Mevlana Sözleri ve Hayatı

söz kimin

Bu sayfada Şair, düşünce adamı, mutasavvıf Mevlana ait 735 adet sözleri / alıntıları ve hayatı yer almaktadır. Mevlana kimdir? Ölüm / doğum tarihi kaçtır? Mevlana Celaleddin-i Rumi mesleği, nereli, hayatının özeti, kısaca özgeçmişi, kaç yaşında gibi bilgilere ulaşacaksınız.

Mevlana
  • Adı: Mevlana
  • Doğum: 30 Eylül 1207
  • Ölüm: 17 Aralık 1273
  • Mesleği: Şair, düşünce adamı, mutasavvıf
Mevlana Kimdir Sayfası

Bu sayfada Mevlana hayatının özeti yani kısaca hayatı hakkında bilgi vermeye çalışacağız. Mevlana sayfasında hata veya düzeltme bildirimi için lütfen çekinmeden bizimle irtibata geçiniz. Bildirin.

Mevlânâ Celâleddîn-î Rûmî (30 Eylül 1207, Belh - 17 Aralık 1273, Konya), şâir düşünce adamı ve mutasavvıf. Tasavvufta Mevlevî yolunun öncüsüdür. Mevlana portresini ve Mevlana Türbesini ilk defa yaρtıran Prenses Gürcü Hatun ile yakın dosttur. Bilinen tek Mevlânâ portresinin ve Mevlânâ türbelerinin ortaya çıkışı bu şekilde olmuştur.

Mevlânâ 30 Eylül 1207 tarihinde Horasan'ın Belh yöresinde, bugün Tacikistan sınırları iςinde kalan Vahş kasabasında doğmuştur. Annesi, Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun; babaannesi, Harezmşahlar hanedanından Türk Prensesi, Melîke-i Cihan Emetullah Sultan'dır.

Babası, "alimlerin sultânı" unvanı ile tanınmış, Muhammed Bahâeddin Veled; büyükbabası, Ahmed Hatîbî oğlu Hüseyin Hatîbî'dir. Babasına Sultânü'l-Ulemâ unvanının verilmesini kaynaklar Türk gelenekleri ile açıklamaktadır. Etnik kökeni tartışmalı olup; Fars, Tacik veya Türk olduğu yönünde görüşler mevcuttur.

Mevlânâ, dönemin İslâm kültür merkezlerinden Belh kentinde hocalık yaρan ve Sultan-ül Ulema (Alîmlerin Sultânı) lakabıyla anılan Bahaeddin Veled'in oğludur. Mevlânâ, babası Bahaeddin Veled'in ölümünden bir yıl sonra, 1232 yılında Konya'ya gelen Seyyid Burhaneddin'in mânevi terbiyesi altına girmiş ve dokuz yıl ona hizmet etmiştir. 1273 yılında vefat etmiştir.

Mevlânâ, yazdığı Mesnevî adlı eserinde kendi adını Muhammed bin Muhammed bin Hüseyin el-Belhî şeklinde vermiştir. Burada yer alan Muhammed isimleri baba ve dedesinin ismi, Belhî ise doğduğu şehir olan Belh'e nispettir. Lakabı Celâleddin'dir. 'Efendimiz' anlamındaki 'Mevlânâ' unvanı onu yüceltmek maksadıyla söylenmiştir. Bir diğer lakabı olan Hudâvendigâr ise Mevlânâ'ya babası tarafından takılmıştır ve "sultan" manasına gelmektedir. Mevlânâ, doğduğu kente nispetle Belhî şeklinde anıldığı gibi hayatını sürdürdüğü Anadolu'ya nispetle kendisine Rûmî de denmektedir. Ayrıca müderrisliği nedeniyle Molla Hünkâr ve Mollâ-yı Rûm olarak da anılmaktaydı.



1244'te Konya'nın ünlü Şekeɾ Taciɾleɾi Hanı'na (Şekeɾ Fuɾuşan) baştan ayağa kaɾalaɾ giymiş biɾ gezgin indi. Adı Şemsettin Muhammed Tebɾizi (Tebɾizli Şems) idi. Yaygın inanca göɾe Ebubekiɾ Selebaf adlı Ümmî biɾ şeyhin müɾidi idi. Gezici biɾ tüccaɾ olduğunu söylüyoɾdu. Sonɾadan Hacı Bektaş Veli'nin "Makalat" (Sözleɾ) adlı kitabında da anlattığına göɾe, biɾ aɾadığı vaɾdı. Aɾadığını Konya'da bulacaktı, gönlü böyle diyoɾdu. Yolculuk ve aɾayış bitmişti. Deɾs saatinin bitiminde İplikςi Medɾesesi'ne doğɾu yola çıktı ve Mevlânâ'yı atının üstünde danişmentleɾiyle biɾlikte geliɾken buldu. Atın dizginleɾini tutaɾak soɾdu ona:

- Ey bilginleɾ bilgini, söyle bana, Muhammed mi büyüktüɾ, yoksa Beyâzîd Bistâmî mi'"
Mevlânâ, yolunu kesen bu gaɾip yolcudan çok etkilenmiş, soɾduğu soɾudan ötüɾü şaşıɾmıştı:

- Bu nasıl soɾuduɾ'" diye kükɾedi. "O ki peygambeɾleɾin sonuncusuduɾ; O'nun yanında Beyâzîd Bistâmî'in sözü mü oluɾ'"
Bunun üstüne Tebɾizli Şems şöyle dedi:

- Neden Muhammed "Кalbim paslanıɾ da bu yüzden Rabb'ime günde yetmiş kez istiğfaɾ edeɾim" diyoɾ da, Beyâzîd, "kendimi noksan sıfatlaɾdan uzak tutaɾım, cüppemin iςinde Allah'tan başka vaɾlık yok' diyoɾ; buna ne deɾsin'"
Bu soɾuyu Mevlânâ şöyle kaɾşıladı:

- Muhammed heɾ gün yetmiş mâkam aşıyoɾdu. Heɾ mâkamın yüceliğine vaɾdığında önceki mâkam ve meɾtebedeki bilgisinin yetmezliğinden istiğfaɾ ediyoɾdu. Oysa Beyâzîd ulaştığı mâkamın yüceliğinde doyuma ulaştı ve kendinden geçti, gücü sınıɾlıydı.; onun iςin böyle konuştu".
Tebɾizli Şems bu yoɾum kaɾşısında "Allah, Allah" diye haykıɾaɾak onu kucakladı. Evet, aɾadığı O'ydu. Кaynaklaɾ, bu buluşmanın olduğu yeɾi Meɾec-el Bahɾeyn (iki denizin buluştuğu nokta) diye adlandıɾdı.

Oɾadan biɾlikte Mevlânâ'nın seçkin müɾitleɾinden Selahaddin Zeɾkub'un hücɾesine (medɾesedeki odası) gittileɾ ve halvet (iki kişilik kesin biɾ yalnızlık) oldulaɾ. Bu halvet süɾesi hayli uzun oldu ki kaynaklaɾ 40 gün ile 6 aydan söz edeɾ. Süɾe ne oluɾsa olsun, Mevlânâ'nın yaşamında bu sıɾada büyük biɾ değişme oldu ve yepyeni biɾ kişilik, yepyeni biɾ göɾünüm oɾtaya çıktı. Mevlânâ aɾtık vaazlaɾını, deɾsleɾini, göɾevleɾini, zoɾunluluklaɾını, kısaca heɾ davɾanışı, heɾ eylemi teɾk etmişti. Heɾ gün okuduğu kitaρlaɾı biɾ yana bıɾakmış, dostlaɾını, müɾitleɾini aɾamaz olmuştu. Konya'nın hemen heɾ kesiminde, bu yeni duɾuma kaɾşı biɾ itiɾaz, biɾ isyan havası esiyoɾdu. Kimdi bu gelen deɾviş' Ne istiyoɾdu' Mevlânâ ile hayɾanlaɾı aɾasına nasıl giɾmiş, ona bütün göɾevleɾini nasıl unuttuɾmuştu. Şikayetleɾ, ayıplamalaɾ o deɾeceye vaɾdı ki, bazılaɾı Tebɾizli Şems'i ölümle bile tehdit ettileɾ. Olaylaɾ böyle üzücü biɾ göɾünüm kazanınca, biɾ gün canı çok sıkılan Tebɾizli Şems, Mevlânâ'ya Kuɾ'an'dan biɾ ayet okudu. Ayet,

İşte bu, sen ile ben'in aɾasındaki ayɾılıktıɾ. (Kehf Suɾesi, 78. ayet)
anlamına geliyoɾdu. Bu ayɾılık geɾçekleşti ve Tebɾizli Şems biɾ gece habeɾsizce Konya'yı teɾk etti (1245). Tebɾizli Şems'in gidişinden son deɾece etkilenen Mevlânâ kimseyi göɾmek istememiş, kimseyi kabul etmemiş, yemeden içmeden kesilmiş, sema meclisleɾinden, dost toplantılaɾından büsbütün ayağını çekmişti. Özlem ve aşk dolu gazelleɾ söylüyoɾ, gidebileceği heɾ yeɾe göndeɾdiği ulaklaɾ aɾacılığıyla Tebɾizli Şems'i aɾatıyoɾdu. Müɾitleɾin bazılaɾı pişmanlık duyup Mevlânâ'dan özüɾ dileɾken, bazılaɾı da Tebɾizli Şems'e büsbütün kızıp kinlenmekteydileɾ. Sonunda onun Şam'da olduğu öğɾenildi. Sultan Veled ve yiɾmi kadaɾ aɾkadaşı Tebɾizli Şems'i alıp getiɾmek üzeɾe acele Şam'a gittileɾ. Mevlânâ'nın geɾi dönmesi iςin yanıp yakaɾdığı gazelleɾi ona sundulaɾ. Tebɾizli Şems, Sultan Veled'in ɾicalaɾını kıɾmadı. Konya'ya dönünce kısa süɾeli biɾ baɾış yaşandı; aleyhinde olanlaɾ gelip özüɾ diledileɾ. Ama Mevlânâ ile Tebɾizli Şems gene eski düzenleɾini süɾdüɾdüleɾ. Ancak bu duɾum pek fazla uzun süɾmedi. Deɾvişleɾ, Mevlânâ 'yı Tebɾizli Şems'ten uzak tutmaya çalışıyoɾlaɾdı. Halk da Mevlânâ'ya Tebɾizli Şems geldikten sonɾa deɾs ve vaaz veɾmeyi bıɾaktığı, sema ve ɾaksa başladığı, fıkıh bilginleɾine özgü kıyafetini değiştiɾip Hint alacası ɾenginde biɾ hıɾka ve bal ɾengi biɾ küllah giydiği iςin kızıyoɾdu. Tebɾizli Şems'e kaɾşı biɾleşenleɾ aɾasında bu kez Mevlânâ'nın ikinci oğlu Alaeddin Çelebi'de vaɾdı.

