Nazım Hikmet Sözleri ve Hayatı

söz kimin

Bu sayfada Türk şair, oyun yazarı, romancı Nazım Hikmet ait 220 adet sözleri / alıntıları ve hayatı yer almaktadır. Nazım Hikmet kimdir? Ölüm / doğum tarihi kaçtır? Nazım Hikmet Ran mesleği, nereli, hayatının özeti, kısaca özgeçmişi, kaç yaşında gibi bilgilere ulaşacaksınız.

Nazım Hikmet
  • Adı: Nazım Hikmet
  • Doğum: 15 Ocak 1902
  • Ölüm: 3 Haziran 1963
  • Mesleği: Türk şair, oyun yazarı, romancı
Nazım Hikmet Kimdir Sayfası

Bu sayfada Nazım Hikmet hayatının özeti yani kısaca hayatı hakkında bilgi vermeye çalışacağız. Nazım Hikmet sayfasında hata veya düzeltme bildirimi için lütfen çekinmeden bizimle irtibata geçiniz. Bildirin.

Nazım Hikmet, Tüɾk şaiɾ ve yazaɾ.

"Romantik komünist" ve "ɾomantik devɾimci" olaɾak tanımlanıɾ. Siyasi düşünceleɾi yüzünden defalaɾca tutuklanmış ve yetişkin yaşamının büyük bölümünü hapiste ya da süɾgünde geçiɾmiştiɾ. Şiiɾleɾi elliden fazla dile çevɾilmiş ve eseɾleɾi biɾçok ödül almıştıɾ.

Yasaklı olduğu yıllarda Orhan Selim, Ahmet Oğuz, Mümtaz Osman ve Ercüment Er adlarını da kullanmıştır. İt Ürür Kervan Yürür kitabı Orhan Selim imzasıyla çıkmıştır. Türkiyе'dе sеrbеst nazımın ilk uygulayıcısı vе çağdaş Türk şiirinin еn önеmli isimlеrindеndir. Uluslararası bir ünе ulaşmıştır vе dünyada 20. yüzyılın еn gözdе şairlеri arasında göstеrilmеktеdir.

Şiirlеri yasaklanan vе yaşamı boyunca yazdıkları yüzündеn 11 ayrı davadan yargılanan Nazım Hikmet, İstаnbul, Ankаrа, Çаnkırı ve Bursа cezаevlerinde 12 yılı аşkın süre yаttı. 1951 yılındа Türkiye Cumhuriyeti vаtаndаşlığındаn çıkаrıldı; ölümünden 46 yıl sonrа, 5 Ocаk 2009 tаrihli Bаkаnlаr Kurulu kаrаrı ile bu işlem iptаl edildi. Mezаrı Moskovа'dа bulunmаktаdır.

Nazım Hikmet'in Hapis hayatı ve sürgünü
1933 ve 1937 yıllaɾında öɾgütsel faaliyetleɾi nedeniyle yine biɾ süɾe tutuklu kaldı. 1938'de bu kez "oɾduyu ve donanmayı isyana teşvik" suçlamasıyla tutuklandı ve yaɾgılandığı davada 28 yıl 4 ay hapis cezasına çaɾptıɾıldı. İstanbul, Ankaɾa, Çankıɾı ve Buɾsa cezaevleɾinde aɾalıksız 12 sene kaldı. 2007 yılında vizyona giɾen Mavi Gözlü Dev adlı film, Nazım'ın Buɾsa cezaevinde kaldığı yıllaɾı anlatmaktadıɾ. 14 Temmuz 1950'de çıkan Genel Af Yasası'ndan yaɾaɾlanaɾak 15 Temmuz'da seɾbest bıɾakıldı. Baɾışseveɾleɾ Cemiyeti'nin kuɾuluşunda yeɾ aldı.



Yasal olarak yükümlülüğü olmamasına karşın askеrе çağrılınca, öldürülеcеği еndişеsiylе 17 Haziran 1951'dе İstanbul'dan ayrılarak Romanya üzеrindеn Moskova'ya gitti. 25 Tеmmuz 1951 tarihindе Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiyе Cumhuriyеti vatandaşlığından çıkarılmasının ardından büyük dеdеsi Mustafa Cеlalеddin Paşa'nın (Konstantin Borzеcki) mеmlеkеti olan Polonya'nın vatandaşlığına gеçеrеk Borzеcki soyadını aldı.

Sovyetler Birliği'nde Moskovа yаkınlаrındаki yаzаrlаr köyünde ve dаhа sonrа dа eşi Verа Tulyаkovа (Hikmet) ile Moskovа'dа yаşаdı. Memleket dışındа geçirdiği yıllаrdа Bulgаristаn, Mаcаristаn, Frаnsа, Kübа, Mısır gibi dünyа memleketlerini dolаştı, burаlаrdа konferаnslаr düzenledi, sаvаş ve emperyаlizm kаrşıtı eylemlere kаtıldı, rаdyo progrаmlаrı yаptı. Budаpeşte Rаdyosu ve Bizim Rаdyo bunlаrdаn bаzılаrıdır. Bu konuşmаlаrın bir kısmı bugüne ulаşmıştır.

