yatağında ölmekte öldüğünü hissetmeye başla. Her gece. Bir hafta içerisinde bu hissin içine girebileceksin ve ondan keyif alacaksın. Bedenden ne kadar gerginliğin kaybolduğu seni şaşırtacak. Bırak tüm beden ölsün, ölürken uykuya dal ve sabah çok taze hissedeceksin.

Evli çiftlerin yüzlerine bak, güvenlik bulmuşlar o çok aranan güvenliği ve şimdi her şey banka hesabında, ve devlet ve mahkeme ve kanunlar her şeyi güvenceye almış durumda. Ama büyü, şiir tümüyle kaybolmuş, aşk yok artık. Oysa hayatta garanti olamaz, yoksa ölü olurdu, hayat daima bilinmeyene doğru akar, güzelliği de budur. Mesela sevginin yerine sahte bir değer yarattık: sadakat. Sadık insan sevgiyle sadece yüzeysel olarak ilgilidir. Çünkü sevgi ısmarlamayla olmazken, sadakat zihnin ürettiği bir şeydir, eğitim gibi, koşullanma gibi, kalbin istemese de. Sevgi güvenilemez bir şeydir, içinde de büyüyebilir, senden dışarıya da buharlaşabilir. Toplum öngörülmez deneyimlere dayanamaz, o yüzden sevgiyi hayatlardan çekip yerine evliliği koydu.

Sen bir alışkanlığını değiştirebilirsin; o da başka bir yerde kendini gösterecektir. Bir kapıyı kaparsın, hemen bir başka kapı açılır. O kapıyı kapayana kadar bir üçüncüsü mutlaka açılır çünkü temelde sen aynısın, aynı bilinçsiz insan. Alçak gönüllü olmaya çalışmak seni gittikçe daha egoist yapmaktan başka bir işe yaramayacak. Alçak gönüllülüğün egonu tatmin etmenin yeni bir yolu haline gelecek. Sen kendi içinde kendini dünyanın en alçak gönüllü insanı olarak göreceksin senden daha alçak gönüllüsü yok. Bu egonun kullandığı farklı bir dil, ama aynı anlama geliyor.

Sevgi eğitim gerektirmez ve dostluk öğrenmen gereken bir şey değil. Öğrenilmiş bir dostluk, dostluk değil sadece sömürü olur.

Cennet ve cehennem coğrafi bölgeler değil; senin dışında bir şeyler değil onlar, tamamen senin içine aitler. Eğer uyanıksan o zaman tamamen farklı bir evrendesin; senin uyanmanla adeta tüm varoluş uyanıyor. Yeni bir renge, tada, kokuya bürünüyor. Sen uyurken tüm varoluş seninle beraber uyuyor. Hepsi sana bağlı.

Eğer gerçekten kim olduğumu bilmek istiyorsan, sen de benim kadar boş olmalısın. O zaman iki ayna birbirine bakar ve yalnızca boşluk yansır. Sonsuz boşluk yansır; birbirine bakan iki ayna. Ama eğer bir fikrin varsa, o zaman bende kendi fikrini görürsün.

Seks iki kişiyi anlık, çok yüzeysel ve gelişigüzel olarak birleştirebilir. Gerçek sevgililerin daha ihtişamlı ortak ilgileri vardır.

Sadece sıradan olmak dünyanın en sıra dışı işidir, çünkü herkes sıra dışı olmak ister.

Odun taşımaktan dolayı çok bedbaht oluyorsan başkan olunca da mutsuz olacaksın demektir çünkü dışarıdaki şeyler hiçbir şeyi değiştirmez. Dilenciyken mutluysan ancak o zaman imparator olarak da mutlu olursun; başka yolu yoktur. Mutluluğunun bilinç kaliten ile ilgisi var. Dışarıdaki şeylerle hiçbir ilgisi yok.

Çözüme odaklanmak yerine başkalarını suçlama alışkanlığı hepimize çok ağır bedeller ödetti. Başına gelen ne olursa olsun sadece sen sorumlusun. Eğer sorumluluğu başkalarının üzerine atmaya devam edecek olursan şunu unutma ki bir köle olarak kalmaya devam edeceksin.

Ben sıradan bir adamım, tıpkı herkes gibi. Aramızda herhangi bir fark varsa, o da nitelikle ilgili değil. Sadece bilmekle ilgili, ben kendimi biliyorum, siz ise bilmiyorsunuz. Varlığımız söz konusuysa eğer, ben de aynı varoluşa aitim, ben de aynı havayı soluyorum. Siz de aynı varoluşa aitsiniz ve siz de aynı havayı soluyorsunuz. Siz sadece henüz kendinizi bilmeye, tanımaya çalışmadınız. Kendinizi bildiğiniz anda, aramızda hiçbir fark kalmayacak.

Bilinçsiz bir kişinin elinde iyi bir niyet bile zehre dönüşür.

İçinde çocuk olmayan binalar taştan ibaret. İçinde çocuk olmayan bir bahçenin yeşili bile yeşil gibi değil. İçinde çocuk olmayan bir dünya, bomboş. Çocuklara saygı gösterin çünkü onlar, bizim büyüyüp kaybettiğimiz her şeye sahipler.

Annesi tarafından sevilmemiş çocuk kendisini varoluşta yabancılaşmış olarak bulacaktır. Varoluşa güvenemez. Kendi annesine bile güvenemezken başka birine nasıl güvenebilsin. Güven imkansız hale gelir. Dünya ona eviymiş gibi gelmez. Şayet anne mutluysa, çocuğu emzirmekten keyif alırsa o zaman çocuk asla çok yemez çünkü güvenir; annesinin her zaman orada olduğunu bilir.

Aşk ile ölümü kıyaslıyorum. Çünkü onlar birbirine benzer, hemde çok benzer. Aşk küçük ölümdür. Ölüm ise uçsuz bucaksız bir aşk. Aşk iki küçük birey arasında meydana gelir. Ölüm ise iki evren arasında. Aşk iki bireyi, ölüm ise iki evreni bir yapar.

Her bulutun etrafında gümüş bir hale vardır ve eski giysilerin bile bir tarafı vardır. Eğer iyimserler olmasa kötümserler ne kadar mutsuz olduklarını asla bilmezler.

Düz yazı şeklinde düşünen zihni bırak. Şiirle düşünen bir başka zihin türünü uyandır. Hece uzmanlığını bir kenara koy. Yaşam tarzın şarkılar olsun. Zihinden sezgiye geç. Kafadan, kalbe. Çünkü kalp, gizemlere daha yakındır.

Mesele süreklilik değil derinlik, sadece derinlikte yaşayanlar hayatın ne olduğunu bilir.

Sevgiyi ıskalıyorsun çünkü aşırı çaba sarf ediyorsun. Ve herkes sevgi arayışı içindedir; ona Tanrı diyebilirsin, ona başka bir şey diyebilirsin ama derinde sen sevgi arayışı içerisindesin. Ancak sen yapamaz hale geldin; çabalamadığın için değil, çok fazla çabaladığın için. Sevgi bir oluştur; o emredilemez. Sevmen emredildiği için senin sevgin en başından itibaren sahte hale gelmiştir, kaynağında zehirlenmiştir.

Birisine kendisi olması için yardım etmek: Dünyadaki en zor şey budur çünkü bu egoya ters birşeydir. Egon insanlardan taklitçi yapmak ister. Herkesin seni taklit etmesini isterdin; sen bir model
olmak ve herkesin seni izlemesini isterdin. O zaman senin egon çok, çok tatmin olurdu. Kendini taslak zannedecektin ve herkes seni takip etmek zorunda kalacaktı. Sen merkez haline gelirsin ve
herkes sahte olur. Hayır, ego bu fikirden hoşlanmayacak. O başkalarını sana göre değiştirmek ister. Fakat sen kim oluyorsun da herhangi birisini değiştireceksin. Bu sorumluluğu alma. Bu tehlikelidir; Adolf Hitler'ler böyle doğar. Onlar tüm dünyayı kendilerine göre değiştirme sorumluluğunu alırlar.

Bir gülün güzelliğini bilen bir el, Hiroşima'ya bomba atamaz. Sevginin güzelliğini bilen bir el, ölümle dolu bir silaha sarılamaz.