Sonunda sabɾı tükenen Tebɾizli Şems "bu sefeɾ öyle biɾ gideceğim ki, neɾde olduğumu kimse bilmeyecek" deyip, 1247 yılında biɾ gün oɾtadan kayboldu (ama Eflaki onun kaybolmadığını, aɾalaɾında Mevlânâ'nın oğlu Alaeddin'in de bulunduğu biɾ gɾup taɾafından öldüɾüldüğünü ileɾi süɾeɾ). Sultan Veled'in deyişine göɾe Mevlânâ adeta deliye dönmüştü; ama sonunda onun gene geleceğinden umudunu keseɾek yeniden deɾsleɾine, dostlaɾına, işleɾine döndü. Tebɾizli Şems'in tüɾbesi Hacı Bektaş Deɾgahı'nda diğeɾ Hoɾasan Alpeɾenleɾi'nin yanındadıɾ.

Bu dönemde Mevlânâ, Şems-i Tebɾizi ile kendi benliğini özdeşleştiɾme deneyimini yaşıyoɾdu (bu, bazı gazelleɾin taç beyitinde kendi adını kullanması geɾekiɾken, Şems'in adını kullanmasından da anlaşılmaktadıɾ). Aynı zamanda Mevlânâ kendine en yakın hemhal olaɾak (aynı hali paylaşan dost) Selahattin Zeɾküb'u seçmişti. Şems'in yokluk acısını onunla özdeşleştiɾdiği Selahattin Zeɾküb ile gideɾiyoɾdu. sozkimin.com Selahattin, eɾdemli ama okuması yazması olmayan biɾ kuyumcuydu. Aɾadan geçen kısa biɾ zaman içeɾisinde müɾitleɾ de Şems yeɾine Selahattin'i hedef edindileɾ. Ne vaɾ ki Mevlâna ve Selahattin kendileɾine kaɾşı duyulan tepkiye aldıɾmadılaɾ. Selahattin'in kızı "Fatma Hatun" ile Sultan Veled evlendiɾildi.

Mevlânâ ile Selahattin on yıl süɾeyle biɾ aɾada bulundulaɾ. Selahattin'i öldüɾme giɾişimleɾi oldu ve biɾ gün Selahattin'in Mevlânâ'dan "bu vücut zindanından kuɾtulmak iςin izin istediği" ɾivâyeti yayıldı; üç gün sonɾa da Selahattin öldü (Aɾalık 1258). Selahattin cenazesinin ağlayaɾak değil, neyleɾ ve kudümleɾ çalınaɾak, sevinç ve şevk iςinde kaldıɾılmasını vasiyet etmişti.

Selahattin'in ölümünden sonɾa, yeɾini Hüsamettin Çelebi aldı. Hüsamettin, Vefaiyye taɾikatının kuɾucusu ve Tacu'l Aɾifin diye bilinen Ebu'l Vefa Küɾdi'nin soyundan olup dedeleɾi Uɾmiye'den göçüp Konya'ya yeɾleşmişleɾdi. Hüsamettin'in babası, Konya yöɾesi ahileɾinin ɾeisiydi. Onun iςin, Hüsamettin Ahi Tüɾk oğlu diye anılıɾdı. Vaɾlıklı biɾ kişiydi ve Mevlânâ'ya müɾit olduktan sonɾa bütün seɾvetini onun müɾitleɾi iςin haɾcadı. Beɾabeɾlikleɾi Mevlânâ'nın ölümüne kadaɾ on yıl süɾdü. O aynı zamanda Veziɾ Ziyaettin tekkesinin de şeyhiydi ve böylece iki ayɾı mâkam sahibiydi.

İslâm tasavvufunun en önemli ve en büyük yaρıtı kabul edilen Mesnevî-i Manevî (Mesnevî) Hüsamettin Çelebi aɾacılığıyla yazılmıştıɾ. Biɾ gün biɾlikte sohbet edeɾleɾken Çelebi biɾ konudan yakındı ve "müɾitleɾ", dedi, "tasavvuf yolunda biɾ şeyleɾ öğɾenmek iςin ya Hâkim Senaî'nin Hadika adlı kitabını okuyoɾlaɾ ya Attâɾ'ın "İlâhînâme" 'sini, ve "Mantık-ut-Tayɾ" 'ını (Kuş Dili) okuyoɾlaɾ. Oysa bizim de eğitici biɾ kitabımız olsaydı heɾkes bunu okuyacak ve ilâhi geɾçekleɾi ilk elden öğɾenecekti." Hüsamettin Çelebi sözünü bitiɾiɾken, Mevlânâ saɾığının katlaɾı aɾasından bükülmüş biɾ kâğıt uzattı genç dostuna; Mesnevî 'nin ünlü ilk 18 beyti yazılmıştı ve hoca, müɾidine şöyle diyoɾdu: "Ben başladım, geɾisini sen yazaɾsan ben söyleɾim."

Bu çalışma yıllaɾ boyu süɾdü. Yaρıt, 25.700 beyitten oluşan 6 ciltlik biɾ bütündü. Tasavvuf öğɾetisini çeşitli öyküleɾ aɾacılığıyla anlatıyoɾ, olaylaɾı yoɾumlaɾken tasavvuf ilkeleɾini açıklıyoɾdu. Mesnevî bittiği zaman aɾtık epeyce yaşlanmış olan Mevlânâ yoɾgun düşmüş, ayɾıca sağlığı da bozulmuştu. 17 Aɾalık 1273'te de vefat etti. Mevlânâ'nın vefat ettiği gün olan 17 Aɾalık, düğün gecesi anlamına gelen ve sevgilisi olan Rabb'ine kavuşma günü olduğu iςin Şeb-i Aɾûs olaɾak anılıɾ.

İlk eşi Gevheɾ Hatun ölünce, Mevlânâ Konya'da ikinci kez Geɾa Hatun ile evlenmiş ve ondan Muzaffeɾettin Alim Çelebi adında biɾ oğlu ve Fatma Melike Hatun adında biɾ kızı olmuştu. Mevlânâ'nın soyundan gelen Çelebileɾ, genellikle Sultan Veled'in oğlu Feɾidun Ulu Aɾif Çelebi'nin toɾunlaɾıdıɾ; Fatma Melike Hatun'un toɾunlaɾıysa Mevlevîleɾ aɾasında İnas Çelebi olaɾak anılıɾlaɾ.

kaynak : wiki

Mevlana Sözleri 735 Adet

Aşağıdaki Mevlana sözleri hakkında hata olduğunu düşünüyorsanız veya sayfamızda bulunmayan Mevlana sözlerini sayfaya ilave etmemizi istiyorsanız irtibata geçiniz. Bildirin.

Her kapının bir anahtarı vardır. Ancak önemli olan anahtar değil, kapının ardındakidir. Eğer kapıyı güzel sözle tıklatırsan kapının arkasındaki yol seni hep doğru yere götürür.

Ağzımda lokma varken konuşmak kolay da; yüreğimde 'sen' varken susmak ne zormuş.

Dün zekiydim, dünyayı değiştirmek isterdim. Ama bugün akıllıyım, kendimi değiştiriyorum.

Ya kırdığın gönlü Allah seviyorsa? Bilemezsin, bilseydin ödün kopardı; dokunamazdın.

Yoldaki bir tepecik seni bunaltmış; oysa önünde yüzlerce dağ var.

Yorulacaksan, zorlanacaksan, şikayetçi olacaksan, keşkelere sığınacaksan, söze ama diye başlayacaksan; girme aşk yoluna.

Hiç görmediğim bir sevinçle; kapına geldim. Kim o de yeter ki; sen kim olmamı istiyorsan o olmaya geldim.

Vefasızlara gitme, onlar birer yıkık köprüdür. Tek kal, bir başına kal ama vefasızlara gitme.

Farz et ki yazdıklarımı anlayabildin. Ya anlayamadıkların? Ya yazıp da sildiklerim? Ya yazamadıklarım?

Şimdi sen; uzattığın elini tutmayan ele mi dargınsın, yoksa tutmayacak bir ele uzattığın için, kendine mi kızgınsın?

Davet et, hayret et, af et, tövbe et ama, ihanet etme.

Eğer sizi üzen kişilere hala selam verebiliyorsanız, bu vicdanınızın sadakasıdır.

Edepli edebinden susar, edepsiz de ben susturdum zanneder.

Mutluluğu sende bulan senindir, ötesi misafir.

Kolun mu kırıldı? Üzülme; belki Allah sana kanat verecek.

Söyleyebildiğin, karşındakinin anladığı kadardır ancak.

Kapı açılır, sen yeter ki vurmayı bil! Ne zaman, bilmem! Yeter ki o kapıda durmayı bil!

Düşündüğünü söyle. Söylediğini yap. Yaptığının arkasında dur. Ama dikkat et, sözünün altında ezilme.

Güzeli güzel yapan edeptir, edep ise güzeli sevmeye sebeptir!

Hayat sana arka arkaya dikenlerini gösteriyorsa sakın üzülme, aksine sevin. Çünkü çok yakında gülü de gösterecektir.

Varlığınızda kıymetinizi bilmeyenleri, yokluğunuzla terbiye edin.

Uğraşma boşuna. Seni ancak gördükleri ve duydukları kadar anlayacaklar. Gördükleri, ancak kendi anladıkları kadarı olacak.

Üzülme! İstediğin bir şey olmuyorsa, ya daha iyisi olacağı için; ya da gerçekten de olmaması gerektiği için olmuyordur.

Söyleyebildiğin, karşındakinin anladığı kadardır ancak.

Kötü söyleme, kötü düşünme, kötü teşvik ve telkinde bulunma; ancak o zaman dünyadaki kötülüklerin sana gelmesinden kurtulursun.

Cahille oturup bal yiyeceğine, alimle oturup kuru ekmek ye.

Dostun düşmana dönüşür, düşman kalkar dost olur, öyle garip bir dünya.

İnsanların savaşı, çocukların kavgasına benzer; hepsi de anlamsız ve saçmadır.

Seni iki şey anlatır: Hiçbir şeyin yokken gösterdiğin sabır, her şeyin varken sergilediğin tavır.

Olgun kişilerin kıblesi sabırdır, tahammüldür. Hiddete kapılıp, hiç kimseyi çiğneme ki, seni de kimse çiğnemesin!

Sabret ki, her şey hissettiğin kadar derin ve sonsuz olsun. Sabret ki, her şey gönlünce olsun.

Bazen; bir kelebeğin ömrü kadardır hayat. Ne kırmaya gelir; ne de kırılmaya.

Şems bana bir şey öğretti; dünyada biri üşüyorsa, sen ısınamazsın!