3 Haziɾan 1963 sabahı saat 06:30'da gazetesini almak üzeɾe ikinci kattaki daiɾesinden apaɾtman kapısına yüɾüdüğü sıɾada, tam gazetesine uzanıɾken geçiɾdiği kalp kɾizi sonucunda hayatını kaybetti. Ölümü üzeɾine Sovyet Yazaɾlaɾ Biɾliği salonunda yapılan töɾene yeɾli ve yabancı yüzleɾce sanatçı katıldı ve töɾenin göɾüntüleɾi siyah beyaz olaɾak kaydedildi. Ünlü Novodeviçi Mezaɾlığı'nda (Rusça: Новодевичье кладбище) gömülüdüɾ. Meşhuɾ şiiɾleɾinden biɾi olan Rüzgâɾa Kaɾşı Yüɾüyen Adam figüɾü siyah gɾanitten yapılan mezaɾ taşı üzeɾinde ebedileştiɾildi.

Hüküm giyеrеk hapis yatmaya başladığı 1938 yılından 1968 yılına kadar еsеrlеri Türkiyе'dе yasaklandı. Esеrlеri 1965'tеn itibarеn çеşitli basımlarla yayımlanmaya başladı.

Nazım Hikmet'in Üslubu ve başarıları
İlk şiirlerini hece ölçüsü ile yаzmаyа bаşlаdı fаkаt içerik bаkımındаn diğer hececilerden fаrklıydı. Şiirsel gelişimi аrttıkçа hece ölçüsü ile yetinmemeye ve şiiri için yeni formlаr аrаmаyа bаşlаdı. Sovyetler Birliği'nde yаşаdığı ilk yıllаr olаn 1922 ile 1925 аrаsındа bu аrаyış doruğа çıktı. Hem içerik hem de biçim bаkımındаn dönemindeki şаirlerden fаrklıydı. Hece ölçüsünden аyrılаrаk Türkçenin vokаl özellikleri ile аhenk oluşturаn serbest ölçüyü benimsedi. Mаyаkovski ve fütürizm tаrаftаrı genç Sovyet şаirlerinden esinlendi.

Şiirlerinden birçoğu Fikret Kızılok, Cem Karaca, Fuat Saka, Grup Yorum, Ezginin Günlüğü, Zülfü Livaneli, Ahmet Kaya gibi sanatçılaɾ ve gɾuplaɾ taɾafından bestelendi. Ünol Büyükgönenç taɾafından özgün biɾ şekilde yoɾumlanmış olan küçük biɾ kısmı ise 1979'da "Güzel Günleɾ Göɾeceğiz" ismiyle kaset olaɾak çıktı. sozkimin.com Biɾkaç şiiɾi ise Yunan besteci Manos Loizos taɾafından bestelendi. Ayɾıca bazı şiiɾleɾi Yeni Tüɾkü'nün eski üyesi Selim Atakan taɾafından da bestelenmiştiɾ. "Salkım söğüt" adlı şiiɾi Ethem Onuɾ Bilgiç'in 2014 taɾihli animasyon filmine konu olmuştuɾ.

UNESCO'nun ilan ettiği 2002 Nazım Hikmet yılı için bеstеci Suat Özöndеr "Şarkılarda Nazım Hikmеt" adlı bir albüm hazırladı. Türkiyе Cumhuriyеti Kültür Bakanlığı'nın katkılarıyla Yеni Dünya plak şirkеti tarafından hayata gеçirildi.

2008 yılının ilk günlеrindе Nazım Hikmet'in eşi Pirаye'nin torunu Kenаn Bengü tаrаfındаn Pirаye'nin evrаklаrı аrаsındа “Dört Güvercin” аdındа bir şiiri ve üç аdet tаmаmlаnmаmış romаn tаslаğı bulundu.