Dünyadaki en büyük arzu içsel dönüşüme karşı duyulandır. Para arzusu hiçbir şey değil, daha fazla güç, daha fazla prestij için duyulan arzunun hiçbir anlamı yok; en büyük arzu sözde manevi olan arzudur. Ve bir kere bir arzuyu duymaya başlarsan sonsuza kadar bedbaht bir durumda kalırsın. Dönüşüm mümkün ama onu arzulamak buna yetmez. Dönüşüm ancak gevşeyip her ne ise onu kabul ederek mümkün olur. Kendini koşulsuz olarak kabullenmek dönüşümü getirir.

Dünyadaki en büyük arzu içsel dönüşüme karşı duyulandır. Para arzusu hiçbir şey değil, daha fazla güç, daha fazla prestij için duyulan arzunun hiçbir anlamı yok; en büyük arzu sözde manevi olan arzudur. Ve bir kere bir arzuyu duymaya başlarsan sonsuza kadar bedbaht bir durumda kalırsın. Dönüşüm mümkün ama onu arzulamak buna yetmez. Dönüşüm ancak gevşeyip her ne ise onu kabul ederek mümkün olur. Kendini koşulsuz olarak kabullenmek dönüşümü getirir.

Savaş sorun değildir, sorun bireysel saldırganlıktır; savaş sadece bireysel saldırganlığın toplamıdır. Sen protesto yürüyüşleri yapıp dur ve savaş durdurulmayacak. Eğlenceden hoşlanan birkaç kişi var; onları herhangi bir protesto yürüyüşünde bulabilirsin.

Zevklerin birer hiçti, sadece su üstüne atılan imzalar gibiydi. Acıların ise mermer üzerine kazınmıştı. Ve bütün bu acıları, suya atılacak imzalar için çekmişsin.

Aşk, seni mütevazi, basit ve masum hale getiren tek deneyimdir...

Benim lehime de, aleyhime de konuşsan; benim hakkımda konuşuyorsun. Benim hakkımda konuşurken bu konuşma aleyhimde dahi olsa; henüz beni terk edememişsindir, senin içinde gayet canlıyımdır. Aslında aleyhimde konuşurken benden kurtulmak istiyorsundur ama kurtulamıyorsundur. Benim aleyhimde konuştukça; daha fazla derinliklerine ineceğim.

Dünya bir gökkuşağı, zihin bir prizma ve varlık ise beyaz ışındır.

Kendine iyi gelmek istiyorsan bir başlangıç yap. Bitmiş herhangi bir yerden. Yeni bir başlangıç.

Doğa, siz bireysel sorumluluk almadıkça, gelişemeyeceğiniz bir noktaya gelmiştir. Doğa bundan daha fazlasını yapamaz. Zaten yeterince yaptı.

Ciddiyet bir tür hastalıktır: Ruhun kanseridir.

İnsanoğlunun zihni her şeydir, her şeyi bilmek ister. Ama gerçek bilgi ancak ve ancak zihnin kendisini anlayabilenler tarafından elde edilebilir...

Mutluluk, uyum içinde, parçalanmamış, bölünmemiş, bütün olduğun zaman, sana gelen duygudur. Duygu dışardan gelen birşey değildir. Senin içel ahenginden doğan melodidir.

Tanrı sessizdir, onun üzerine herhangi bir şeyi atabilirsin; direnç yoktur çünkü direnç gösterecek kimse yoktur. Alın yazısı da yine aynı şekildedir. Aşkta başarısız olursun, diğer mevzularda başarısız olursun. Başarısız olmak canını yakar. Yaralanmış kalbin için bir tür merheme ihtiyaç duyarsın. 'Kader' güzel bir merhemdir ve bedava olarak mevcuttur. Onun için bir şey ödemene gerek yoktur. Bu sana avuntu verir.

İnsan tıpkı bir soğan gibidir. Düşüncelerin, duyguların tabakasını soyarsın ve sonuçta ne bulursun? hiçbir şey.

Mutluluğa kulak ver; onun belirleyici olmasına izin ver. bırak gideceğin yöne mutluluk karar versin ve sonra bunun içine doğru hareket et.

Ego bir buzdağıdır. Onu erit. Onu derin sevginin içinde erit, böylelikle o kaybolsun ve sen okyanusun parçası haline gel.

Dil asla sürçmez bunu bunu daima hatırla. Zihnin içinde her ne oluyorsa aynı şekilde dile gelir.

Kendinle ilgili bütün fikrin, kendisi ile ilgili hiçbir fikri olmayan kişilerden ödünç alınmıştır.

Gerçek disipline sahip bir adam asla biriktirmez; her an öğrendiği şeyin olduğunu hisseder ve tekrar cahil olur. Bu cahillik ışık saçar.

Feminen maskülenden daha güçlüdür; yumuşak sertten daha güçlüdür; su, kayadan daha güçlüdür.

Aşk özgürlük verir. Eğer özgürlük ve aşka sahip olursan başka şeye ihtiyacın kalmaz. Elde etmişsindir. Sana yaşam işte bunun için verildi.

Ego bir buzdağıdır. Onu erit. Onu derin sevginin içinde erit, böylelikle o kaybolsun ve sen okyanusun parçası haline gel.

Benim çağrım; Dünya'daki tüm deli insanlaradır. Ben; deli bir adamın aydınlanma kılavuzuyum.

Neden bir insanı aşağılayıp, senden bir şeyler talep etmek zorunda bırakasın ki? Bu çirkin bir şey. Eğer kendi anlayışın sayesinde, birilerinin bir şeylere ihtiyaç duyduğunu görürsen ve o ihtiyacı karşılayabilecek durumdaysan, bunu yap.

Kendi merkezimize başkasını, ilişkide olduğumuz birini oturtuveririz. Babamız annemiz, kardeşimiz yahut sevgilimiz. Belki çocuğumuz ya da patronumuz! Herhangi birisini oraya yerleştirebiliriz. Sonra da kendimiz yerine o kişiyi değiştirmeye çalışırız. Kendimizi aramak ve bulmak arzusu derinlerde duruyorken; bizi o kişi yahut kişileri yaşamımızın amacı haline getiririz.

Eğer tüm dünya tembel olursa çok güzel bir dünyamız olurdu; savaşsız, atom bombaları olmayan, nükleer silahsız, suçsuz, hapissiz, yargıçsız, polissiz, başbakansız. İnsanlar o kadar tembel olurdu ki bu saçmalıklara ihtiyaç kalmazdı. Biraz düşünün: hiç tembel bir insan bu dünyada yanlış bir şey yaptı mı? Ve hala zavallı tembel insanlar ayıplanır.

Milyonlarca insan acı çekiyor; sevilmek istiyorlar ama nasıl seveceklerini bilmiyorlar. Ve aşk monolog olarak var olamaz; o bir diyalogdur, çok ahenkli bir diyalogdur.

Korku, sevgi eksikliğinden başka bir şey değildir. Bir şeyi sevgiyle yap, korkuyu unut. Eğer iyi seversen, korku kaybolur.

Yaşam kutlamayı bilenler içindir.

Ayrılık kaçınılmaz bir söndür, kimse istemez ama gereklidir. Çünkü hayat olduğu gibidir; olması gerektiği gibi değil!

Her ne hissedersen o haline gelirsin. Bu senin sorumluluğundur.

Kendini kabul ettiğin an güzelleşirsin. Kendi bedeninden keyif aldığında başkalarına da keyif verirsin. Pek çok insan sana aşık olacaktır. Çünkü sen kendine aşıksın.

Topluma mutlak şekilde teslim olmak, bütünüyle onun esiri olmak gerekir. Toplum ancak o zaman yalnızca kölelere, ruhsal olarak intihar etmiş kimselere saygı duyar.

Gezginin biri yürüdüğü uzun yolun ardından bulduğu bir ağaç gölgesine oturur ve açtır, 'şurada biraz yiyecek olsaydı yerdim' diye düşünür ve birden orada yiyecek belirir. Aç olduğu için hiç sorgulamadan bir güzel yer. Sonra uykusu gelir 'şurada bir yatak olsaydı uyurdum'diye düşünür ve yatak belirir.fakat yatarken adamın içini bir düşünce kaplar. 'neler oluyor etrafta kimse yok ama yiyecek dedim geldi, yatak dedim geldi,şimdi hayaletler gelip beni yiyecek' diye düşünür. Ve hayaletler gelip onu yer. hayatta kural aynıdır. Hayaletleri düşünürsen ortaya çıkacaklardır. düşündüğün şeyi göreceksin: düşmanları düşünürsen onları yaratacaksın, dostları düşünürsen onlar belirecek. Seversen dört bir yanında sevgi belirir; nefret edersen nefret belirir. Düşündüğün herşey mutlaka başına gelecektir.