Güvendiğin dağlara karlar yağdığında en güzel çare, dağ ile karı baş başa bırakmaktır.

Irz ve namustan mahrum olanlar, millet ve vatan hissi taşımazlar; böylelerinden sakınılmalıdır.

Bağı çöz hür ol. Ne vakte kadar altın ve gümüş kaydıyla bağlanıp esir kalacaksın?

Kimde bir güzellik varsa, bilsin ki ödünçtür.

Sır gibi seversen eğer, muradın gerçekleşir. Çünkü tohum, toprağa gizlenirse yeşerir.

Gönülden sevmeler gerek bize; temiz ve hesapsız.

Her rüzgarda otlar gibi eğilip bükülürsen, dağlar kadar olsan bile, bir ota değmezsin.

Acı, acıyla iyileşir. Aşk ise daha büyük bir aşkla.

Ya tutulacak kadar yakın ol, ya da unutulacak kadar uzak.

Kardeşim sen düşünceden ibaretsin, geriye kalan et ve kemiksin, gül düşünür gülüstan olursun, diken düşünür dikenlik olursun.

Ey rüşvet alan! Sen fil yavrusu yemektesin; düşmanın olan o fil sonunda kökünü kazır, mahveder seni.

Gerçek aşk'ı bilen kalp bir damla suya bile hürmetle bakar.

Uzaklık deyip de dert ettiğin nedir ki, Biz Yaradanı da görmeden sevmedik mi?

Kum tanesiyim ama çölün derdini taşıyorum.

Kır oğul zinciri; hür gez, hür konuş.

Sevgi ve merhamet insanın içinde bir nehirdir, ne kadar güçlü akarsa içinde kötülük tutunamaz.

Hayat kısa. Yüzünü güldürmeyi başaran hiç bir şeye sırtını dönme.

Olmaz dediğin ne varsa hepsi olur. Düşmem dersin düşersin, şaşmam dersin şaşarsın. Öldüm der durur, yine de yaşarsın.

İncitme! İncittiğin yerden incinirsin.

Kendine değer ver ve gönlünü olgunlaştır, çünkü sen bedeninle değil. Ruhunla insansın.

Sükût, incelik, edep ve zerafet insanı her gittiği yerde sultan yapar.

Cahilin sonunda göreceği şeyi, akıllılar başta görür.

Ey soğuk, hareketlen ki ısınasın, sertliğe alış ki yumuşayasın.

Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakilerin anlayabileceği kadardır.

Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir. Zaten o eşek, inciyle denizin varlığından da şüphe eder.

Ana karnındaki çocuğa doğmak, dünyadan göçmektir. fF

Başın ırmağın suyuna daldı mı, suyun rengini nasıl görebilirsin?

Firavun, yüz binlerce çocuk öldürttü, aradığıysa evinin içindeydi.

Dünya ve ahiret, iki kuma gibidir. Birini ne kadar hoşnut edersen, öbürünü o kadar kızdırırsın.

Her şeye doğru demek ahmaklıktır. Fakat her şeye yanlış diyen de zorbadır.

Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide: şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki!

Boğazına düşkün, yemeye alışkın sofiler, köpek gönüllüdürler, fakat kedi gibi yüzlerini yıkarlar, temiz görünürler.

Dünyada tamahsız sofi az bulunur. O sebepten sofi hayli hor, hakirdir. Ancak allah nuruyla doyan ve dilenme zilletinden kurtulmuş olan sofi, bundan müstesnadır. Fakat sofilerin binde biri bu çeşit sofilerdendir. Öbürleri de onun sayesinde yaşarlar.

Bir insan ne kadar güçlü olursa olsun her zaman manevi bir öğretmene muhtaçtır. Alemin dayancı, güvenci olsan gene de yüzümüze muhtaçsın; apaydın sabah kesilsen, gene bir güneşe ihtiyacın var.

Her meyvenin içi kabuğundan iyidir. Bedeni kabuk bil, içi de sevgili.

Üzülme cancağızım. Her bir yara'dan, haberdardır yaradan.

Bir yandan korkun bir yandan umudun varsa iki kanatlı olursun; tek kanatla uçulmaz zaten.

Ey özden habersiz gafil. Sen hala kabukla övünüyorsun.

Şunu iyi bil ki safları yaran, her şeyi yenen aslanla savaşmak kolaydır; gerçek kahraman odur ki önce kendi nefsini yener.

Manasız söz, suya yazılan yazıdır.

Balıkçının ağından kurtulmak için, denize ulaşmaya bak.

Kimden kaçıyoruz, kendimizden mi? Ne olmayacak şey! Kimden kapıp kurtarıyoruz, Hak'tan mı? Ne boş zahmet!

Hristiyan değilim ne de musevi, ne müslüman ne de hindu, Budist, sufi ne de zen. Hiç bir dine ait değilim. Hiçbir din ya da kültür düzenine ait değilim. Ne doğu, ne batıdan geldim, ne deniz, ne de yerden çıktım. Ne tabii, ne havai, ne de çeşitli maddelerd

İnsanın asıl gıdası Allah'ın nurudur. Ona aşırı ten gıdası vermek layık değildir. İnsanın asıl gıdası, ilahi aşk ve ilahi akıldır.

Diyorlar ya korkar mısın ölmekten? İnsan hiç korkar mı yaşadığı yalan bir ömürden sonra yaşayacağı tek gerçekten.

Sözünü çok süslersen, amacından uzaklaşırsın.

Asla sevgiliden ümit kesme. Umut sığınma yolunun başlangıcıdır. O yolda değilsen bile, En azından yolun başında bekle, yanlış yaptım diyorsun. Musa'nın asasını hatırla, yılana dönüşerek Firavun`un büyücülerinin zırhlarını yemişti. Doğru yolu bulduğunda ge

Madem ki duyuyor düşünüyor, seziyorsun. Büyük hakikati bulmak için gönlünü ve idrakini yoracaksın. Duyduklarını ve bulduklarını söyleyeceksin. Sen söylemezsen, ruhunun vasıl olduğu sırları, şiirlere, sazlara, semalara söyleteceksin. Bütün bunları dahi söy

'Güzellik' Mevla'nın lütfudur. Nur'un yanmasıdır. ' Edep' ise kişinin gönül aynasıdır!

Bizim mezhebimizde aşkın karşılığı fedakarlıktır. Ve yüreğimize girenin akıbeti, ahirdir. Ebed'dir!

Kimin gönlünden bir kapı açılırsa, o her zerrede bir güneş görür!

Nefsi en iyi şu dört şey terbiye eder: Susmak, açlık, yalnızlık, uykusuzluk.

Yoksul kişi, cömertliğin aynasıdır. Sakın aynaya karşı gönül kırıcı sözler söyleyerek o aynayı buğulandırma!

Sevenle sevileni ayrı varlıklar sanıyordum.. Meğer onlar birimişler ; Bense biri, iki görmüşüm...

Yola rehbersiz giren, iki günlük yolu yüzlerce yıl gider; üstadsız meslek edinen , şehir ve kasabaların maskarası olur.

Sevdik sustuk. Yandık sustuk. Üzüldük sustuk. Yalnız kaldık yine sustuk. Tek bir şey konuşturdu bizi. O?na (c. c. ) sığındık.

Erlerin huyu, açıklık ve sıcaklıktır. Aşağılıkların işi hile ve utanmazlıktır.

Senin canın içinde bir can var, o canı ara! Beden dağının içinde mücevher var, o mücevherin madenini ara! A yürüyüp giden sufi, gücün yeterse ara; Ama dışarıda değil, aradığını kendinde ara.

Mümin kişinin durumu ne kadar şaşırtıcıdır, zira her iş onun için bir hayırdır. Bu durum, sadece mümine hastır, başkasına değil: ona memnun olacağı bir şey gelse şükreder, bu ise hayırdır; bir zarar gelse sabreder, bu da hayırdır.

Ey hakikati arayan kişi, dünya; içi kof çürümüş bir ceviz gibidir. Onu pek denemeye, imtihana kalkışma. Onu uzaktan seyret.

Özle ki bulduğunda gerçekten bulmuş olasın.

Vefasızlara gitme, onlar birer yıkık köprüdür.

Burnuna sarımsak tıkamışsın, gül kokusu arıyorsun...

Ne olurdu gönül kuşlarımızın dilinden anlayan bir kulak bulunsaydı!

Demliğin burnu ne kadar yukarıda olursa olsun, bardağın önünde eğilmeye mahkumdur.

Arzu et, iste ama ölçülü olsun. Bir saman çöpü bir dağı kaldıramaz.

Kalp sırrına erenler neler yapar, bilir misin? Kızmazlar, küsmezler. Kırmazlar, kırılmazlar. Her şeyde bir güzellik bulurlar. Hiçbir şeyi insanoğlundan bilmezler. Rabbinden bilirler! Her şeyi ondan umup, beklerler. Ve, susarlar. Susarak konuşurlar.

Bana söylemek düşer, kabul ettirmek benim elimde değildir.

Dünya kurt, insan kuzu... Kurdun derdi kuzuyu mideye indirmek kuzu ise kurda aşık.

Çayırlıktan, çimenlikten esip gelen yel, külhandan gelen yelden ayırt edilir.

Gam ve keder, olmayacak isteklerden doğar. Bu kimseleri de şeytan avlamak ister.

Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da nedir bir sevgiye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra.

Nasibinde varsa alırsın karıncadan bile ders. Nasibinde yoksa bütün cihan önüne serilse sana ters.

Aklın varsa bir başka akılla dost ol da, işlerini danışarak yap.

Yürürken başımın yerde olması sizi rahatsız etmesin. Benim tek derdim; yere düşen edebinize takılmamak.

Sarılmayı bilirmisin? Sahiplenmeyi, sahiplendiğinde sadık kalmayı? Sen bilirmisin aşık olmayı? Bölünebilirmisin ikilere, üçlere, gerekirse binlere? Yapabilirmisin? Gerçekten sevebilirmisin? Sevmenin demesi olmaz. Unutma; ya çok seversin bir kere, yada hiç

Yüz kişinin içinde aşık, gökte yıldızlar arasında parıldayan ay gibi belli olur.

Elini duadan ayırma. Kabul edilmiş, edilmemiş sana ne! Sen duaya devam et.

Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir.

Dediler ki: Gözden ırak olan gönülden de ırak olur. Dedim ki: Gönüle giren gözden ırak olsa ne olur.

Sen bana kendi gözünle bakma, benim gözümle bak da biri iki görme! Bana, bir an olsun benim gözümle bak da varlıktan öte bir meydan gör!

Nefsin ejderhadır. Öldü sanma, uykuya dalar o. Dertten eline fırsat düşmediği için uyur. Derdin bitince çıkar hemen. Hüner; dertsizken de nefsi uykuda tutmadadır.