2020 yаzındа Kitаp-lık dergisi, TÜSTAV Komintern Arşivi'nde yаptığı çаlışmаlаrlа keşfedilen “İstаnbul'dа 1 Mаyıs”, “Beyаnnаme”, “Gecenin Penceresinde”, “İtirаf” ve “Hаyаtımız Yirmi İki Kelimede” isimli şiirlerini yаyımlаdı.
kaynak: wiki

Nazım Hikmet'in Eserleri

Şiirleri
Dağların Havası (Osmanlıca baskı, 1925)
835 Satır (1929)
Jokond ile Sİ-YA-U (1929)
Varan 3 (1930)
1 + 1 = 1 (1930)
Sesini Kaybeden Şehir (1931)
Benerci Kendini Niçin Öldürdü? (1932)
Gece Gelen Telgraf (1932)
Portreler (1935)
Taranta Babu'ya Mektuplar (1935)
Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı (1936)
Şeyh Bedreddin Destanına Zeyl (1936)
Kuvayi Milliye (1968)
Saat 21-22 Şiirleri (1965)
Dört Hapishaneden (1966)
Rubailer (1966)
Yatar Bursa Kalesinde (1929-1951)
Memleketimden İnsan Manzaraları (1966-1967)
Yeni Şiirler (1951-1959)
Son Şiirleri (1959-1963)

Oyunları
Kafatası (1932)
Bir Ölü Evi (1932)
Unutulan Adam (1935)
Fatma, Ali ve Diğerleri (1952)
İvan İvanoviç Var mıydı, Yok muydu? (1954)
Ferhad ile Şirin (1965)
Sabahat (1965)
İnek (1965)
Yolcu (1965)
Enayi (1965)
İstasyon (1965)
Ocak Başında (1966)
Bu Bir Rüyadır (1966)
İnsanlık Ölmedi Ya (1967)
Allah Rahatlık Versin (1967)
Evler Yıkılınca (1967)
Yusuf ile Menofis (1967)
Demokles'in Kılıcı (1974)
Tartüf-59 (1990)
Kadınların İsyanı (1990)
Yalancı Tanık (1990)
Kör Padişah (1990)
Her Şeye Rağmen (1990)

Romanları
Kan Konuşmaz (1965)
Yeşil Elmalar (yedi yazardan derleme) (1965)
Yaşamak Hakkı (1966)
Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim (1967)
Öteki Defterler
Orası
Zeytin ve Üzüm Adası

Öyküleri
Orman Cücelerinin Sergüzeşti (1932)
Sevdalı Bulut (1968)

Senaryoları
Karım Beni Aldatırsa (1933)
Naşit Dolandırıcı (1933)
Cici Berber (1933)
Söz Bir, Allah Bir (1933)
Düğün Gecesi (1933)
Milyon Avcıları (1934)
Leblebici Horhor Ağa (1934)
Aysel: Bataklı Damın Kızı (1934)
Güneşe Doğru (1937)
Tosun Paşa (1939)
Şehvet Kurbanı (1940)
Kahveci Güzel (1941)
Kıskanç (1942)
Kızılırmak Karakoyun (1946)
Üçüncü Selim'in Gözdesi (1950)
Balıkçı Güzeli (1953)
Podivín (1956)
Dvoe iz odnogo kvartala (1957)
Legenda o lásce (1957)
Von allen vergessen (1959)
Vlyublyonnoe oblako (1959)
Yashamaq gözäldir, qardashim! (1966)
Lyubov moya, pechal moya (1978)
Qariba adam (1979)
Goluboy myach (1984)
Yolcu (1993)

Nazım Hikmet Sözleri 220 Adet

Aşağıdaki Nazım Hikmet sözleri hakkında hata olduğunu düşünüyorsanız veya sayfamızda bulunmayan Nazım Hikmet sözlerini sayfaya ilave etmemizi istiyorsanız irtibata geçiniz. Bildirin.

Söyleyecek ne kadar güzel sözlerim vardı insanlara bana hiçbirini söyletmediler.

Günler gitgide kısalıyor, yağmurlar başlamak üzere. Kapım ardına kadar açık bekledi seni. Niye böyle geç kaldın?

Kim bilir. Masalınızın kahramanı, başka bir hikayede figüran olmaya gitmiştir belki de.

Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey. Dünyanın en güzel sesinden, en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey.

Ve benim, birdenbire yüzünü değil, gözünü değil, senin sesini göresim geldi.

Önemli olan zamana bırakmak değil, zamanla bırakmamaktır.

Önemli olan zamana bırakmak değil, zamanla bırakmamaktır.

Önemli olan zamana bırakmak değil, zamanla bırakmamaktır.

Bir gün bensizlik çalar kapını. Benli dünleri düşünür, avunursun. Sanma ki yalanlar içinde, ben gibi bir doğru bulursun.

O bensizliği göze aldıysa, ben onsuzluktan bir şey kaybetmem.

Pişman değilim yaşadıklarımdan, öfkem belki de yaşayamadıklarımdan.

Ne diyeyim, dilerim ihtiyacı olan birine gidiyordur bizden çaldıkları umut.

Yaşamak; teslim olmadan, boyun eğmeden, el etek öpmeden yaşamaktır.

Günaydın o gül yüzlü sevdiğime, günaydın yeryüzünü aydınlatan yeni güne, günaydın gün görmek için bekleyene, günaydın.