Birisinin hatası için kendini cezalandırmak aptalcadır.

Aşka engel olan herşeyden kurtulmayı öğren. Aşk varlığının derinliklerinde akıyor. Ama üzerinde kaldırılması gereken bir sürü taş toprak var.

Yoga, hayale dalmayan bir zihne sahip olma yöntemidir. Yoga, burada ve şimdide olma bilimidir. Yoga, artık geleceğe yönelmemeye hazırsın anlamına gelir. Yoga, artık umut etmemeye ve varoluşunun bir adım önüne zıplamamaya hazırsın demektir. Yoga, gerçekle olduğu gibi yüzleşmek demektir.

Meditasyon tamamen yalnız olabilme kapasitesi demektir ve aşk tamamen beraber olabilme kapasitesidir. Aşk beraber olmaktan keyif almaktır, meditasyon tekbaşınalıktan, yalnızlıktan keyif almaktır. İkiside aynı işi yapar, çünkü iki yoldanda ego yok olur.

Tüm bayraklar yakılmalı, tüm ayrılıklar yok edilmeli ve bir tek insanlık ilan edilmelidir.

Meyve olgunlaştığında, kendi kendine ağaçtan düşer. Bir an ağacın dalında asılı durmaktadır, suludur. Bir sonraki an düşer- düşmeye zorlandığı için ya da atlamaya çaba gösterdiği için değil, ağaç onun olgunluğunu fark ettiği ve onu salıverdiği için.

Meditasyon seninle ışık arasındaki bir köprüden başka birşey değildir.

Kadın erkekten çok daha önemlidir. Çünkü o rahminde hem erkeği hem kadını taşır. O kıza ve oğlana, her ikisine de annelik eder; her ikisini de besler. Erkekle yarışıyorsun ve yarışmana gerek yok; sen zaten üstünsün. Şiir yazmaya gerek yok, şiir sensin. Sevgin senin müziğindir. Sevgilinle birlikte çarpan kalbin senin dansındır.

Eğer tüm dünya tembel olursa çok güzel bir dünyamız olurdu; savaşsız, atom bombaları olmayan, nükleer silahsız, suçsuz, hapişsiz, yargıçsiz, polissiz, başbakansız. İnsanlar o kadar tembel olurdu ki bu saçmalıklara ihtiyaç kalmazdı. Biraz düşünün: hiç tembel bir insan bu dünyada yanlış bir şey yaptı mı? Ve hala zavallı tembel insanlar ayıplanır.

Eğer nazik olamazsan kızamazsın. Yaşamda birşey kesindir. Eğer birşeye izin veriyorsan, başka birşeyede aynı oranda izin vermen gerekir. Sadece bir işi yapamazsın; ben gözyaşlarımı engelliyorum ama derinden güleceğim bu imkansızdır.

Hiçbir şeyi ayıplama. Aksine, onu kullan. Herhangi bir şeye karşı olma. Nasıl kullanılabileceğinin ve dönüştürülebileceğinin yollarını ara.

Aşk ve meditasyon birer kanat ve birbirlerini dengeliyorlar. Ve sen bu ikisinin arasında gelişiyorsun, ikisi arasında bütünleşiyorsun.

Hatalarınızı ve yanlışlarınızı akla yatkın hale getirmeyin. Çünkü eğer akla yatkın hale getirirseniz, onları korursunuz. O zaman tekrarlanırlar.

Gerçek aşkın zıttı yoktur...

Acı, büyümenin bir parçasıdır. Ve unutmayın, bir şey canınızı yaktığında içinizdeki başka bir şey bastırılmıştır. Açıdan kaçınmaktansa içine dalın. Bırakın canınız yansın! Tamamen acısın ki yara tamamen açılsın. Yara bir kere tamamıyla açılırsa iyileşmeye başlar. Acıyı hissettiğinizde ondan kaçarsanız, acı içinizde kalır ve tekrar tekrar karşınıza çıkar.

Eğer aşk olmadan çalışırsanız bir köle gibi çalışıyorsunuzdur. Aşkla çalıştığınız zaman bir imparator gibi çalışırsınız. İşiniz eğlencenizdir.

Anda olmak mucizedir.

Hayat böyledir işte. Ona hazırlanamazsın, onun için hazır olamazsın. Güzelliği, mucizesi de budur, seni hep hazırlıksız yakalar, hep sürpriz yapar. Gözlerin varsa her anın bir sürpriz olduğunu ve önceden hazırlanmış hiçbir cevabın ise yaramayacağını görürsün.

Sadece kendin olmak için varsın. Rahatla! Ve sadece kendin ol. Bireyselliğine saygı duy ve kendi imzanı atacak cesarete sahip ol.

Nefes senin hayatın, Ve nefes aynı zamanda Bilinçle bilinçsiz olan arasında, Bedeninle ruhun arasında bir köprü. Bu köprünün kullanılması gerek. Eğer köprüyü doğru şekilde kullanırsan, Diğer kıyıya geçebilirsin...

Sevgi bir tutku değildir. Sevgi bir duygu değildir. Sevgi birisinin, bir şekilde seni tamamladığının derinden anlaşılmasıdır.

Sonsuz mutluluğu istemekte açgözlülüktür.

Büyüme bir daire içinde hareket etmediğin anlamına gelir; her gün hatta her an yeni bir şey olmaktadır. Ve bu ne zaman mümkün hale gelir? Yoğun olarak yaşamaya başladığında.

Istırabını bırakmaktan, ıstırabını saadete dönüştürmekten seni kim alıkoyabilir? Hiç kimse. Bir hapishanede bile olsan, mahkûm edilmiş, zincirlenmiş, hiç kimse seni mahkûm edemez. Senin ruhun yine de özgür kalır. Elbette son derece sınırlı koşullardasındır. Ama bu sınırlandırılmış durumda bile bir şarkı söyleyebilirsin. Ya çaresizlik gözyaşlarıyla ağlarsın ya da bir şarkı söyleyebilirsin. Ayağındaki zincirlerle bile dans edebilirsin; o zaman zincirlerin sesi bile bir melodiye sahip olacaktır..

Şu anda yaşamaya başla; ne kadar yaşarsan o kadar az sorun olduğunu göreceksin, çünkü şimdi boşluk yaşamanın içinde çiçek açıyor, gerek yok. Yaşamadığın zaman, aynı enerji bozulur. Bir çiçeğe dönüşecek olan aynı enerji tıkanır. Açmasına izin verilmediğinde, yürekte bir dikene dönüşür; aynı enerjidir.

Güzel bir gelecek ancak bugün yaşanırsa doğabilir.

Hayat küçük şeylerden oluşur. Eğer sen seversen büyük olurlar.

Aşkını arındır ve o dua haline gelecektir. Zekanı arındır ve o bilgeliğin haline gelecektir. Kendini tamamen arındır ve sen bütünle bir hale geleceksin.

Bedenini sevmediğin sürece ve bedenini anlamadan, ruhsal büyüme mümkün değildir. Beden ruhun tapınağıdır.

Zihin tıpkı kalabalık gibidir; düşünceler bireylerdir. Ve düşünceler sürekli orada oldukları için sürecin maddi olduğunu düşünüyorsun. Her bir düşünceyi bırak ve en sonunda hiçbir şey kalmaz. Zihin diye bir şey yoktur, sadece düşünce vardır.

Asla beni takip etme... Çünkü ben kendim kaybolmuşum.

Geçmiş insanda bir bölünme yarattı. Her insanın içinde sürekli devam eden bir sivil savaş vardır. Eğer huzurlu hissetmiyorsan, bunun sebebi kişisel değildir. Hastalık toplumsaldır.