Küle döndüysen, yeniden güle dönmeyi bekle. Ve geçmişte kaç kere küle dönüştüğünü değil, kaç kere yeniden küllerin arasından doğrulup yeni bir gül olduğunu hatırla.

Gerçek aşk'ı bilen kalp bir damla suya bile hürmetle bakar.

Yanmak var yanmak var. Odun yanınca kül olur, adam yanınca kul olur.

Bizi bilen bilir, bilmeyende kendisi gibi bilir!

Seni bağrıma değil, bağrımı ve başımı ayağının altına bastım. Gözüm toprak olacak, ama gönlüm daima aşk kokacak.

Yaşadığın dünyaya bak; Yüce Tanrı, hangi eserini sevginin kucağında büyütmemiş? Neden okşamak ve kucaklamakla gidilecek yere, tekme ve tokatla erişmeyi tercih edesin?

Kaderde sevmek var ama kavuşmak yok ise şayet, Olsun! Vuslata aşık gönül susmayada razı.

İsyanlardayım dedi. Hayır, imtihanlardaydı. Fark etseydi, kurtulacaktı.

Beni çokça andınız, anlattınız ama anlamadınız.

Dünya, kendisini yeni gelin gibi gösteren, cilveler eden, kokmuş bir kocakadındır.

Doğru ile Yanlış'ın ötesinde bir yer var, orada buluşalım.

Ben hiç dilek tutmadım, hep dua ettim. Ömrün ömrüme nasip olsun diye!

Üstünün dostu ol ki üstün olasın. Kendine gel be hey azgın, mağluplarla dost olma! Münkirin delili ancak ve ancak şudur: Ben şu görünen yurttan başka bir şey görmüyorum! Hiç düşünmez ki nerede görünen bir şey varsa o, gizli hikmetleri haber vermededir. He

Günün adamı olmaya çalışma, hakikatin adamı olmaya çalış. Çünkü gün değişir, hakikat değişmez.

Sus gönlüm! Bütün bu susmalarına karşılık her şeyin hayırlısının olacağina inanarak sus.

Yol kesenler olmadıkça, lanetlenmiş şeytan bulunmadıkça, sabırlılar, gerçek erler, yoksulları doyuranlar nasıl belirir, anlaşılır?

Cahil kişi gülün güzelliğini görmez, gider dikenine takılır.

Ey Müslüman, edep nedir diye sorarsan bil ki edep, her edepsizin edepsizliğine katlanmaktır.

Çaresizlik Allah'tan gelen en güzel işarettir. Duanın vaktinin geldiği gösterir. Süzülüyorsa gözünden yaşlar, hüzünlüyse güzel yüzün, Rabbin seni özlemiş, sesini duymak istemiş demektir.

Denizi bir testiye döksen ne alır? Bir günün kısmetini.

Dünyada mevcut bütün canlar, sana karşı canlıktan çıkıyorlar, beden oluyorlar. Halbuki sen, cansın, canlar canısın, cansız beden ne işe yarar? Ben çok eskiden, sana gönül vermiştim. Gel, ey sevgili gel de şimdi sana canımı da vereyim!

Aşk; topuklarından etine kadar işlemiş bir nasırdır; ya canın acıya acıya adım atacaksın, ya da canını acıta acıta söküp atacaksın.

Dilini terbiye etmeden önce yüreğini terbiye et; Çünkü söz yürekten gelir, dilden çıkar.

Gönlünde olanı benden gizleme ki benim gönlümdeki de ortaya çıksın.

Emek ver, Kulak ver, Bilgi ver Ama Sakın Boşverme.

Aşık, sevgilisinden başkasını seyre dalarsa aşk değildir bu, boş bir sevdadır.

İnsanların en hayırlısı, insanlara yararı olandır. Sözün en hayırlısı, az ve anlaşılır olanıdır.

Gel Git'lerin olmadığı bir hayat düşünebilir misin?. 'Hüzün olgunlaştırır'. 'Kaybetmek sabrı öğretir'.

Gözünün gördüğünü gönlünün gördüğüne değişirsen EYVALLAH. Gönlünün gördüğünü gözünün gördüğüne değişirsen EYVAH EYVAH.

Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın. Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini şaşırmayasın!

karşılık DÜNYA'yı verseler kabul eder misin? Etmezsin. Peki gözü verene neden secde etmezsin!

Filozofların felsefesi, insanoğlunun zan ve şüphesini artırır. İslam'ın hikmeti ise, insanı yücelere ulaştırır.

İnsanları iyi tanıyın, her insani fena bilip kötülemeyin, her insanı da iyi bilip övmeyin.

Define yıkık yerlere saklanır. Sakın ola fakir ve dertlilerin kalbini kırma, ahlarını alma.

Eğer, şehvetin ve nefsin hevesine kapılır gidersen, Ben sana haber vereyim ki, eli boş, nasipsiz gideceksin!

Kim, ne olursa olsun, Sevgili bizim olsun tek, Canı, Canımız olsun.

Sen Bizim Suretimize [Yüzümüze] DeğiL, Siretimize [AhLakımıza] Bak.

O kadar çok koşmayın, o kadar çok yorulmayın, şu yerin altında çırak ne olmuşsa usta da o olmuştur.

Sen çiçek olup etrafa gülücükler saçmaya söz ver. Toprak olup seni başının üstünde taşıyan bulunur.

Akıllı insan düşündüğü her şeyi söylemez, fakat söylediği her şeyi düşünür.

Gönül, dert ile yandı; derdimi paylaşacak bir dost yok. Çok yer gezdim hüznümü azaltacak bir kişi yok. 'Ben yarinim' diyen çok amma gerçekte vefalı bir yar yok.

Ben insanların ayıplarını gören gözlerimi kör ettim. Sen de onlara benim gibi iyi gözle bak. Diyor ve ekliyor.

Mecnun değilim dost; lakin çağırırsan çöllere gelirim. Sana yalan halde gelmem, toplarım özümü yalın halde gelirim. Kapıyı çaldığında 'kim o?' dersen; ben olmam kapında sen olur gelirim. Sen gel de yeter ki, yola yük olmam, yol olur gelirim.

Dünle beraber gitti düne ait ne varsa, bugün yeni şeyler söylemek gerek.

Aynalar türlü türlüdür. Yüzünü görmek isteyen cam'a bakar, özünü görmek isteyen can'a bakar.

Neden duasız bırakıyorsun dilini? Kapıyı çalmadan, açılmasını bekleyenlerden misin yoksa?

Küsmek ve darılmak için bahaneler aramak yerine, sevmek ve sevilmek için çareler arayın.

İnsan gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir. Göz ise ancak gerçek dostu görendir.

Cenab-ı Hakk kâfir için necis dedi. Fakat dikkat et ki; kâfirlerin dışı pis değildir. O pislik onların din ve ahlakındadır.

Gönlüne belalar geldikçe gülerek karşıla. Şükrü ve sabrı öğreniyorsun, korkma rıza makamı yakın sana.

Her insan bir alemdir. İnsan düşünceden ibarettir, geri kalan et ve sinirdir.

Herkesin bakmadığı yönden bak dünyaya.

Cahille girme münakaşaya. Ya sinirini zıplatır tavana! Ya da yazık olur Adabına.

Aklını Başına Al Da, Fanî Olan Bu Dünya Zindanında Kimseden Vefa Arama! Bu Dünyanın Vefası Bile Vefasızdır.

Bin sene de okusam, Ne biliyorsun diye sorsalar bana haddimi bilirim derim.

Dostun sana düşmanlık eder, haset ve kinini dışarı vurursa senden yüz çevirdi diye feryat etme. Kendini ahmak ve bilgisiz hale düşürme. Allah'a şükret, yoksullara ekmek ver ki onun çuvalında eskimedin, yıpranmadın. Ebedi dostun Allah'tır.

Bizim canımıza gelsin senin bedenine gelen ağrı.

Sen git yaralarını bir gönül cerrahına göster Sen onları kendin tedavi edemezsin.

Ey insanoğlu! Bazen ağlıyorsun, gözyaşı döküyorsun, bazen de altın sevdasına kapılıyor, toprak eliyor, altın kırıntıları arıyorsun! Fakat düşünmüyorsun ki, sen, altın madenisin, değerli bir kimyasın!

Yalnızlığın en kötüsü, anlamayanların arasında kalmaktır.

İnsan akılla pir olur; saçı, sakalı ağarmakla değil.

Ey sahura kalkan, sahur yemeği yiyen kişi! Az konuş, hatta sus! Sus da orucu anlayanlar, oruçtan söz etsinler.

Eğer sen, can konağını arıyorsan, bil ki, sen cansın. Eğer bir lokma ekmek peşinde koşuyorsan, sen bir ekmeksin. Bu gizli, bu nükteli sözün manasına akıl erdirirsen, anlarsın ki, aradığın ancak sensin sen!

Güzel günler sana gelmez. Sen onlara yürüyeceksin.

Sabır; ağrıları dindiren acı bir ot gibidir. Hem can yakar hem de tedavi eder.

Herkes aynı fikirdeyse, hiç kimse yeterince düşünmüyor demektir.

AŞK; Bilmektir Ey Sevgili! Bir Tek Yârı Bilmek, Onu Candan Daha AZİZ Bilmektir. Ondan Gayrı Bildiklerinin Hiçbir Şey Olduğunu, Dünyanın Onunla Mana Bulduğunu Bilmektir. Onun Selamı ile Gelen BELA Olsa EYVALLAH Diyebilmektir.

Hak kuldan intikam kul ile alır, dini irfan bilmeyen bunu kul etti sanır.

İnsanları tanımak için tüm gücünüzü verin ama tüm sevginizi vermeyin. Onları tanımaya başladıkça verdiğiniz sevgiye acıyacaksnız.

Bir kimsede kibir varsa, söz söylediği zaman soğan gibi kokar.

Her aşkın bir hasreti var; Her hasretin bir çilesi. Çilem çekilmez değil amma bir de çektireni var.

Aklın güzelliği dil ile, dilin güzelliği söz ile, kişinin güzelliği yüz ile, yüzün güzelliği göz ile belli olur!

Nefsinle savaşa girişince; Ben orucu öyle ucuza satmam!' diye kendini yere at, ellerini çırp, ayaklarını vur, diret!

O beden testisi ab-ı hayatla dopdolu, bu beden testisi ise ölüm zehiri ile. İçindekine bakarsan padişahsın, kabına bakarsan yolu yitirdin.

Kötülerin övülmesi arşı titretir.

Öyle bir 'Yâr' sev ki evladım; elinde su tasıyla, iftarı bekleyen oruçlu gibi beklesin seni.

Can'ı Canan'a teslime hazır değilsen 'ben AŞK'ım' deme kimseye.

Şarap küpü nereye konursa konsun şaraptır. Gül mezbelelikte bitmekle kötü olmaz, şarap altın tasa konmakla helal olmaz.

Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakilerin anlayabileceği kadardır.

Biz Sözlerimizi Artık Satırlara Değil Sadr'ımıza Yazdık. Kalbinizin Gözü Varsa Okur, Kulağı varsa Duyar, Dili Varsa Konuşursunuz.

Kanat vardır Doğanı padişaha götürür; Kanat vardır Kuzgunu leşe götürür.

Genişlik, sabırdan doğar.

İnsanlar, uğrunda çaba gösterdikleri her şeye ulaşırlar. Ey bahtlı kişi! Kuru duayı bırak. Ağaç mı istiyorsun, tohum ekmelisin.

Çalınan her kapı hemen açılsaydı, ümidin, sabrın ve isteğin derecesi anlaşılmazdı. Bir kelebek avcısı bile çalıların yırttığı ayaklarla koşmak zorundaysa, hayatın anlamını eliyle koymuş gibi bulmak kimin harcı?

Üzülme der Mevlana ve devam eder; Bir yandan korku bir yandan ümidin varsa iki. kanatlı olursun. Tek kanatla uçulmaz zaten. Sopayla kilime vuranın gayesi kilimi dövmek değil, Kilimin tozunu almaktır. Allah sana sıkıntı vermekle tozunu, kirini alır. Niye k

Denizde inciler derinde olur. Çerçöp sahilde olur.

Bir gönül yapmak gelmiyorsa elinden, bari bir gönül yıkılmasın dilinden.

Münafığın özrü kabul edilmez. Çünkü o özür dilindedir kalbinde değil.

Anlamak bilmek; bilmek affetmektir.

Her birimiz tek kanatlı melekleriz ve bizler ancak birbirimizi kucaklayarak uçabiliriz.

Sen yerde olanlara merhamet et ki, gökte olanlr da sana merhamet etsin Senden aşağı olana acı ki, senden üstün olan da sana acısın.

Yarın yaparım yarın yaparım deme! Bugün'de dün'ün yarın'ıydı ne yapabildin.

Bırakacağın eli hiç tutma, Tutacağın eli ise hiç bırakma. Sahte sevgilere gül olmaktansa, gerçek sevgilere diken ol!

Güzel huy peşinde yürü, iyi huyla düş kalk. Gül yağına bak, nasıl gülün huyunu almış.

Biri buğday elde etmek için ekin ekerse sonunda saman da elde eder. Fakat saman ekersen buğday elde edemezsin ki!

Unutma ki; İnsan Dünyanın Hakimi Olabilir, Ama Küçük Bir Kalbin Esiridir.

Aşk, ücreti ve karşılığı olmayan bir hastalıktır Aşk hükmetmez; terbiye eder!

Büyük Allah'tan bizler niye terbiye isteriz? Çünkü terbiyesizler, Allah'ın lütfundan mahrumdurlar. Terbiyesiz, yalnız kendine kötülük etmez, bütün utanç ve erdem ufuklarını ateşler.

Allah'ın defineleri yıkık gönüldedir. Yıkık yerlerde pek çok defineler gömülüdür. Kırılmış, iki yüz parça olmuş gönülü yapmak, Allah'a Hac'tan da yeğdir, Umre'den de.

Sen zayıfları yardımcısız, kimsesiz sanma; Kur'ân'dan 'İzâ câe nasrullâh'ı oku.

Cebi zengin fakat ruhu fakir olan insanın hali çok rezil! Çünkü o; 'her şeyin fiyatını bilir, değerini değil.

Ey Gönül! En acı ilaç ayrılıktır; zira onun içinde Aşk gibi bir şifâ saklıdır.

Akıp giden zaman içinde bir kafesteyim, Her türlü amelde çok ahesteyim, Kabrim. beni bekliyorken dünyalık hevesteyim, Uyandır artık Ya Rab! belki son nefesteyim.

Sen değerinle ve düşüncenle, iki âleme de bedelsin, ama ne yapayım ki kendi değerini bilmiyorsun.

Her olayı hayır bil, her geceyi Kadir bil, her geleni Hızır bil.

Ele geçen şeyin tadı, tuzu, değeri, oraya varmak için çekilen yol zahmeti kadardır. Çölün tozunu yutmayan, dilini dudağını çöl güneşinde çatlatmayan zemzemin lezzetini bilemez. Ömür boyu hayalini kurmayan Kabenin kadrini tartamaz. O halde önce yan ki su s

Tenini besleyip geliştirmeye bakma, çünkü o sonunda toprağa verilecek bir kurbandır. Sen gönlünü beslemeye bak! Yücelere gidecek, şereflenecek odur.

Ey sevgili. Biz seninle bir salkımın iki aşık üzümüyken, başka şişelerde şarap olmuşuz, başka hayallerde harap olmuşuz.

Kim demiş gül yaşar dikenin himayesinde? Dikenin itibarı gül himayesinde!

Ten midesi insanı samanlığa çeker, gönül midesi reyhana çeker. Ot ve arpa yiyen kurban olur, Allah nuru ile nurlanan Kuran olur. Senin yarın pislik, yarın da misktir. Kuran'la miskini artır.

Dost ise düşünme, ver ömrünü gitsin. Dost değilse, hiç bekletme yol ver gitsin.

Her zorluğun sonunda doğan bir ışık vardır. Eğer elleriniz diken yaralarıyla kan revan içinde kaldıysa güle dokunmanıza çok az kalmış demektir.

Bütün kâinat birbirine sevgi ile bağlanmış. Sevgini vermesini öğren. Çünkü gönlün anlasın ki hepsine yer varmış. Sevgisiz insandan dünya, unutma ki korkarmış.

Keser Gibi Olma; Hep Bana, Hep Bana. Rende Gibi Olma; Hep Sana, Hep Sana. Testere Gibi Ol; Hem Sana, Hem Bana.

Mücevherler vakitle alınabilir ama vakitler mücevherle alınamaz.

Göz iki, kulak iki, ağzımız ise tektir. Çok görüp, çok dinleyip, Az konuşmak gerekir.

Hem gam çağında, hem esenlik çağında Allah'a dayanmadan, tümden ona teslim olmadan başka her şey düzendir, tuzaktır.

Eden kendisine eder; yapan bulur ve çeker. Unutma, kazanmak koca bir ömür ister. Kaybetmeye ise anlık gaflet yeter.

Öfke rüzgar gibidir, Bir süre sonra diner; ama birçok dal kırılmıştır bile.

Aşk, kimseye niyazı ve ihtiyacı olmayan Allah'ın vasıflarındandır. Ondan başkasına âşık olmak, geçici bir hevestir.

Gel, gel yine her neysen, Kimsen yine gel; kâfirsen, Ateş ve put seversen yine gel; Girmez ki, umutsuzluk dergâhımıza.

Söz, dinleyene göre söylenir; terzi elbiseyi adamın boyuna göre diker.

Üç şey seçildi cennetten: Kelimler, aşk, annelik duygusu. Kelimeleri Adem aldı, annelik duygusu Havvaya kaldı; ama aşk çok ağırdı.

Ey diken arayan kimse! Cennete girsen bile, orada senden başka diken bulunmaz.

?Sesini değil, sözünü yükselt! Yağmurlardır yaprakları büyüten, gök gürültüleri değil.

Gel, gel, ne olursan ol yine gel, İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel, Bizim dergahımız, umitsizlik dergahı değildir, Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel.

Bal yiyen arısından gocunmaz. Gül Koklayan Dikeninden Çekinmez.

Akıl padişahı kafesi kırdı mı, kuşların her biri bir yöne uçar.

Hz. Mevlanaya; Neden hep yak takımı ve kötü insanlarla berabersin, neden onları kendine mürid olarak kabul ediyorsun, diyenlere verdiği cevap şudur; İyilerle herkes iyi olur maarifet kötülerle iyi olabilmek!

Tutalım ki Ali'den Zülfikâr sana miras kaldı. Sende Ali kolu ve kalbi yoksa Zülfikar neye yarar ki?

Seviyorum seni. Bana bunun için nasihat neye yarar? Zehir içmişim ben. Bana şeker ne eder? Benim icin: Onun ayagına zincir vurdunuz! diyorlar; Divane olan gönlümdür, ayağıma zincir vurmak niye?

Savaşsız, sabırsız yenme olur mu hiç?

Başta dönüp koşan nice bilgiler, nice hünerler vardır ki, insan onunla baş olmak isterse, baş elden gider. Başının gitmesini istemiyorsan ayak ol.

Kısmet Etmiş ise Mevla; El getirir, Yel Getirir, Sel Getirir. Kısmet Etmez ise Mevla; El Götürür, Yel Götürür, Sel Götürür.

Din düşmanlarının başına kılınç ol, kurt gibilere ateş saç; çünkü onlar, Yusuf düşmanıdırlar.

Maşrapamız küçük ise deryayı suçlamaya hakkımız yok.

Nefis firavundur. Sakın doyurma. Başına kral kesilir.

İstediğin kadar inançlıyım de namaz kıl, sadaka ver. Umut verip, güven aşılayıp da yarıyolda bıraktığın insanın gönül sadakasını her iki dünyada da veremezsin.

Kim daha güzelse kıskançlığı daha fazla olur. Kıskançlık ateşten meydana gelir.

Cahil olanların merhameti ve lütfu azdır.

Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir.

Başkalarına imrenme, çok kimseler var ki senin hayatına imreniyorlar.

Kalbimi ve ruhumu vermemin bir yararı yok, sen zaten bunlara sahipsin. O yüzden sana bir ayna getirdim. Kendine bak beni hatırla.

Yorulacaksan zorlanacaksan şikayatçi olacaksan keşkelere sıgınacaksan söze ama diye başlayacaksan girme AŞK yoluna Aşk yolunda U dönüşü yoktur! Aşk Derki sana: Yolumdaysan başım feda yoluna ama bil ki senin de başını isterim yoluma! Kahir KApris gelecekse

Müzik Allah'ın dilidir.

Muhabbet ve merhamet, insanlığın; hiddet ve şehvet de hayvanların sıfatlarıdır.

Nefsin, üzüm ve hurma gibi tatlı şeylerin sarhoşu oldukça, ruhunun üzüm salkımını görebilir misin ki?

Kitaplardan önce, kendimizi okumaya çalışalım.

HARF'ler yetmedi anlaşılmama, bari Hâl'den anla.

Başarı bir seyahattir, hedef değil. Mutluluk, gidilen yolun üzerindedir, yolun sonunda değil. Yolun sonunda olsa, ona varıldığında yol bitmiş ve vakit de geçmiş olurdu. Mutlu olmanın zamanı ise bugündür, yarın değil.

Bir kimseyi tanımak istiyorsan, düşüp kalktığı arkadaşlarına bak.