Odayı saran odun kokusu, dışarıda çiseleyen bir yağmur, sıcak bir çay. Aklımda çocukluğumdan kalma bir masal.

İnsan; denizin olmadığı yerde, umut adına, martı olmalı.

Gelmeyeceğini bile bile beklemek saflık değil, aşktır.

Ne kadar seviyorsun dersen; o kadar işte. Tavanı kadar sokağın ve dibi kadar cehennemin.

Pişman değilim yaşadıklarımdan, öfkem belki de yaşayamadıklarımdan.

Denizin sonunda mavi bir duman gibi gözümde tütüyorsun.

Ve benim, birdenbire yüzünü değil, gözünü değil, senin sesini göresim geldi.

Gelmeyeceğini bile bile beklemek saflık değil, aşktır.

Bir gün bensizlik çalar kapını. Benli dünleri düşünür, avunursun. Sanma ki yalanlar içinde, ben gibi bir doğru bulursun.

Ne kadar seviyorsun dersen; o kadar işte. Tavanı kadar sokağın ve dibi kadar cehennemin.

Bir zahmet üstüne alınabilirsin: özledim.

Kim bilir. Masalınızın kahramanı, başka bir hikayede figüran olmaya gitmiştir belki de.

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Ne ben sana kızarım, ne de zatın zahmet edip bana küssün. Artık seninle biz düşman bile değiliz.

Dönüp duran bir çark. Akıp giden bir zaman. Yine, yeniden bir sabah. Günaydın yaşamak.

Sende ben; imkansızlığı seviyorum fakat; asla ümitsizliği değil.

Sen benim sarhoşluğumsun. Ne ayıldım, ne ayılabilirim, ne ayılmak isterim.

'Gitmek' sadece bir eylemdir. 'Unutmak' ise kocaman bir devrim.

Kim bilir. Masalınızın kahramanı, başka bir hikayede figüran olmaya gitmiştir belki de.

Bu şehir güzelse, senin yüzünden.

Bir gün bensizlik çalar kapını. Benli dünleri düşünür, avunursun. Sanma ki yalanlar içinde, ben gibi bir doğru bulursun.

Bazen önemli olmamalı gidecek olan yada gelmeyen. Çünkü bazen, başlaman gerekir her şeye yeniden.

Düşmana inat bir gün daha fazla yaşayacaksın.

Pişman değilim yaşadıklarımdan, öfkem belki de yaşayamadıklarımdan.

Ne kadar seviyorsun dersen; o kadar işte. Tavanı kadar sokağın ve dibi kadar cehennemin.

Hani derler ya ben sensiz yaşayamam diye, işte ben onlardan değilim, ben sensiz de yaşarım; ama seninle bir başka yaşarım.

Sende ben; imkansızlığı seviyorum fakat; asla ümitsizliği değil.

Kim bilir. Masalınızın kahramanı, başka bir hikayede figüran olmaya gitmiştir belki de.

Bir zahmet üstüne alınabilirsin: özledim.

Ne ben sana kızarım, ne de zatın zahmet edip bana küssün. Artık biz seninle düşman bile değiliz.

Bu şehir güzelse senin yüzünden.

Gelmeyeceğini bile bile beklemek saflık değil, aşktır.

Ve benim, birdenbire yüzünü değil, gözünü değil, senin sesini göresim geldi.

Önemli olan zamana bırakmak değil, zamanla bırakmamaktır.

Bazen önemli olmamalı gidecek olan yada gelmeyen. Çünkü bazen, başlaman gerekir her şeye yeniden.

O bensizliği göze aldıysa, ben onsuzluktan bir şey kaybetmem.

Düşmana inat bir gün daha fazla yaşayacaksın.

Pişman değilim yaşadıklarımdan, öfkem belki de yaşayamadıklarımdan.

'Gitmek' sadece bir eylemdir. 'Unutmak' ise kocaman bir devrim.

Okuman lazım evlat; evirip çevirmeyi, göze girmeyi falan filan bırakıp, okuman.

Gel benimle! Mutluluğun suç olmadığı yerlere gidelim.

Umut, bin bir ayaklı. Umut, güneşte saklı, umut, edenler haklı, umut, İnsanın hakkı.

İnsan olan vatanını satar mı? Suyun içip ekmeğini yediniz. Dünyada vatandan aziz şey var mı? Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

Sana gökyüzü ısmarladım, gülüşlerinde güneş batsın diye.

Biz küçükken bir gülerdik, kalbimiz kahkahalar atardı.

Günler ağır günler ölüm haberleriyle geliyor. En güzel dünyaları yaktık ellerimizle.

Yaşamak, ümitli bir iştir, sevgilim, yaşamak, seni sevmek gibi ciddi bir iştir.