Her zaman bir şeyi anımsa: Aşık olmak iyidir. O çok büyük bir sevaptır. Eğer o birisi ile akmıyorsa o zaman onun başka birisi ile akmasına izin vermek iyidir. Ama takılma, aksi takdirde acı çekeceksin, partnerinin acı çekmesine sebep olacaksın, her ikiniz de acı çekeceksiniz. Ve sorun şudur ki eğer çok uzun süre acı çekersen acılarına bağımlı hale geleceksin. O zaman acının içinde bir tür hoşnutluk hissetmeye başlayacaksın. Bir mazoşist haline gelebilirsin ve o zaman onun dışına çıkmak çok zor olacaktır. O zaman sorun çok büyüktür..

Toplumun stratejisi sizi birbirine düşman iki kampa bölmektir. İçinde hem yunanların zorbası, hem buda'nın gautama'sı yaşar. Biri maddiyatçıdır, diğeri tinselliğe önem verir. Gerçeklikte bölünmüş değilsin. Gerçeklikte sen ahenk içerisindeki bir bütünsün. Ama bir bütün olmadığını düşünmeye şartlandırılmışsındır. Ve eğer tinsel bir varlık olmak istersen, bedeninle savaşman gerektiği öğretilmiştir. Bedenini fethetmek, onu yenmek, yok etmek.. Mümkün olan her yöntemle ona işkence etmen gerekir.

Kızgınlık, kıskançlık ve nefret ile dolu olduğun zaman; kapıları kapat ve sessizce otur. Kızgınlığa izin ver, izin ver gözlerinin önünde çakşın. Nefrete izin ver bir film gibi geçsin. Sen izleyici ol. Şaşıracaksın. O duygu herzaman orada kalamaz, bu kesindir. Er yada geç geçer, sadece birkaç dakika zaman alır ve geçtiği zaman geçmiştir. Kendinden hiçbir iz bırakmayacaktır.

Beni fikirlerine göre yorumlayamazsın. Sana çok fazla dert olurum.

Basit olan ego için cazip değildir, basit olan egonun ölümü demektir.

Unutma, kafa bir köle olarak çok güzel bir koledir. Çok işine yarar. Ama bir sahip olarak tehlikelidir ve bütün hayatını zehirler.

Unutma gerçek iletişim, sessizlikte meydana gelir.

Yarın asla gelmez her zaman bugün vardır.

Korkuların sen onları koruduğun için varlar.

Eğer bir anne babaysanız, çocuğunuza bilinmezliğin kapılarını açın ki keşfetmeyi öğrensin. Çocuğunuzu bilinmezlikten ürkütmeyin; tersine, bu yolculukta ona destek olun.

Ben seni herhangi bir konuda ikna etmeye çalışmıyorum. Ben senin belirli bir teoriye, felsefeye, dogmaya ya da kiliseye geçmeni sağlamaya çalışmıyorum. Hayır. Ben sadece yaşadıklarımı paylaşmaya çalışıyorum. Bu paylaşma sırasında eğer sen de katılımcı olursan aynı şey sana da olabilir. Bu bulaşıcı bir şey...

Hiçbir yere ait olmamak, yaşamın en büyük deneyimlerinden biridir. Tamamen yabancı kalmak, asla bir şeylerin parçası olmamak nefis bir deneyimdir, her şeyi aşarsın.

Aşk öyle derin bir ihtiyaçtır ki onsuz yaşayamazsınız; ya kendisi ya da yedeğini ararsınız. yedek sahte olabilir ama en azından bir süreliğine aşık olduğunuz hissine kapılabilirsin. sahtesi bile keyiflidir. eninde sonunda sahte olduğunun farkına varırsın; o

Gerçek güzellik yüzün biçimi ile değil, içten gelip yüzü aydınlatan ışıkla ilgilidir.

Yaşamın boyunca üzerinde birçok çirkin şey yetişti. Onların budanması gerekiyor. Bu budanış senin zararına olan birşey değil. Çünkü çevrende yetişmiş olan bu çirkin şeyler kıskançlık, egemenlik, bitmeyen bir üstün olma çabası- senin aşkı deneyimlemene izin vermeyecek.

Bütün savunmalarını bırakmak zorundasın, ancak o zaman yakınlık mümkündür. Biz bin bir şey saklıyoruz, sadece diğerlerinden değil kendimizdende.

Ego toplumun yaratmış olduğu ve senin bu sayede oyuncakla oynamaya devam edebildiğin ve asla gerçek şeyi sormadığın bir kandırmacadır.

Hayat bir çelenk gibidir; çiçeklerin arasındaki ipliği görmezsin, ancak oradadır, onları bir arada tutar. Şayet iplik orada olmasaydı, çiçekler dağılacaktı; bir çiçek yığını olacaktı ama çelenk olmayacaktı. Ve varoluş bir yığın değildir, o çok iyi örülmüş bir desendir. Her şey değişmekte ancak değişmez bir unsur tamamen onun arkasında bulunan kozmik bir yasayı korumakta. Bu kozmik yasaya sadashiva, ebedi Tanrı, zamansız Tanrı, değişmez Tanrı denir. Ve bu meditasyoncunun işidir; ipin ucunu bulmak.

Aşk bir esinti gibidir. Sadece geldiğini görürsün. Eğer oradaysa oradadır, sonra gider. Ve o gittiğinde gitmiştir. Aşk bir gizemdir, ona hükmedemezsin. Hiçbir nedenle aşka hükmedilmemelidir, aşk yasallaştırılmamalıdır, aşk zorlanmamalıdır.

Sevgi seni özgürleştirir, sevgi sana özgürlük verir fakat bu sevgi sadece meditasyon aracılığıyla gelebilir, bunun başka bir yolu yoktur.

Şefkat ol. Koşulsuzca, yönetmeden, yönlendirmeden. O zaman bu ıstırabli dünyada bir şifa gücü olabilirsin.

İnancın kaynağı korkudur. Sahtedir, dışarıdan gelmiştir. İnanç dünyadaki en ucuz şeydir. İsa'ya inan ve bir yalana inanırsın. Musa'ya inan ve bir yalana inanırsın. Bana da inanma. Dikkatle ve akıllıca incele, yaşa, dene. Ve denediğin zaman, herhangi bir şeye inanmaya ihtiyacın kalacak mı? Şüphe tamamıyla silinmiştir. O halde inanmanın anlamı kalmaz. İnancın sert taşları şüphenin kırıntılarını bile yok eder.

Bugün, mevcut olan her şeydir; şimdi senin var olduğun, her zaman var olacağın yeğâne zamandır. Yaşamak istersen ya şimdi olacaktır ya da asla olmayacaktır.

Bir sorunu kabul edersen kaybolur, ve eğer o sorunla bir çatışma yaratırsan, sor..un giderek büyür. O yüzden her şeyi coşkuyla yap. Her şey bir dua-ya dönüşsün. Hata yapmaktan korkma, çünkü hata yapmaktan korkarsan, hiç ilerleyemezsin ve yaşamı kaçırırsın. Hata yapmak, hiçbir şey yapmamaktan daha iyidir.. Eğer düşmanından korkar ve kapını kilitlersen, dostununda girmesini engellersin. Olumsuzluklar seni rahatsız etmesin. Bir mum yakabilirsin ve karanlık kendiliğinden kaybolur.

Benim sözlerimde Tanrısallık arayanlara söyleyeceğim tek şey; sözlerim bir şakadan ibarettir. Yaşama neşe katmak için buradayım.

Kahkaha gerçek dindir... Gerisi olsa olsa metafiziktir.

Aşka düşme, aşkla yüksel.

Her şeyi kabul eden insan neşeli olur... Böyle birisi şükran dolu olur; varoluşa şükran duyar, bütünlüğe şükran duyar, bu kişi en üstündür.

Her zaman ne varsa onu gör. Acele etme. Bir şeyi yanlış anlamaktansa anlamamak daha iyidir.

Neşe bedenin senfonisi anlamına gelir, başka bir şey değil. Bedenin musiki bir ritim tutturması demektir, hepsi bu. Neşe zevk değildir; zevki başka şeylerden alırsın. Neşe sadece kendin olmaktır. Capcanlı, hayat dolu, zinde. Bedeninin içinde ve çevresinde çalan belli belirsiz bir müzik, bir senfoni, neşe budur işte.