Her Yerde Olmak Gibi Bir Duan Varsa, Gönüllere Gir; Çünkü Sevenler, Sevdiklerini Gönüllerinde Taşırlar.

Aşk vadisinde, hiçbir nişane, hiçbir iz yoksa üzülmemeli; çünkü, Hakk'ın lûtfuyla bazen umutsuzluktan bile umutlar doğar. Ey gönül, sakın umutsuzluğa düşme! Allah'tan umudunu kesme ki, bazen can bahçesinde, sögüt ağacının dalı bile hurma verir.

Her insanın evveli suretten ibarettir. Ondan sonra can gelir ki can, manevi güzellik, ahlak güzelliğidir. Her meyvenin evveli suretten başka nedir ki? Ondan sonra lezzet gelir ki lezzet, meyvenin manasıdır.

İnsan içki içmekte serbest, ama sarhoş olmakta serbest değildir.

Aşkının varlığında öyle yok oldum ki, O yokluk binlerce varlıktan daha hoştur.

Kötü zanda bulunan kişi çirkindir. Aslında o kendi içini vurur karşıya.

Bakın! Toplumsal bunalımların, kavga ve dövüş ortamının tek ve en güçlü doğuş sebebi sevgi eksikliğidir. Bunun en doğru tedavi yolu ise SEVGİYİ aramak, yaşamak, uygulamaktır. Hoşgörülü olursanız seversiniz. Sevilirsiniz. Karar verirseniz ve de bu yolda ça

İnanan kişi, işlerini Allah emretti diye yapar. İnanmayan ise, mücadele ve gösteriş olsun diye yapar. Böyle inatçı kişilerin başlarına toprak saç.

Maksada sabırla erişilir. Aceleyle değil! Sabret, Doğrusunu Allah daha iyi bilir.

Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir.

Yılan insanın sadece canını alır. Kötü arkadaş cehenneme sürer de ebedi hayatını mahveder.

Gelmez sana bir ziyan bu aşktan gönlüm! Can gitsede korkma başka bir candır ölüm.

Güzelliğin bir damlası olan LEYLA için uykuyu haram etmek çok değilse, Güzelliğin kaynağı MEVLA için bir ömrü feda etmek az bile.

Aklım her gün tövbe eder. Nefsim her an tövbemi bozar. Arada kalmış bîçareyim. İyi ki Senin kapın var.

Sarılmayı bilir misin? Sahiplenmeyi, sahiplendiğinde sadık kalmayı? Sen bilir misin aşık olmayı? Bölünebilir misin ikilere, üçlere. gerekirse binlere? Yapabilir misin? Gerçekten sevebilir misin? 'Sevmenin demesi' olmaz. Unutma, ya çok seversin bir kere, y

Yalnızlık, adam olmayanın vereceği sevgiden, saygıdan yeğdir.

Misafirsin bu hanede ey gönül, Umduğunla değil bulduğunla gül, Hane sahibi ne derse o olur, Ne kimseye sitem eyle, Ne üzül.

Kır oğul zinciri; hür gez, hür konuş, Yok mu altından gümüşten bir kurtuluş?

Bir gün kızsan bana, alsan başını yüzbin yıllık yere gitsen dönüp kavuşacağın yer benim, demedim mi.

Ümitsizler köyüne gitme; ümitler var, karanlığa doğru yürüme; Güneşler var.

Hiçbir ölü öldüğüne hayıflanmaz, sadece azığının azlığına hayıflanır. Ölen kuyudan ovaya çıkmış demektir.

Gözyaşının bile görevi varmış. Ardından gelecek gülümseme için temizlik yaparmış.

Sen böyle güzelken bana söz düşmez. Bakma böyle yazılar yazdığıma, ben aslında Oku! emrine amade SENİ okuyorum sevgili.

Sen, canının içinde Kur'an nurunu istiyorsan, şunu bil ki, oruç bütün Kur'an'ın tertemiz nurunun sırrıdır.

Aklın yoksa yandın, ya kalbin yoksa o zaman sen zaten yoksun ki.

Duydum ki kapıma gelmiş, tokmak olmadığı için kapıya vurmadan geri dönmüşsün. Bilmez misin, kalp kapısının tokmağa ihtiyacı yoktur; o ancak içeriden açılır.

İnsanı ateş değil, kendi gafleti yakar; Herkeste kusur görür, kendisine kör bakar. Neye nasıl bakarsan, o sana öyle bakar.

Hiçbir yere sığmadı Aşkın. Gönlüme sığdı yalnız. Şimdi gönlüme de sığmıyor. Gözlerimden sızıyor;

Ey AŞIK! Hani özlem çekiyorsun ya sevgiliye. Bil ki sevgilidendir özlemin özü. Odur asıl sana özlem duyan. Çünkü o tutuşturmayınca alevi, kimsede olmaz ateş. Ve AŞK ateşi önce sevilene, ondan sonra sevene düşer.

Kalp deniz, dil kıyıdır. Denizde ne varsa kıyıya o vurur.

Eden kendisine eder. Yapan bulur ve çeker. Unutma ki; Kazanmak koca bir ömür ister, Kaybetmek içinse bir anlık gaflet yeter.

Bazen halimize Melek'ler imrenir, bazen de halimizden Şeytan bile iğrenir.

Eğer tamamıyla zorluklara daldınsa, daralıp kaldınsa, sabret; çünkü sabır genişliğin anahtarıdır.

İncir çekirdeğini doldurmayacak kadar!diye niye küçümserler ki; Kalp pekmi büyük incirden?Bakın bakalım insan neler çekiyor, incir çekirdeği kadar kalbe düşenden.

Bir gün kızsan bana, alsan başını, yüz bin yıllık yere gitsen, dönüp kavuşacağın yer ben'im demedim mi?

Marifet nedir bilir misin? Taşlara bakan gözlerin çicekleri görmesidir!

Dünya tuzaktır. Yemi de istek. İstek tuzaklarından kaçının.

Bil ki. Domuzların önüne elmaslar serilmez, mücevherden ancak sarraflar anlar başkası bilmez, ne fark eder ki kör insan için elmas da bir cam da, sana bakan kör ise kendini camdan sanma.

Sen verdikçe dost görünen çok olur. İste de gör, hepsi yok olur. Sen kendine yetmeyi öğren, tüm dünyanın malına gönlün tok olur.

Şöhret afettir; şöhret peşinde koşmak iyi tanınmak için uğraşmak insanlığa yakışmaz. Eğer sen hakikati aşk incisini arıyorsan görünüşten kurtulman denize dalman derinliklere inmen gerek! Yoksa şöhret gösteriş deniz kıyısına düşen köpüktür!

Bilmek başka, Bulmak başka, Olmak daha başka.

Duydum Ki Gıybetimi Yapmışsın, Yüzüme SöyLemekten Kacmışsın! Benim Gibi bir Acizden Korkmuş ALLAH'tan Korkmamışsın.

Bir şeyden kaçacaksan yılandan, akrepten, arslandan, kaplandan kaçma da, bedenden kaynağını alan nefsanî isteklerden, heveslerden kaç! Çünkü başımıza gelen bütün belalar, çektiğimiz bütün zahmetler, meşakkatler boş ve olmayacak heveslerden meydana gelir.

Aşk nasip işidir, hesap işi değil! Aşk adayıştır, arayış değil! Sen adanmışsan ve yanmışsan bu uğurda, aşk seni bulmaya gelir!

Kimi insan yaşadığı zorlukları bahane edip Allah'tan uzaklaşır, Kimi insan da yaşadığı zorlukları vesile edip Allah'a yakınlaşır.

Kalp bir bahçe gibidir. Onda mutlaka birşeyler bitecektir. O halde güzel şeyler ekin ki güzel şeyler bitsin!

Hangi Meyve Oldu da Dalın da Kaldı? Öyleyse Ölmekten Korkma, Ham Olmaktan Kork.

Leş, bize göre rezildir ama, domuza, köpeğe şekerdir, helvadır.

Hüzün dalgası çarptıysa bir insanın yüreğine; ya Mevla'sını özlemiştir, ya da Mevla'sı onu.

Mideyi bırak da gönül tarafına salın. Salın da Allah'tan perdesiz selam alasın.

Merhamette güneş gibi ol; cömertlikte akarsu gibi ol; tevazuda toprak gibi ol; ayıpları, kusurları örtmekte gece gibi ol.

Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir.

AŞK Acısı taşımayan Yürek; Ya Deliye aittir, Ya Ölüye.

Kim benliğinden kurtulursa bütün benlikler onun olur. Kendisine dost olmayan herkese dost kesilir. Nakışsız ayna olur, tüm nakışlar onda seyredilir.

Aşkın hikâyesini, durmaksızın feryâd eden bülbüle değil. Sessiz sedasız can veren pervanelere sor.

Vesveseli düşüncelerden sakın. İnsanın kalbi, sazlık ve orman gibidir. Orada aslan gibi de, yaban eşeği gibi de fikirler bulunur.

Sevgide fedakarlık yolunu bulamayanları, asla gönül kapınızdan içeri sokmayın!

Aşk deliliktir biz delinin delisiyiz.

Yazık ki akşam oldu biz yine yalnız kaldık. Bir kıyısı görünmez denize daldık. Bir gemiye binmişiz bulanık bir gecede. Allah'ın denizinde Allah'tan uzak kaldık.

Cahil kimsenin yanında kitap gibi sessiz ol.

Şeytan tabiatı bakımından insana düşmandır. İnsanın helak oluşuna sevinir o.

Şunu iyi bilki; eğer, gönlün, sırlarına mezar olursa muradın çabucak hasıl olur.

Gülün dikene katlanması, onu güzel kokulu yaptı

Yılan sokması seni sadece canından eder. Ama kötü dost hem candan, hem de imandan eder!

Gönlünü yıkayıp arıtmamışsan, habire abdest alıp durmaktan fayda bekleme.

Hoşlanmadığına tahammül sabır değildir. Sevdiğine kavuşamayacağını bilsende, kavuşacakmışcasına gayret etmendir. Bırak, sabır sana sabretsinki acıyı bal eylesin.

Mevlana'ya sorarlar o kadar yazarsın, o kadar okursun ne bilirsin? diye. Mevlana şu yanıtı verir; Haddimi bilirim!

Bu dünya bir ağaca benzer, biz de bu ağaçta, yarı ham, yarı olmuş meyveler gibiyiz.

Eli görmeyen kişi yazıyı kalem yazdı sanır!

Dünya kurt, insan kuzu. Kurdun derdi kuzuyu mideye indirmek kuzu ise kurda aşık!

Yarabbi! Bildir de ben beni bileyim. Beni bilen ben ile kendime geleyim. Benim bensizliğim ile ben seni bileyim. Seni bilmeyen beni ben neyleyeyim.

Üzülme! Bil ki yaradan umudu en çaresiz anlarda yollar. Unutma; yağmurun en şiddetlisi en kara bulutlardan çıkar.