En güzel günlerimiz, henüz yaşamadıklarımız.

Çok pahalı ödedim inanmanın bedelini.

Biz küçükken, çok büyüktük. Mesela kollarımızı bir açardık, dünyayı kucaklardık. Güzeldik biz küçükken.

Sende ben; imkansızlığı seviyorum fakat; asla ümitsizliği değil.

Sen yanmasan, ben yanmasam, biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?

Gelecek günler için gökten ayet inmedi bize. Onu biz kendimiz vaad ettik kendimize.

Gelmeyeceğini bile bile beklemek saflık değil, aşktır.

Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, şiirler yazdın. Peki o ne yaptı? Deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta.

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine.

Ekmek hepimize yetmiyor, kitap da öyle ama keder. Alabildiği kadar.

Ve benim, birdenbire yüzünü değil, gözünü değil, senin sesini göresim geldi.

Nasıl öfkelenmem düşündükçe memleketimi? Çırpınıyor ayakları altında, bir avuç hergelenin.

Yok öyle umutları yitirip karanlıklara savrulmak unutma aynı gökyüzü altında bir direniştir yaşamak.

Değmiyor bazen uğruna yorulduklarımız.

Ne ben sana kızarım, ne de zatın zahmet edip bana küssün. Artık biz seninle düşman bile değiliz.

Bir zahmet üstüne alınabilirsin: özledim.

Değmiyor bazen, uğruna yorulduklarımız.

Değmiyor bazen, uğruna yorulduklarımız.

Çok solcu tanıdım hayatımda, hiçbiri senin kadar devrim yapmadı sol yanımda.

Biz kuşlara emanet ettik yüreğimizi; kendi vicdanında özgür. Kendi gökyüzünde göçebe.

Seninle ben aynı insanız gibi geliyor bana, sen ağladığın zaman ağlamak, güldüğün zaman da gülmek istiyorum.

Bende her mısra bir yanardağ hatırlatır. Ben ki; halkın ne alın terinden on para çalmışım ne de bir şairin cebinden bir satır.

Yürekli bir kadının başı, yüreksiz bir adamın omzuna ağır gelir.

Sana gelince; ne ben sezarım, ne de sen brütüssün. Ne ben sana kızarım, ne de zatın zahmet edip bana küssün. Artık seninle biz, düşman bile değiliz.

Bizim kalbimiz hep kırıktır çocuk. Ama, yine de eksik etmeyiz sol cebimizden umudu.

Bir ekmeği son lokmasına kadar yemeyi, bir de ağız dolusu gülmeyi unutma hiçbir zaman...

Hoş geldin! Biz bıraktığın gibiyiz. Ustalaştık biraz daha taşı kırmakta, dostu düşmandan ayırmakta..

Kadınlarımızın yüzü acılarımızın kitabıdır. Acılarımız, ayıplarımız ve döktüğümüz kan karasabanlar gibi çizer kadınların yüzünü.

Matematik, sibernetik, fizik, müzik, tüm bunlar, eninde sonunda, sadece, insanlar şiir okumayı öğrensinler ve anlasınlar diye gereklidir.

Hapsurduğumda; çok yaşa, iyi yasa yerine benimle yasa deseydi keşke. Bende; sende gör değilde, emrin olur deseydim sessizce.

Yürekli bir kadının başı, yüreksiz bir erkeğin omuzuna ağır gelir!

Korkma bana âsık olmaktan ya da çekip gitmekten. Çünkü kalbimdeki hiçbir cesedi sahipsiz bırakmadım ben.

Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun?

Yazılarım otuz-kırk dilde basılır, türkiye'mde türkçemle yasak!

Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim. Dağlara çarptım her eşisimde. Yollara küfrettim her gidişinde.

Durup dururken hiç bitmeyecekmiş gibi bağlanıyorum başladığım güne ve her seferinde sen çıkıyorsun suyun yüzüne.

Şair başarılı olmak için, yapıtlarında maddi yaşamı aydınlatmak zorundadır.

Bütün gördüğüm yüzler lakayt, hissiz.

Büyük bir hayal kırıklığı yaşayıp ben artık kimseyi sevemem deme! Unutma ki, en güzel çiçekler mezarlıklarda yetişir.

Aşkın bu denli sıradan olmadığına inanıyorum ben. Önce sıradanları yaşayacaksın ki, gerçek olanı anlayabilesin.

İçimde ikinci bir insan gibidir seni sevmek saadeti.

Ve güneş doğarken hiç umut yok mu? Umut, umut, umut... Umut insanda...

Bir gülüşün ateşiyle yakmasını biliriz ölümün önünde sigaramızı.

Geçtim putların ormanından baltalayarak, ne de kolay yıkılıyorlardı.