Eğer cesur değilsen samimi olamazsın. Eğer cesur değilsen sevemezsin. Eğer cesur değilsen güvenemezsin. Eğer cesur değilsen, gerçeğin peşine düşemezsin. O yüzden önce cesaret gelir. Ve diğer her şey onu izler.

Sen sadece kendin olarak kal. Diğer insanlar senin hakkında ne düşünüyorsa; bu onların düşüncesi ve senin ile hiç ilgisi yok. Sen sadece kendin ol, diğer insanlar için dünyaya gelmedin, kendi yaşamını yaşamak için buradasın.

Sen cevapları ezberliyorsun ama, hayat asla aynı soruyu tekrarlamaz.

Kimseye ihtiyacın olmadığında, kendi kendine yettiğinde, yalnızken gayet mutlu ve mesut olduğunda, işte o zaman aşk mümkündür.

Tasavvuf bir dünya görüşü değil, görmektir. Gerçeğe aşk ile yaklaşmaktır. Varoluşu, yüreğini açmaya zorlamaktır.

Boş tutulan kalp, Tanrı'ya açılan kapıdır...

Hayat öylesine bir gizemdir ki onu kimse anlayamaz ve kim onu anladığını iddia ederse o sadece cahildir. O ne dediğini bilmiyordur, o ne saçmaladığını bilmiyordur. Eğer sen bilge isen anlayacağın ilk şey şudur: hayat anlaşılamaz.

İnsan anlamaya çalışacağına baskı kurar, ilişki kuracağına manipüle eder çünkü birisiyle ilişki kurmak büyük bir anlayış gerektirir.

Tüm büyük sözleri ve büyük öğretileri en ölümcül düşmanınız olarak düşünün. Onlardan kaçının, çünkü siz kendi kaynağınızı bulmalısınız. Bir takipçi, bir taklitçi olmak zorunda değilsiniz. Orijinal bir birey olmalısınız; en içinizdeki özü kendiniz, rehbersiz, yol gösteren kutsal yazılar olmadan bulmalısınız. Bu karanlık bir gece ama araştırmanın yoğun ateşi ile gündoğumuna geleceksiniz. Başkaları yalnızca inanır. İnananlar dindar değildir, yalnızca inanarak dinin büyük macerasından kaçınmaktadırlar.

Odağı değiştir kendine dön.

Sadece birey; bilincin ve farkındalığın zirvelerine yükselebilir. Daha çok kalabalığa ait oldukça, daha derin karanlığa düşeceksin.

Ben senin hem zorba hem de gautama olmanı isterim, ama aynı anda. Birinden birini seçmen gerekmez. Zorba dünyayı temsil eder; tüm çiçekleri, yeşillikleri, dağları, ırmakları ve okyanuslarıyla. buda ise gökyüzünü temsil eder; tüm yıldızları, bulutları ve gökkuşaklarıyla. dünya olmadığında gökyüzünün bir anlamı olmaz. Gökyüzü dünya olmadan gülemez. Gökyüzü olmadığında dünya ölü olur. İkisini bir araya getirin, orada varlığın dansı başlar. Dünya ve gökyüzü birlikte dans eder, ve orada bir kahkaha oluşur. Neşe vardır, kutlama vardır.

Meditasyon yapmayan kişi uyur, rüya görür; meditasyon yapan ise uykudan uyanıklığa doğru hareket eder, bir dönüşüm halindedir. O zaman mutluluk tamamıyla bambaşka bir anlam taşır: O daha çok niteliğe, daha az niceliğe ilişkin bir şey olur; o daha çok psikolojik ve daha az fizyolojik bir şeydir. Meditasyon yapan müzikten daha çok keyif alır, şiirden daha çok keyif alır, bir şey yaratmaktan keyif alır. Bu insanlar doğadan, onun güzelliğinden keyif alır. Sessizliğin tadını çıkarır, daha önceden hiç zevk almamış oldukları şeyden zevk alır ve bu çok daha fazla kalıcıdır. Müzik dursa bile içinde bir şeyler sürmeye devam eder.

Güveniyorsan şen savaşmıyorsun demektir. Teslim olmak yaşamı düşman değil bir dost olarak görmek demektir.. Nehre güvendiğin anda, birden tadını çıkarmaya başlarsın..

Sevgi sonsuzluktur. Şayet orada ise, büyümeye devam edecektir. Sevginin bir başı vardır, ancak bir sonu asla yoktur.

İnsanlar daha az bildikçe, onu daha çok inatla bilirler.

Umut ederek yaşadın. Şimdide umut boşa çıktı umutsuzluk içinde yaşıyorsun. Şimdi bırak umutsuzlukta boşa çıksın: umudu ve umutsuzluğu birlikte bırak. Gelecekten yaşayan o tutumu aş. Şimdi burada yaşa! Umutla yaşamak gelecekte yaşamaktır, gerçekte hayatı ertelemektir. Bu bir yaşam biçimi değil, intihar biçimidir. Hiçbir umuda gerek yok ve umutsuzluk hissetmeye de gerek yok. Şimdi burada yaşa. Yaşam olağanüstü keyifli, burada yağdırıyor ve sen başka bir yerde arıyorsun. Hemen gözünün önünde ama senin gözlerin uzağa kaydı, ufka bakıyor. Senin içinde ama sen orada değilsin.

Meditasyon yeni bir şey değildir; dünyaya gelirken onu da beraberinizde getirdiniz. Zihin yeni bir şeydir; meditasyon ise sizin doğanızdır. O sizin doğanız, sizin varlığınızdır.

Yaratıcı ol dediğim zaman, Herkesin gidip büyük bir ressam ya da şair olmasını söylemiyorum. Ben sadece bırak hayatın bir Resim, bir şiir olsun diyorum.

AŞK, kendi içindeki gökyüzünün farkına vardığın zaman yaşanır.

Gerçek aşkta bölünme olmaz. Sevenler birbirinin içine erir. Sadece egoistçe aşkta büyük bir bölünme vardır, seven ve sevilen ayrılır. Gerçek aşkta ilişki yoktur. Çünkü ilişki kurulacak iki insan yoktur. Gerçek aşkta sadece sevgi olur, bir çiçek açma, güzel bir koku, bir erime, bir birleşme yaşanır.

Bildiğini düşündüğün gün ölümün gerçekleşir çünkü şimdi artık merak, neşe ve sürpriz olmayacaktır. Şimdi ölü bir hayatı yaşayacaksın.

Aşık olduğunda bir çocuk olarak kal; aşkın içinde büyüyerek olgunlaşırsın. Yavaş yavaş aşk bir ilişki değil varlığının bir durumu haline gelir. Sen aşık değilsindir şimdi aşk sensindir.

Benim mesajım mesaj olmadığımdır.

Bilinçlilikten kaynaklanan eylem ahlaklıdır, bilinçsizlikten kaynaklanan eylem ise ahlaksızdır. Yapılan eylem aynı olsa bile.

Ego bir buzdağıdır. Onu erit. Onu derin sevginin içinde erit, böylelikle o kaybolsun ve sen okyanusun parçası haline gel.

Aşkın içinde olduğun an, dil eksik kalır, bir söyleyemez, sadece sessizlik.

Kıskanç adam cehennemde yaşar. Karşılaştırmayı bırakırsan kıskançlık yok olur, acımasızlık yok olur, sahtelik yok olur...

Çoşku senin doğandır, Meditasyon bunu sana hatırlatıyor.

Yaratıcılık varoluştaki en büyük isyandır. Eğer yaratmak istiyorsan, bütün şartlanmalardan kurtulmak zorundasın. Aksi halde yaratıcılığın kopya çekmekten başka bir işe yaramaz.

Varlığına bütünüyle sahip çıkmalısın. İyisiyle , kötüsüyle her yönünü kabullenmelisin kendinin. Herhangi birşeyden kurtulmak söz konusu değil. Kimse asla hiç bir şeyden kurtulmuyor , kişi sadece yavaş yavaş her şeyi kabullenmeyi öğreniyor.

Gerçekten gülmek istersen, ağlamayı öğrenmek zorunda kalacaksın. Ağlayamazsan ve gözyaşlarına muktedir değilsen gülmek için yeterli olamayacaksın.