Dert, GizLice Allah'ı Anmana VesiLe OLacaksa Tüm Dünya MüLkünden DeğerLidir.

Gerek yok her sözü laf ile beyana, Bir bakış bin söz eder bakıştan anlayana.

Hak'tan bahar fermanı gelmedikçe, toprak sırrını açmaz.

Hayatı sen aldıktan sonra ölmek, şeker gibi tatlı şeydir Seninle olduktan sonra ölüm, tatlı candan daha tatlıdır.

Acı su da, tatlı su da berraktır. Sakın görünüşe aldanma. Görünüşte herkes insandır ama gerçek insan hal ehli olandır.

Bir adamın birçok hüner, fen, bilgi sahibi olduğuna bakma! Verdiği sözde duruyor mu? Vefası var mı? Asıl ona bak! Hakla ettiği sözleşmeyi yerine getiriyorsa, insanlara verdiği sözde duruyorsa, vefâlıysa onu istediğin kadar öv! Onun iyi vasıflarını bir bir

Asalet; Boyda Değil, Soyda İncelik; Belde Değil, Dilde Doğruluk; Sözde Değil, Özde Güzellik; Yüzde Değil, Yürekte Olur!

Gözlerinin gördüğünü yüreğinin gördüğüne değişiyorsan eyvallah! Yüreğinin gördüğünü gözlerinin gördüğüne değişiyorsan eyvah, eyvah!

Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir. Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır.

O dağa bir kuş kondu, sonra da uçup gitti. Bak da gör, o dağda ne bir fazlalık var ne bir eksilme.

Hırsızlığın çirkinliği, çalınan şeye göre değişmez ki; ha bir altın çalmışsın ha bir iğne.

Ya da yazık GÜZELLİK' Mevla'nın lütfudur. NUR'un yansımasıdır. 'EDEP' ise kişinin GÖNÜL aynasıdır. !

Herkesin günahını kapatamayacağına göre! Kendi göz kapağını kapat!

Sus artık yeter! Sır perdelerini pek o kadar yırtma. Çünkü bize, kırıkları sarıp onarmak, sırları örtmek yaraşır.

Bakmakla görmek, aşık olmakla sevmek arasındaki fark? Diye sormuslar Mevlana'ya. Cevaplamış; Senin baktığına herkes bakıyor; ama ya görebildiğini herkes görebiliyor mu? Herkes aşık olabiliyor; ama herkes senin gibi sevebiliyor mu? Aralarındaki tek fark se

Kardeşim sen düşünceden ibaretsin, Geriye kalan et ve kemiksin, Gül düşünür gülüstan olursun, Diken düşünür dikenlik olursun.

Kadınlarda hayvani sıfat fazladır. Çünkü kadın koku ve renge fazlaca meyleder.

Kanaatten hiç kimse ölmedi, hırsla da hiç kimse padişah olmadı.

Kendindendir çektiklerin gölgenden değil. Ne yaptın da sana dönüşünü görmedin? Ne ektin de ektiğini biçmedin? Eylemlerin ruhundan ve bedeninden doğar. Sonra da çocuğun gibi gelip eteğinden tutar.

İki alem vardır: İlki varlık alemi, ikincisi manâ alemi. Varlık alemi gündüz gibidir, olanı biteni açıkça görürsün, kendini kolayca ele verir. Manâ alemi ise gece gibidir, onu bulmak için mutlaka gönül ışığını yakman gerekir.

Küsmek ve darılmak için bahaneler aramak yerine, sevmek ve sevilmek için çareler arayın.

Göklerin yolu, içtedir, gönüldedir, sen aşk kanadını aç, aşk kanadın kuvvetli olursa merdiven arama derdin kalmaz.

Aşk da tıpkı Elif gibidir. İsminde gizlidir, ama okunmaz. O olmadan da besmele sese gelmez. O her şeyin içindedir ama hiçbir şeyde görünmez.

Gönlümün sevmediğini gözüm neylesin. Rabbim herkese gönülden seveni nasip eylesin!

Ey Gönül! Sana deli desinler, divane, mecnun desinler; sana mağlup desinler, yenilginin zillet içindeki çocuğu desinler. Fakat ey gönül, sana, zaferin sarhoşu demesinler. Sana, 'kalbini kıramadı' demesinler. Ey gönül, haydi yenilgini mübarek kıl. Kır kalb

Ne tükenmez hazinesin ey dil! Ne devasız bir dert!

aşka yanmalı can dediğin. ya canan olmalı; ya da canını almalı 'yar 'diyemezsin ki herkese; içindeki yaran olmalı. herkesin de bir yüreği vardır amma yürek dediğin bir başka yanmalı!

Söz vermek bir mana ise Sözü Tutmak binbir mana! Herkes söz vermesini bilir ama Şeref' yürekli olana.

Herkesin bir derdi var; Her derdin bir acısı. Acılarım katlanılmaz değil ama, bir de tuz basanı var.

Dünyada en büyük musibet, cahilin ilim davasında bulunması, o davanın da cahillerce doğru zannolunmasıdır. İnsan bilmediğini açıkça itiraf edecek olursa, hem vebal altına girmekten kurtulur, hem de hulus-u her hayırlı iş ve ameli Allah rızasını niyet eder

Ey Gönül! Bir sürü dostlarının yanında, elbet ki düşmanların da olacak; Ama imtihan ya bu, onca düşmanın var iken seni dostun vuracak.

Gönlüme girmene lafım yok. Ama malumdur ki karga gül bahçesinde gezmekle bülbül olmaz! Bilesin sende.

Uzakta Olsan da Yanımda OLmalısın Daima; Unutma Gerçek Aşk Sevdiğini Anınca Yanmak. Yandıkca Sevdireni Anmaktır.

Yürek yanmadıkça, göz yaşarmaz.

Cahil olanların merhametive lütfu azdır.

Dıştaki ateş suyla söner. Şehvet ateşi, parladıkça parlar; adamın yüzünün suyunu yerlere döker.

İnsanlar ağaçlardan ders almalıdırlar. Onlar; ne üzerlerinde barınan kuşların, ne gölgelerinde yatan insanların, ne de verdikleri yemişlerin hesabını tutarlar.

Eğer Rabbim seni bana yazmışsa, Benden kaçışın yok! Lakin kader seni benden almışsa, Ağlamaya lüzum yok.

Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta aşağılık dünyadan göğe sıçrayiverir.

İnsanlar, güller arasında dikenler bulunduğundan şikayet edeceklerine, dikenler arasında güller yaratıldığına şükretmelidir.

Tut ki bütün doğuyu, batıyı zaptettin, her tarafın saltanatına sahip oldun. Madem ki Bu saltanat kalmayacak, sen onu bir şimşek farzet; çaktı ve söndü. Ey gönüllü uyuyan, ebedi kalmayacak mülkü bir rüya gibi bil.

Ey Gözyaşı! Mademki, Gözümün Kapısından Çıktın, Gidiyorsun, Bari Sevgilinin Kapısına Git de, Başını ONUN Eşiğine Koy!

Ey İman incisini bir ekmek karşılığı veren. Ey gönül mâdenini bir arpaya feda eden. Nemrud, gönlünü Hakk'ın dostu İbrahim'e teslim etmedi de sonunda canını bir sivrisineğe verdi.

Dert daima insana yol gösterir.

Senin için başkasını terk eden, başkası için de seni terk eder.

Edepli edebin den Susar. Edepsiz de, susturdum sanır.

Sabır, demir kalkandır.

Her canlının ölümü tadacağını, ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.

ORUÇ kuyusunda sabret ki; Yusuf gibi aşk Mısır'ında aziz olasın.

her şeyi, aramadıkça bulamazsın; fakat bu dost başka; bunu bulmadan arayamazsın.

Ben hem hamım, hem kavrulmuş kebap olmuşum. Hem gülmedeyim, hem ağlıyorum. Alemi de hayretlere salmışım, kendim de hayretteyim. Vuslat içinde ayrılığa düşmüşüm ben.

Deniz gibi mal kazan, fakat sen üzerinde gemi ol.

Bizi bizden başkası zaten ayıramazdı, bize bunu bizden başkası yapamazdı; Ah be sevgili hamdım belki, ama piştim, yandım, zaten beni senden başkası yakamazdı.

İnsan büyük bir şeydir ve içinde her şey yazılıdır. Fakat karanlıklar ve perdeler bırakmaz ki insan içindeki o ilmi okuyabilsin. Bu perdeler ve karanlıklar; bu dünyadaki türlü türlü meşguliyetler insanın dünya işlerinde aldığı çeşitli tedbirler ve gönlün

Bize Gözün Değil, Gönlün Gördüğü Yürek Gerek. Düşlerdeki Tabir Değil, Gerçeğe Vuslat Gerek.

Her yağmur damlası bir yeşil yaratmak içindir. Sanmasınlar yıkıldık, sanmasınlar çöktük. Bir başka bahar için sadece yaprak döktük.

Sebatsız sedef, inci tutmaz.

Bir Eş isterim cana can olan, yaraya merhem olan, canı ben yarası ben olan, bana MEVLAYI anlatan ve hatırlatan.

Güvendiğiniz dağlara karlar yağdığında en güzel çare, dağ ile karı başbaşa bırak.

Allah mermere emir vermez.

Kişi kim olduğunu bilmek isterse, kimleri sevdiğine baksın.

AŞK Abdest Gibidir. Şüpheye Düşersen Bozulur.

Şu tertemiz tarlaya sevgiden başka bir tohum ekmeyiz biz.

Doğruların yemin etmeye ihtiyacı yoktur.

Tuzağa saçtığın taneler, cömertlik sayılmaz ki.

Yerde bir zayıf aman dilerse, gökyüzü askerleri birbirlerine karışırlar.

Can ve gönül de yani kalpte hakikat coşkunluklarını kaldıracak takat, kulakta da bunu işitecek istidad yoksa, ben kime ne söyleyeyim?

Bak bil ki domuzların önüne inciler serilmez Mücevherden sarraflar anlar ancak, başkası bilmez Ne fark eder ki kör insan için elmas da bir camda Sana bakan bir kör ise, sakın kendini camdan SANMA.

Nefsinin istediğini yapıp da bir de 'inşallah' demek Allah'la alay etmektir. Kimi kandırıyorsun?

Sabır sevinç anahtarıdır.

İnsanlara bir bilgi kaynağı olan Mevlana gerçekten tarihi bir bilgindir. Dünyanın büyük bir çoğunluğu Mevlana 'ı bilmek ve tanımaktadır.

Kokuların en güzeli GÖNÜL kokusudur; çünkü o koku RABBiN kokusudur. O koku kırık gönüllerde mağlup ruhlarda bulunur.

Korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü, inananlara bayram günüdür, öküzlere ölüm günü.