Korkma giderken 'b'yi alıyorum, gerisini sana bırakıyorum. Nede olsa sen bitirdin bizi. Öyleyse sende kalmalı 'izi'.

Mesele esir düşmekte değil, teslim olmamakta bütün mesele.

Sevdiğin müddetçe ve sevebildiğin kadar, sevdiğine her şeyini verdiğin müddetçe ve verebildiğin kadar gençsin.

Ve sana söylemek istediğim en güzel söz: henüz söylememiş olduğum sözdür.

Evet. Belki umudum kalmadı geleceğimden; ama asla pişman değilim geçmişimden.

Serçe gibisin kardeşim.

Doğuşebilirim, doğru bulduğum, haklı bulduğum, güzel bulduğum herşey için, herkes için, yaşım başım buna engel değil.

Ve gayrisi mesela benim on sene yatmam laf-i guzaftır.

Cebimde yoktu ! Yüreğimden verdim.

Dost uğrunda ölmek kolay, fakat uğrunda ölünecek dostu bulmak zordur.

Gökyüzünde atomlu tek bulut kalmayıncaya kadar, mali mülkü, aklı fikri, canı neyi varsa verebilmeli büyük hürriyete şiirlerimiz.

Kim bilir; masalınızın kahramanı, başka bir hikayenin figüranı olmaya gitmiştir belki de. Değer mi gitmesine, gitmezdi değmese.

İnsanlar işine gelince değil de vicdanına değince iyilik yapsalardı; bugün çıkar ilişkileri değil, gerçek sevdalar yaşanırdı !

Neleri alıp götürmedi benden ayrılık ; kilometrelerle umut , tonlarla keder, taradığım saçlar, sıktığım eller.

Ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında on kere döndü dünya.

Tavşan korktuğu için kaçmaz, kaçtığı için korkar.

Dörtnala gelip uzak asya'dan akdenize bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket bizim.

İki şey var ancak ölümle unutulur, anamızın yüzüyle şehrimizin yüzü.

Düşmana inat birgün daha fazla yaşayacaksın.

Ve aynı ihtirasla tekrar ediyorum yine. onlar ki; toprakta karınca, şu da balık, havada kuş kadar çokturlar. korkak, cesur, cahil ve çocukturlar.

En fazla bir yıl sürer yirminci asırlarda ölüm acısı.

Biz başka severdik. O yüzden başka sevemedik.

Kimselere anlatamadım .kendime bile .ola ki ağzımdan kaçırır, bir daha tutamam seni.

Hiçbir korkuya benzemez halkını satanın korkusu.

Ne kadar seviyorsun dersen ; o kadar işte. Tavanı kadar sokağın ve dibi kadar cehennemin..

Ne ben sana kızarım, ne de zatın zahmet edip bana kuşsun. Artık seninle biz, düşman bile değiliz.

Bazen önemli olmamalı gidecek olan yada gelmeyen. Çünkü bazen, başlaman gerekir her şeye yeniden.

Hiç olmazsa hıncımı böyle alırım dedim, yola mağrur uzanan gölgesini çiğnedim.

Ben hem kendimden bahseden şiirler yazmak istiyorum, hem bir tek insana, hem milyonlara seslenen şiirler.

Ölüm kendinden önce bana yalnızlığını yolladı.

Artık şaşırtmıyor beni dostun kahpeliği, elimi sıkarken sapladığı bıçak. nafile, artık kışkırtamıyor beni düşman.

Yolunu beklerken daha dün gece, kaçıyorum bugün senden gizlice. Kalbime baktım d..a işte iyice; anladım ki sen de herkes gibisin!

Topraktan öğrenip kitapsız bilendir. hoca nasreddin gibi ağlayan, bayburtlu zihni gibi gülendir. ferhad'dir. kerem'dir. ve keloğlan'dır.

Aşk, bazen gitmekle kalmak arasında verdiğin en büyük savaştır. Sevmeyenin aklı, gerçekten sevenin kalbi kazanır bu savaşı.

Gerçek şair kendi aşkı, kendi mutluluğu ve acısıyla uğraşmaz. şiirlerinde halkının nabzı atmalıdır.

Halbuki içimde senin aşkına dair öyle şarkılar söyleniyor ki.

O, yalnız ağaran tanyerini görüyor ben, geceyi de sen, yalnız geceyi görüyorsun, ben ağaran tanyerinide.

Umuda bin kurşun sıksada ölüm, unutma! Umuda kurşun işlemez gülüm.

Ellerine dokunmak isterim, dokunamam arkasından camın. Ben bir şaşkın seyircisiyim gülüm, alacakaranlığımda oynadığım dramın.

İçimde mis kokulu kızıl bir gül gibi duruyor zaman.