Anlaşılması gereken ilk şey, tanışıklığı sevgi olarak görmemektir. Sevişiyor olabilirsin, cinsel yakınlığın olabilir ama gönüller buluşmadığı sürece seks sadece iki bedenin bir araya gelmesinden ibaret olur. Ve iki bedenin bir araya gelmesi sizin buluşmanız demek değildir. Seks de tanışıklık olarak kalır; fiziksel, bedensel ama hala sadece bir tanışıklık. Birinin senin gönlüne girmesine ancak korkmadığın zaman, korku yaşamadığın zaman izin verirsin.

Sev ve daha derinden sev. Acı çek ve daha derinden acı çek. Tümüyle sev ve tümüyle acı çek. Çünkü saf olmayan altın, bu yolla ateşten geçerek saf altına dönüşür.

Sakin unutma, ne zaman karşına bir seçenek çıksa, bilinmeyeni, riskli olan, tehlikeli ve güvencesiz olanı seç. Hiçbir zaman zarara uğramazsın.

Coşkun bir halde olmak istersen sembolik olanın dışına çıkmalısın. Sembolik olandan özgürleşmek demek toplumdan özgürleşmektir. Sembolik olandan özgürleşmek bir birey haline gelmektir. Sembolik olandan özgürleşmek için gerçek olanın içine girme cesareti gösterdin. Ve sadece gerçek gerçektir; sembolik olan gerçek değildir.

Kuşlar zorla ötmez. Bir kuş bir başkanlık emriyle ya da acil bir durumdan dolayı ötmez; o sadece güneşle, ağaçlarla mutlu olur. Var oluş, süregelen bir kutlamadır. Çiçekler yapraklarını bir emre uyarak açmazlar; bu bir görev değildir. Bu bir tepkidir, gün

Senin Tanrın belki de yalnızca psikolojik bir hipnozdur. O senin keşfin değil. O senin aklına sokuluvermiş. Ve bundan dolayı ona inanıp durmaktasın. İnancın, gerçeği arama macerandan seni men eder. Genelde sana inanmadığın taktirde bulamayacağını söylerler. Ama gerçek tam tersidir. İnanç bir engeldir, köprü değil. İnananlar asla bulamazlar. Çünkü onlar asla aramaya kalkışmamışlardır bile.

Çelişki insanın içindedir. Orada çözülmediği sürece başka yerde çözülemez...

Farkındalık, anda olan her şeyin tam bir bilinçlilikle gerçekleşiyor olması anlamına gelir; sen orada mevcutsun. Kızgınlık gerçekleşirken sen orada mevcut olursan kızgınlık oluşamaz. O sadece sen derin uykudayken gerçekleşebilir. Sen orada olursan varlığı

Dünyaya; baş aşağı ve popona atılan bir şamar ile gelmen, senin için hiç de iyi bir başlangıç değildir.

Hükmetme isteği, aşağılık kompleksinden ileri gelir...

Derin bir uyum içinde Muhammed ile birlikte olmak, onun varlığıyla örtüşmek, varlığının yüreğini uyandırmasına ve harekete geçirmesine izin vermek değerli birşeydir. Ama sadece Kuran'ı okumak, çok ama çok uzakta bir çığlıktır, dağlarda bir yankıdır. Hakikatın kendisi değildir. Bir yansıma, göle yansıyan bir dolunaydır. Göle atlarsan, aya ulaşamazsın. Esasına bakılırsa göle atlarsan yansıma da kaybolur. Kitaplar sadece uzak hakikatleri yansıtan aynalardır.

Tekbaşınalıktan, kendinden kaçma, kendi içine dal. Sadece okyanusun içine dalarak inciler bulunabilir.

Hayatın hedefi özgürlüktür. Özgürlük olmadan hayatın anlamı yoktur. Özgürlük politik, sosyal ya da ekonomik özgürlük anlamına gelmez. Özgürlük zamandan, zihinden, arzudan özgür olmaktır. Zihnin varolmadığı anda evrenle bir olursun; evren kadar sınırsız ol.

Dünyadaki en büyük mucize senin olman, benim olmam. Olmak en büyük mucize ve meditasyon bu büyük mucizenin kapılarını açıyor.

Varoluşun bütününe bak ve onların bir olduğunu göreceksin. Düşman dost haline geldiğinde, dost da düşman haline geldiğinde bütün ikilik kaybolur. Bu savaş değildir. Bu, kralların yoludur.

Biriyle savaşmak çok tehlikelidir. Çünkü tıpkı düşmanın gibi olursun. İnsanlığın en büyük sorunlarından biri budur. Biriyle savaştığın zaman aynı teknikleri, aynı yöntemleri kullanman gerekir. Bu sayede düşmanı yenersin. Ancak düşman yenilinceye kadar sen tıpkı düşmanın gibi olursun. Stalin, çarlardan daha çarvariydi. Diğer çarlardan daha gaddardı. Bu tabii ki böyle olmak zorundadır. Çarı devirmek için çok gaddar insanlara ihtiyaç vardır. Çarın kendisinden daha gaddar olan insanlara. Ancak o zaman devrimci olabilirler. Ancak o zaman üste çıkabilirler. O noktaya ulaştıkları zaman, kendileri birer çar olur. Ve toplum aynı yolda devam eder. Sadece önemsiz şeyler değişir. Ancak içteki aynı çatışma devam eder. Bu çatışma, insanın içindedir. Orada çözülmediği takdirde, başka bir yerde çözülemez, politika senin içinde.

Bazen gökyüzünde siyah bulutlar olur; gökyüzü bu siyah bulutlar yüzünden değişmez. ve bazen beyaz bulutlarda olur ve gökyüzü bu beyaz bulutlar yüzünden de değişmez. bulutlar gelirler ve giderler gökyüzü baki kalır. sen gökyüzüşün ve düşüncelerde bulutlardı

Sana diyorum ki hayat bir hapishane değil. O bir ceza değil. O bir ödül. O ödül; sadece onu hak edenlere, onu kazananlara verilir. Keyif almak senin hakkın. Şayet zevk almıyorsan; bir günah işlemiş olacaksın. Onu güzelleştirmezsen, onu bulduğun gibi bırakırsan, varoluşa karşı gelmiş olacaksın.

Hayatın hiçbir hedefi, amacı yoktur. Hayat hiçbir yere gitmiyor. O zaten orada.

Ve sana söylüyorum; gidecek hiçbir yol yok. Her şey bu anda. Bütün varoluş, bu anda toplanmıştır. Bu anın içine sığar. Bütün varoluş, yaşadığın anda akmaktadır. Hepsi bu.

Bir başkasını derin aşkla sevmeyen, yoğun tutku hissetmeyen, zevkin doruklarına çıkmayan, bunları hiç tanımayan kişi kendini de tanıyamaz, çünkü kendi yansımasını görecek bir aynası yoktur.

İnsan aşık olduğunda hayatın ne anlamı olduğunu asla sormaz. Anlamı bilir sormasına gerek kalmaz. Anlamı bilir! Anlam oradadır: Hayatın anlamı aşktır.

Yalnızca aptal insanlar tutarlı insanlardır. Ne kadar zeki olursan o kadar tutarsız olacaksın çünkü yarın ne olacağını kim bilebilir? Yarın kendi deneyimlerini getirecektir. Nasıl olur da geçmiş günlerinle tutarlı olabilirsin? Eğer bir ölüysen tutarlı olacaksın. Eğer canlıysan tutarsız olmak zorundasın; sen büyüdün, dünya değişti, nehir yeni yerlere doğru akıyor.

Zeki bir insan risk alır. O alttan alacağına ölmeye razıdır. Elbette gereksiz şeyler için kavga etmeyecektir, o öze ilişkin olmayan şeyler için kavga etmeyecektir ancak esas şeyler söz konusu olduğunda boyun eğmeyecektir.

İnsanın yeryüzündeki en zayıf hayvan olduğu kabul edilmek zorundadır. Ve onun bütün davranışlarının, bütün aidiyetlerinin, gruplaşmalarının temeli budur. O kendisinden daha büyük bir şeyin parçası olmak zorundadır; ancak o zaman kendisini güvende hisseder.

İlişki büyümek için fırsattır; Aşk büyüme için bir meydan okumadır; dostluk ise sırf keyiftir.

Görmek korkuyu en başından kötü olarak mahkum etmemek anlamına gelir.

Dünya güzel bir yerdir çünkü sessizliğini, medatifliğini tanıklığını test etme fırsatı verir. Dünyanın içinde ol ama dünyadan olma.

Aşk var olan tek mucizedir. O cehennemden cennete giden merdivendir. Aşkı iyi öğrenirsen, herşeyi öğrenmişsindir. Aşkı kaçırırsan, bütün yaşamı kaçırırsın.

Tanrı, tek tanrıdır, elçi yoktur, Tanrı ile senin aranda kimse yoktur. Ara bulucu yoktur. Tanrı hemen hazırdır. Sadece gereken biraz delilik ve çokça meditasyon.

Unutma ki paranın, gücün ve saygınlığın hiçbir anlam ifade etmediği değerler dünyasına girmediğin sürece kendine özgü bir yaşam süremezsin. Kendine özgü olan bir yaşamın aroması ise aşktır.

Aşk pazarlık değil, dolup taşmadır. Ve anne, dolup taşmasının sembolüdür...

Sevme kabiliyeti olan bir insan eninde sonunda kendi varlığını keşfedecektir.

Kalbini dinlersen, asla bölünmezsin. Kalbini dinleyerek neyin doğru, neyin yanlış olduğunu düşünmeksizin doğru yönde hareket edersin. Yani insanlığın bütün sanatı , kalbi bilinçli , tetikte ve dikkatli dinlemenin sırrından oluşacak. Ve hangi yolla olursa ol

Asla maske takma! Öfkeliysen öfkeli ol. Bu risklidir, ama gülümseme, çünkü bu dürüst olmaz. Tüm mekanizman ters yüz olmuş. Çünkü kızmak istediğinde kızmadın, nefret etmek istediğinde etmedin. . şimdi sevmek istiyorsun, aniden mekanizmanın çalışmadığını farkediyorsun. Öfkesini bastıran insanlar hep çok yerler. Öfkeli insanlar daha fazla sigara içerler. Çünkü öfke tırnak ve dişlerden boşaltılır. Sahici ol! Şimdiki zamana sadık kal. Çünkü tüm yalanlar geçmişten ya da gelecekten içeri sızar. Geçmişi bir yük gibi üzerinde taşıma; gereksiz yere de gelecekle uğraşma!

Dünyanın kendisinde kötülük yoktur. Tüm kötülükler ruhunuzdadır ve yok edilebilir...

Kendin hakkındaki tüm fikirlerin; kendin hakkında bir fikri bile olmayan kimselerden ödünç alınmıştır.

Enerjin olmadığı için sevginin içerisinde olamazsın. Senin tüm enerjin bölünmüştür ve farklı biçimlerde dağılmıştır; bazen seks, bazen öfke, bazen de açgözlülük olarak. Sevgi bir biçim değildir. Ne zaman ki tüm arzuların ortadan kalkar, o zaman senin enerjin sevgiye dönüşür...

İnsanlar tekrar tekrar mutsuzluklarını anlatıp duruyorlar. hatta abartıyorlar bile, süslüyorlar, büyütüyorlar. olduğundan daha kötüymüş gibi gösteriyorlar. neden? Riske atacak hiçbir şeyin yok. ama insanlar bilinene tanıdık olana yapışıp kalıyorlar. tek bildik

Bizler yabancılarız. Kimsenin kimseyi tanıdığı yok. Bizler kendimize bile yabancıyız. Çünkü kim olduğumuzu bilmiyoruz. Samimiyet, seni bir yabancıya yakınlaştırır. Tüm savunmalarını bir kenara bırakmalısın ki, ondan sonra samimiyet mümkün olabilsin. Diğerinin samimi olmasını isteyen kişinin kendisi, savunmalarını bırakıp savunmasız olmalıdır. Tüm yaralarını sana açmalı, bütün maskelerini, sahte kişiliklerini bırakıp olabildiğince yalın olmalıdır. Ve diğer yandan, herkes samimiyetten korkar. Sen kendi savunmalarını bırakmıyorsun ki, samimi olmasını istediğin kişi bunu yapsın.

Zekâ elde edilen bir şey değildir, o doğuştandır, o öze aittir, o hayatın yapıtasıdır.

Yaşam sadece yaşanmamalı kutlanmalı.

Kendi deneyimine dayalı olmayan her şeyi sadece bir varsayım olarak kabul et.

Arzusuz olduğunda farkında olursun ,farkında olduğunda arzusuz olursun. Madalyonun iki yüzü var: Biri arzusuzluk diğeri de farkındalık ve bilinç...

Kişi, hayatı tüm problemleri ile kabul etmek zorundadır. Kişi, hayatın içinden korunma olmadan geçmek zorundadır; kişi kendi yolunu aramalı ve bulmalıdır. Hayat kendini bulmak için bir fırsat, bir meydan okumadır.

Yaşam ise bir argüman değildir. Aşk da bir argüman değildir. O, iki kalbin ve iki varlığın buluşmasıdır. İki bedenin bir olmasıdır.

Bu içsel simyadır: bir sorunu kabul edersen kaybolur ve eğer o sorunla bir çatışma yaratırsan, sorun giderek büyür. Hayat, küçük şeylerden ibarettir, ama eğer küçük şeylere mutluluk katabilirsen, toplamı muazzamdır. O yüzden her şeyi neşeyle yap ve her şey bir duaya dönüşsün. Coşkuyla yap.Olumsuzluklar seni rahatsız etmesin. Bir mum yakabilirsin ve karanlık kendiliğinden kaybolur.

Mutluluğa kulak ver; onun belirleyici olmasına izin ver. bırak gideceğin yöne mutluluk karar versin ve sonra bunun içine doğru hareket et.

Ego bir buzdağıdır. Onu erit. Onu derin sevginin içinde erit, böylelikle o kaybolsun ve sen okyanusun parçası haline gel.

Dil asla sürçmez bunu bunu daima hatırla. Zihnin içinde her ne oluyorsa aynı şekilde dile gelir.

Kendinle ilgili bütün fikrin, kendisi ile ilgili hiçbir fikri olmayan kişilerden ödünç alınmıştır.

Gerçek disipline sahip bir adam asla biriktirmez; her an öğrendiği şeyin olduğunu hisseder ve tekrar cahil olur. Bu cahillik ışık saçar.

Feminen maskülenden daha güçlüdür; yumuşak sertten daha güçlüdür; su, kayadan daha güçlüdür.

Aşk özgürlük verir. Eğer özgürlük ve aşka sahip olursan başka şeye ihtiyacın kalmaz. Elde etmişsindir. Sana yaşam işte bunun için verildi.

Ego bir buzdağıdır. Onu erit. Onu derin sevginin içinde erit, böylelikle o kaybolsun ve sen okyanusun parçası haline gel.

Benim çağrım; Dünya'daki tüm deli insanlaradır. Ben; deli bir adamın aydınlanma kılavuzuyum.

Neden bir insanı aşağılayıp, senden bir şeyler talep etmek zorunda bırakasın ki? Bu çirkin bir şey. Eğer kendi anlayışın sayesinde, birilerinin bir şeylere ihtiyaç duyduğunu görürsen ve o ihtiyacı karşılayabilecek durumdaysan, bunu yap.

Kendi merkezimize başkasını, ilişkide olduğumuz birini oturtuveririz. Babamız annemiz, kardeşimiz yahut sevgilimiz. Belki çocuğumuz ya da patronumuz! Herhangi birisini oraya yerleştirebiliriz. Sonra da kendimiz yerine o kişiyi değiştirmeye çalışırız. Kendimizi aramak ve bulmak arzusu derinlerde duruyorken; bizi o kişi yahut kişileri yaşamımızın amacı haline getiririz.

Eğer tüm dünya tembel olursa çok güzel bir dünyamız olurdu; savaşsız, atom bombaları olmayan, nükleer silahsız, suçsuz, hapissiz, yargıçsız, polissiz, başbakansız. İnsanlar o kadar tembel olurdu ki bu saçmalıklara ihtiyaç kalmazdı. Biraz düşünün: hiç tembel bir insan bu dünyada yanlış bir şey yaptı mı? Ve hala zavallı tembel insanlar ayıplanır.

Milyonlarca insan acı çekiyor; sevilmek istiyorlar ama nasıl seveceklerini bilmiyorlar. Ve aşk monolog olarak var olamaz; o bir diyalogdur, çok ahenkli bir diyalogdur.