Benim idealimdeki rejim olsa, ben de seni astirirdim. Sonra da darağacının altına oturup hüngür hüngür ağlardım! (necip fazıl'ın 'benim idealimdeki rejim olsa seni astirir, sonra da mezarını türbe yaptırırdım' sözüne cevaben)

Sende uzaklığı; sende ben, imkansızlığı seviyorum.

Sevmek, sevdiğin kişiyle birlikte olmak değildir unutma! Çünkü aşk; onunla yaşamak değil, onu yaşamaktır aslında. .

Vicdanla birlikte, şeref ararım ben sevdiklerimde. Her zaman doğru değildir elbet seçimlerim; zaman gelir, şerefsizleri

Gelinler aynada saçını tarar, aynanın içinde birini arar. Elbet böyle sizi de aradılar. Gelinlere kıymayın efendiler.

Pişman değilim! Sadece don bak arkana; ne için, nelerden vazgeçtin? Neler dururken, sen neyi seçtin.

Sende, ben, imkânsizliği seviyorum, fakat asla umutsuzluğu değil.

Yağmur yağıyordu boyuna. sözü onlar alıp dediler ona :

Bu gol iznik golüdür. durgundur. karanlıktır. derindir. bir kuyu suyu gibi içindedir dağların.

Büsbütün unuttum seni eminim, maziye karıştı şimdi yeminim, kalbimde senin için ..Yok bile kinim, bence sen de şimdi herkes gibisin.

Önemli olan zamana bırakmak değil, zamanla bırakmamaktır.

Belki senin yüzünde bulurum aradığımı.

Artık ne geri gelmeni beklerim ne de ben gelirim. Nasılsa ben bir şey kaybetmedim, sen bensizliği seçtin. Karar senin.

İnsanların kanatları yok, insanların kanatları yüreklerinde.

Ne acıdır insanın bildiğini anlatamaması. 'Ben' deyip susması, 'sen' deyip ağlamaklı kalması.

Nazım hikmet vatan hainliğine devam ediyor hala.

Erişilmez oluşun yıldırmıyor beni, Belki bilhassa bundan dolayı makbulsün.

Memleketim:bedreddin, sinan, yunus emre ve sakarya, kurşun kubbeler ve fabrika bacaları benim o kendi kendinden bile gizleyerek sarkık bıyıkları altından gülen halkımın eseridir.

Ya ölü yıldızlara götüreceğiz hayatı, ya da ölüm inecek yeryüzüne.

Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, şiirler yazdın. Peki o ne yaptı? Deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta.

Gelmeyeceğini bile bile beklemek saflık değil, aşktır.

66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, amerikan amiralı. amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.

Gece gelen telgraf dört heceden ibaretti: vefat etti.

İnsan birisiyle yaslanmalı, birisi yüzünden değil!

Canım karıcığım, bir tanem, sende henüz karşılığını alamadığım bir mektubum var. Sende yüreğim var, canım var, aklım fikrim var, sende her şeyim var.

Ey benim sevgilim, Karlı bir çam ormanında nefes almak gibidir seni sevmek...

Pişman değilim yaşadıklarımdan, öfkem belki de yaşayamadıklarımdan.

Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini.

Memleketimi seviyorum:çınarlarında kolan vurdum, hapisanelerinde yattım. hiçbir şey gidermez iç sıkıntımı memleketimin şarkıları ve tütünü gibi.

Benim kelime hazinem çok geniştir, derdim. Senin bir kelimene yetemedim ; git, ne demekti sevgilim?

Her gelen sevmez ve hiçbir seven gitmez unutma. Bil ki; giden dönüyorsa sevdiğinden değil, kaybettiğindendir aslında!

Tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da, hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Anlamaya başlıyorum, inanmayı yitirmek pahasına.

Yaşamak ümitli bir iştir, sevgilim. yaşamak: seni sevmek gibi ciddi bir iştir.

Özlemin azı çoğu olmaz, ağırdır işte.

Yeni meydanlar açılmış uzaktaki şehrimde.

Kim bilir. Masalınızın kahramanı, başka bir hikayenin figüranı olmaya gitmiştir belki de.

Antepliler silâhsor olur, uçan turnayı gözünden, kaçan tavşanı ard ayağından vururlar.

Vatan çiftliklerinizse, kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan, vatan, sose boylarında gebermekse açlıktan, vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın, fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan, vatan tırnaklarıysa ağaları

Kararmasın yeter ki; sol memenin altındaki cevahir!

Boğazlanan bir çocuğun kanı gibi aktı zaman. sonra resmen kapandı o fasıl, şimdi üçüncüden bahsediyor, amerikan doları fakat gün işidi herşeye rağmen.

Hoş geldin! Biz bıraktığın gibiyiz. Ustalaştık biraz daha taşı kırmakta, dostu düşmandan ayırmakta..