Korku, sevgi eksikliğinden başka bir şey değildir. Bir şeyi sevgiyle yap, korkuyu unut. Eğer iyi seversen, korku kaybolur.

Yaşam kutlamayı bilenler içindir.

Ayrılık kaçınılmaz bir söndür, kimse istemez ama gereklidir. Çünkü hayat olduğu gibidir; olması gerektiği gibi değil!

Her ne hissedersen o haline gelirsin. Bu senin sorumluluğundur.

Kendini kabul ettiğin an güzelleşirsin. Kendi bedeninden keyif aldığında başkalarına da keyif verirsin. Pek çok insan sana aşık olacaktır. Çünkü sen kendine aşıksın.

Topluma mutlak şekilde teslim olmak, bütünüyle onun esiri olmak gerekir. Toplum ancak o zaman yalnızca kölelere, ruhsal olarak intihar etmiş kimselere saygı duyar.

Gezginin biri yürüdüğü uzun yolun ardından bulduğu bir ağaç gölgesine oturur ve açtır, 'şurada biraz yiyecek olsaydı yerdim' diye düşünür ve birden orada yiyecek belirir. Aç olduğu için hiç sorgulamadan bir güzel yer. Sonra uykusu gelir 'şurada bir yatak olsaydı uyurdum'diye düşünür ve yatak belirir.fakat yatarken adamın içini bir düşünce kaplar. 'neler oluyor etrafta kimse yok ama yiyecek dedim geldi, yatak dedim geldi,şimdi hayaletler gelip beni yiyecek' diye düşünür. Ve hayaletler gelip onu yer. hayatta kural aynıdır. Hayaletleri düşünürsen ortaya çıkacaklardır. düşündüğün şeyi göreceksin: düşmanları düşünürsen onları yaratacaksın, dostları düşünürsen onlar belirecek. Seversen dört bir yanında sevgi belirir; nefret edersen nefret belirir. Düşündüğün herşey mutlaka başına gelecektir.

Birisinin hatası için kendini cezalandırmak aptalcadır.

Aşka engel olan herşeyden kurtulmayı öğren. Aşk varlığının derinliklerinde akıyor. Ama üzerinde kaldırılması gereken bir sürü taş toprak var.

Yoga, hayale dalmayan bir zihne sahip olma yöntemidir. Yoga, burada ve şimdide olma bilimidir. Yoga, artık geleceğe yönelmemeye hazırsın anlamına gelir. Yoga, artık umut etmemeye ve varoluşunun bir adım önüne zıplamamaya hazırsın demektir. Yoga, gerçekle olduğu gibi yüzleşmek demektir.

Meditasyon tamamen yalnız olabilme kapasitesi demektir ve aşk tamamen beraber olabilme kapasitesidir. Aşk beraber olmaktan keyif almaktır, meditasyon tekbaşınalıktan, yalnızlıktan keyif almaktır. İkiside aynı işi yapar, çünkü iki yoldanda ego yok olur.

Tüm bayraklar yakılmalı, tüm ayrılıklar yok edilmeli ve bir tek insanlık ilan edilmelidir.

Meyve olgunlaştığında, kendi kendine ağaçtan düşer. Bir an ağacın dalında asılı durmaktadır, suludur. Bir sonraki an düşer- düşmeye zorlandığı için ya da atlamaya çaba gösterdiği için değil, ağaç onun olgunluğunu fark ettiği ve onu salıverdiği için.

Meditasyon seninle ışık arasındaki bir köprüden başka birşey değildir.

Kadın erkekten çok daha önemlidir. Çünkü o rahminde hem erkeği hem kadını taşır. O kıza ve oğlana, her ikisine de annelik eder; her ikisini de besler. Erkekle yarışıyorsun ve yarışmana gerek yok; sen zaten üstünsün. Şiir yazmaya gerek yok, şiir sensin. Sevgin senin müziğindir. Sevgilinle birlikte çarpan kalbin senin dansındır.

Yorumlar 13 Adet

Perihan

Öztürk

OSHO'NUN SON DÖNEM İNANÇI ŞÖYLEDİR.
Tanrı yoktur. Tanrı insan tasarımıdır. Ben insanları Tanrıdan özgür olmalarını istiyorum. Tüm dinler insanlara, tanrı'dan kork der. Osho
Sözlerimin bir çoğu eski sözlerimle çelişiyor gibi görünecek merak etmeyin şu an söylediklerim doğrudur ve yarın söyleyeceklerim ise daha doğru olacaktır. Ölüm döşeğimde söylediğim son cümle en son doğru olacaktır. Bundan önce bir karara varamazsınız.Ben hayattayım ve geçmişimle bir bağ yok Osho
ALINTI: ( İNSAN KENDİNİN AYNASIDIR)

Perihan

Abdülkadir Altay

[34941] numaralı söz için:
Sevgi egoyu yıkan tek değil en samimi en gerçekçi eylemdir. Sevgi özgürlük değil, içten bağımlılıktır.

Perihan

Reyyan

[18466] numaralı söz için:
Hiçbir eksiklik ve yanlışlık göremiyorum

Perihan

Ali Günindi

Yol ki Rabbe vara yoksa yurumenin ne anlami var yol varsa yolcuda olmali
Sokakdaki Bilge / ALI Günindi

Perihan

MELO

KENDİ VARLIĞINI BİLE İNKAR EDEN KAİNATIN MUAZZAM OLUŞOMUNU GÖRMEYEN VÜCÜDUNDAKİ HARİKA OLAYLLAR. OSHO ATEİZİM BATAKLIĞINA DÜŞMÜŞ BİR ZAVALLIDIR.ALLAHA İNANMIYOR MUCİZEYE İNANIYOR BU NE YAMAN ÇELİŞKİ.

Perihan

deli

dini aşşağılamıyor aslında insanın kendini yönetmesi gerektiğini anlatıyıor burada

Perihan

Osmanlı X.

Osho bir dahidir Men onun aşiqiyım ona heyranam.

Perihan

Site Yönecisinin Dikkatine!

Bu sayfada ki Osho sözleri tamamen Ateizmin hizmetine kurgulanmış durumda Osho Tanrı yok demez sadece onu sizin deneyimlemeniz gerektiğini söyler. Biraz vicdan sahibi iseniz burada ki saçmalıkları kaldırın. Tanrı ile ilgili fikri sahipliği yok hükmünde ka

Perihan

Katliam

Senin yüzünden bir sürü insan hayatını mahvediyo. Arkadaşlar bu sözlere itibar etmeyin hayatınızı bitirir

Perihan

ganj

Kesinlikle tanınması ve bilinmesi gereken bir kişi, hiç bir şey için geç değil.
Gerçek Şudur; biz sadece esaretimizi bırakırız fakat kurtuluşumuzu kazanırız, sadece çakıltaşlarını bırakır fakat elmasları alırız; biz sadece ölümü terk eder fakat ölümsüzl

Perihan

ado

hayat bir an o an şu an.diğer hepsi yalan sadecemutlu ol gerisiyalan

Perihan

Öztürk

OSHO?NUN TANRI İNANÇI ŞÖYLEDİR:
Tanrı el şeklinde, dost şeklinde gelmiştir. Küçük bir çocuk gülerek geçer. Çocukla birlikte gül. Çünkü çocuğun içinde Tanrı gülmüştür. Bir an için orada dur, minnettar ol. Tanrı şu an varoluşun bütünlüğüdür; Tanrı bütünlük

Perihan

Yunus İnsel

Sağ ve sol elin aynı insana ait olduğu gibi, insanların da hem solcu hem sağcı olduğu görüşünde olan, ateist, isyancı ve aynı zamanda dindar, devrimci olan Osho.. Insanların ne kadar da farklı yaratılıp, bir mucize gösteren Yaradanı yorumlayabilmeniz için

Yorum Yaz

Kim Söylemiş Olabilir

Duman çekmeyi seviyorsanız, bahçenizde kuru otlar yakın ve dumanını içinize çekin. Buna boğulmak denir. Sigaranın en kötü yanı, içerken kendinizi boğarak öldürmek zorunda kalmanızdır. Peki, sigara dumanını özel kılan ne? Çünkü nikotin içerir ve bu madde bağımlılık yapar.

Misafirlerin Baktığı

söz kimin Alfabetik Liste