Kadınlarımızın yüzü acılarımızın kitabıdır. Acılarımız, ayıplarımız ve döktüğümüz kan karasabanlar gibi çizer kadınların yüzünü.

Matematik, sibernetik, fizik, müzik, tüm bunlar, eninde sonunda, sadece, insanlar şiir okumayı öğrensinler ve anlasınlar diye gereklidir.

Hapsurduğumda; çok yaşa, iyi yasa yerine benimle yasa deseydi keşke. Bende; sende gör değilde, emrin olur deseydim sessizce.

Yürekli bir kadının başı, yüreksiz bir erkeğin omuzuna ağır gelir!

Korkma bana âsık olmaktan ya da çekip gitmekten. Çünkü kalbimdeki hiçbir cesedi sahipsiz bırakmadım ben.

Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun?

Yazılarım otuz-kırk dilde basılır, türkiye'mde türkçemle yasak!

Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim. Dağlara çarptım her eşisimde. Yollara küfrettim her gidişinde.

Durup dururken hiç bitmeyecekmiş gibi bağlanıyorum başladığım güne ve her seferinde sen çıkıyorsun suyun yüzüne.

Şair başarılı olmak için, yapıtlarında maddi yaşamı aydınlatmak zorundadır.

Bütün gördüğüm yüzler lakayt, hissiz.

Büyük bir hayal kırıklığı yaşayıp ben artık kimseyi sevemem deme! Unutma ki, en güzel çiçekler mezarlıklarda yetişir.

Aşkın bu denli sıradan olmadığına inanıyorum ben. Önce sıradanları yaşayacaksın ki, gerçek olanı anlayabilesin.

İçimde ikinci bir insan gibidir seni sevmek saadeti.

Ve güneş doğarken hiç umut yok mu? Umut, umut, umut... Umut insanda...

Bir gülüşün ateşiyle yakmasını biliriz ölümün önünde sigaramızı.

Geçtim putların ormanından baltalayarak, ne de kolay yıkılıyorlardı.

Korkma giderken 'b'yi alıyorum, gerisini sana bırakıyorum. Nede olsa sen bitirdin bizi. Öyleyse sende kalmalı 'izi'.

Mesele esir düşmekte değil, teslim olmamakta bütün mesele.

Sevdiğin müddetçe ve sevebildiğin kadar, sevdiğine her şeyini verdiğin müddetçe ve verebildiğin kadar gençsin.

Ve sana söylemek istediğim en güzel söz: henüz söylememiş olduğum sözdür.

Evet. Belki umudum kalmadı geleceğimden; ama asla pişman değilim geçmişimden.

Serçe gibisin kardeşim.

Doğuşebilirim, doğru bulduğum, haklı bulduğum, güzel bulduğum herşey için, herkes için, yaşım başım buna engel değil.

Ve gayrisi mesela benim on sene yatmam laf-i guzaftır.

Cebimde yoktu ! Yüreğimden verdim.

Dost uğrunda ölmek kolay, fakat uğrunda ölünecek dostu bulmak zordur.

Gökyüzünde atomlu tek bulut kalmayıncaya kadar, mali mülkü, aklı fikri, canı neyi varsa verebilmeli büyük hürriyete şiirlerimiz.

Kim bilir; masalınızın kahramanı, başka bir hikayenin figüranı olmaya gitmiştir belki de. Değer mi gitmesine, gitmezdi değmese.

İnsanlar işine gelince değil de vicdanına değince iyilik yapsalardı; bugün çıkar ilişkileri değil, gerçek sevdalar yaşanırdı !

Neleri alıp götürmedi benden ayrılık ; kilometrelerle umut , tonlarla keder, taradığım saçlar, sıktığım eller.

Ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında on kere döndü dünya.

Tavşan korktuğu için kaçmaz, kaçtığı için korkar.

Yorumlar 4 Adet

Perihan

Fira

[34463] numaralı söz için:
Güzel

Perihan

Melek kozlu

[31217] numaralı söz için:
Nazim hikmet siirinin devami

Perihan

müjgan

[7876] numaralı söz için:
kaynak verebilir misiniz bu sözün nereden alıntılandığına dair?
Admin: söze kaynak olarak mynet gösterebiliriz.

Perihan

Öztürk

Gelecek günler için gökten ayet inmedi bize. Onu biz kendimiz vaad ettik kendimize. Nâzım Hikmet

Yorum Yaz

Kim Söylemiş Olabilir

Göz göze temas uzadıkça algısızlık oluşur, çünkü o zaman karşıdaki nesne olmaktan çıkarak içe girip ikinci bir 'ben' olur. Benlik iki 'ben'i bir arada tutamayamayacağı için dağılır; benliği dağıtmanın kısa yolu onu nesneye boğmaktır.

Misafirlerin Baktığı

söz kimin Alfabetik Liste