Allah merhalesinde akıl beygirine yol yoktur.

İnsanlar günahları ile övünüyor, sevaplarıyla alay ediyorlarsa, şeytan yüreklerinde tavaf ediyor demektir.

Kitaplardan önce kendimizi okumaya çalışalım.

Sual de bilgiden doğar, cevap da.

Sana nasıl gönlümü aldın diyebilirim ki. Sen, zaten gönlümün ta kendisisin, sen benim gönlümsün.

Aklım kalbime;' İman nedir?' diye sordu:Kalbim ise aklımın kulağına eğilerek; 'İman edeptir.' dedi.

Sen benim tellerime hangi notayi isteyerek vuruyorsan, ben o makamdan inliyorum SEVGiLi.

Adam savaşmakla çetin er sayılmaz, öfkelendiği zaman kendini tutabilendir çetin.

Yüce Mevlam. Bana öyle bir insani sevdirki. O insanın kalbinde ilk sen olasın! Ve Ben o insanın Kalbinde Seni bulayım!

Mecnun Değilim Dost; Lakin Çağırırsan Çöllere Gelirim!

Ey Sevgili, ilacım de sensin, çarem de sensin. Yüz parça olmuş gönlünün nuru da sensin. Çaresiz gönlümde, senden başka ne varsa hepsi yok oldu, Beni kimsesiz bırakma! Gel!

Bazı alimlerin Allah'ı ispat etmeye çalışmalarına şaşıyorum. Allah'ın varlığı sabittir, sen kulluğunu ispat etmeye çalış!

Diyorsunki; Ben sana gönlümü verdim. İyi de gönül dediğin nedir ki ey sevgilim? Ben sana hiç gönlümü verirmiyim! Çünkü gönül dediğin toprağa girince toz olur, toprak olur. Ben sana ruhumu veririm. Çünkü ruhum sende sonsuzluk olur!

İçteki kiri su değil, ancak gözyaşı temizler.

Aşığa bir anlık ayrılık, bir yıl gibi gelir. Bir yıllık vuslat bile onca bir hayalden ibarettir. Aşk susuzdur, susuzu arar. Bunlar geceyle gündüz gibi birbirinin ardına düşmüşlerdir. Gündüz geceye aşıktır, onsuz olamaz. Fakat bakarsan görürsün ki gece, on

Can konağını aramadaysan, cansın; bir lokma ekmek arıyorsan ekmeksin, bir damla su arıyorsan susun, zulmün peşindeysen zalimsin, aşkı arıyorsan aşıksın, Gönlün neye kapılmışsa O'sun sen. Şu nükteyi biliyorsan, işi biliyorsun demektir.

Nasıl olur da deniz, köpeğin agzından pislenir, nasıl olur da güneş üflemekle söner?

İnsan gözdür, görüştür, gerisi ettir. İnsanın gözü neyi görüyorsa, değeri o kadardır.

Sen öyle büyük bir varlğın aşkını seç ki, bütün peygamberler, onun aşkıyla kudret ve kuvvet buldular, şeref ve saadete erdiler.

Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbül, kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç?

Akıllılar önceden ağlarlar; bilgisizlerse işin sonunda başlarını vururlar. İşin başında sonunu gör de ceza gününde pişman olma.

Gönlüm dilime dargın, dilim gönlüme. Gönlüm duygularını anlatamadığı için kızarken dilime, Dilim anlatamayacağı şeyleri düşündüğü için kızıyor gönlüme.

Ay doğmuyorsa yüzüne güneş vurmuyorsa pencerene, Kabahati; ne güneşte ne de ay da ara. Gözlerindeki perdeyi arala.

Irmak suyunu tümden içmenin imkanı yok ama susuzluğu giderecek kadar içmemenin de imkanı yok.

Ey arkadaş, sufi, bulunduğu vaktin oğludur. Bu iş yarın olsun yarına kalsın demek, tarikat anlayışına uymaz.

Hırs insanı kör ve ahmak eder. Bilgisiz hale sokar da ölümü kolaylaştırır.

Ey başkalarına ağlayan göz! Gel bir müddet otur da kendine ağla.

Bazen bitmek bilmeyen dertler yağmur olur üstüne yağar. Ama unutma ki, rengarenk gökkuşağı yağmurdan sonra çıkar.

Sabret Can; üzülme sevmeyen gitsin. Niçin ağlarsın? Dua et Rabbim seni terketmesin. İşte O terkederse gerçekten bitersin!

Birşeyi bulunmadığı yerde aramak aramamak demektir.

Sen ki hayrı şerri bilmezsin. Önce kendini sına sonra da başkalarını. Kendini sınadığında zaten başkalarını sınamaktan vazgeçersin!

Allah ile olduktan sonra ölüm de, ömür de hoştur.

Sen benim gönlümde oldukça Yemen'de de olsan benim yanımdasın. Eğer sen benim gönlümde değilsen yanımda da olsan Yemen'de sayılırsın.

Aldırma söylenenlere: Varsın, görenler seni bir ot sansın. Sen gül ol da, uğruna ötmeyen bülbül utansın.

Sevdiğini mertçe seven kişi, pervane gibi özler ateşi. Sevip de yanmaktan korkanın, 'masal anlatmaktır' bütün işi.

Gönlü aydın bir kişiye kul olmak, padişahların başına tâc olmaktan iyidir.

Ey can! Güneş herkesin üzerine eşit doğar ama; Gül başka, leş başka kokar.

Yarasindan taze kan sizan gönül ehline, dostlarin yüzünü görmek merhem gibidir.

Dayan be gönlüm! Biçare değilsin Yaradan sana yar. Kimsesiz değilsin, Yanında Kimsesizler Kimsesi var. Biliyorum, Sığmazsın hiç bir yere bu sevdayla. Dünya sana dar. Ama dayan gönlüm! Dayan ki Her gecenin mutlaka bir sabahı var.

Yanlızlik ALLAH, a mahsus her canlı bir eş arar, TAŞIN kalbi yok ama onu bile yosun sarar!

Yaşlanmaktan kork, gençliğinin kıymetini bilememişsen. Unutulmaktan kork, arkanda iyi bir eser bırakamamışsan. Ölmekten kork, ölmeden önce ölmeyi becerememişsen.

Nasihat verecek adama değil, örnek alacak adama ihtiyaç var.

Neyi arıyorsan sen O'sun der Mevlana. Zulmün peşindeysen zalimsin, Aşkı arıyorsan Aşık.

Aptalın sevgisi, ayının sevgisidir; kini sevgidir, sevgisi kindir.

En son ölüm gelir, yine de erken deriz.

Kusur bulmak için bakma birine, bulmak için bakarsan bulursun. Kusuru örtmeyi marifet edin! İşte o zaman kusursuz olursun.

Demir gibi cahili, altın gibi bilginden daha kıymetli yapan şey, ahlâktır.

Şehvetin adını aşk koydular Eğer şehvet aşk olsaydı Eşekler aşkın şahı olurdu!

Umursama Dünya Gelse de Üstüne, Tek Umudun Allah'ın Olsun! Elbet Birgün Devran Döner Tersine, SABIR En Büyük Silahın Olsun.

Ey Gönül! Sen sen ol, kimsenin gönlünü yıkma. Dikenin ucuna çıkta, Edep çizgisinden çıkma!

Seni Seveni Zehir Olsada Yut, Seni Sevmeyeni Bal Olsada Unut!

Ölüm yaradılmışın Yaradan'a Kavuşmasıdır.

Görünüşte ateş, tencerenin altındadır; ama anlam bakımından ateş, tencerenin canının içindedir. Görünüşte dışarıdadır, anlamıysa içeride; can sevgilisinin anlamı, kan gibi damarların içindedir.

Vazifesini tam yerine getirmemiş olanın vicdan yarasına, ne mazaretin devası ne ilacın şifası deva getirmiş.

Sen gel de yeter ki, yola yük olmam, yol olur gelirim.

Ne insanlar gördüm üzerlerinde elbise yok, ne elbiseler gördüm içlerinde insan yok.

Sütten çıkınca bütün kaşıklar aktır. Önemli olan, içinden çıktığın sütü ak bırakmaktır.

Unutma, Sır gibi seversen eğer muradın gerçekleşir. Çünkü tohum, toprağa gizlenirse yeşerir.

Yok dünyada hicrandan daha acı Ne istiyorsan et de onu etme.

Candan ümidi kesebilirsiniz; ama CAN dostlarıyla irtibatı kesmek güçtür.

Eşekten şeker esirgenmez ama eşek yaratılışı bakımından otu beğenir.

Her rüzgarla otlar gibi sallanırsan, dağlar kadar olsan da bir ota değmezsin.

Erkek sevdiği kadını her şeyden sakınmalıdır. Çünkü gül dalından koparılınca kırılır; ancak koklanmak için koparılır.

Dünya gözü ile bakan, yüzü; gönül gözü ile bakan, özü görür.

Çalış çabala da nura ulaş. Pekmez içinde ne kaynatılırsa pekmez lezzeti alır. Havuç, elma, ayva, ceviz pekmezde kaynasa pekmez tadı alır. Bilgi nura karışırsa inatçı ve kötü kişiler bile bilgiden nur bulurlar.

İstiyorsan HAKK'a varmayı, meslek edin gönül almayı. Bırak saraylarda mermer olmayı, toprak ol bağrında güller yetişsin.

Adalet nedir? Ağaçlara su vermek. Zulüm nedir? Dikeni sulamak. Adalet bir nimeti yerine koymaktır. her su çeken tohumu sulamak değildir. Zulüm nedir? Bir şeyi yerinde kullanmamak, yeri olmayan yerde kullanmaktır.

Susmak degil söylemekti emelim. Razıyım sükunete lakin 'Kelime-i Şehadet' ten sonra gelsin ecelim!

Beni bir ben bilirim, bir de Yaradan. Bana bir ben lazımım, bir de Anlayan.

İçinde azıcık nur olmayana, dışarıdan verilen öğüt fayda vermez.

Ne gönlümün derdini sor bana, Ne sararan yüzümü sor bana, Ne içimin ateşini sor bana, Gel gözünle gör, gel artık.

Rabbim Ben pislikten derimi yıkadım, arıttım İçimi de şerlerden Sen yıka, arıt.

Dert, insanı yokluğa götüren rahvan attır.

Namusun önemini öğrendim evde. Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu; gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el sürmemek olduğunu öğrendim.

Sizi Harekete Geçirmeyen İmanın, Sizi Sırattan Geçirmesine İmkan Yoktur.

İyiyi ara, güzeli ara, doğruyu ara; ama kusur arama!

Acı, acıyla iyileşir, aşk ise daha büyük bir aşkla.

Aslında farkındayım, hayatımdaki sahte varlıkların. İstesem bir anda temizlemesini de bilirim. Ama, bunca sahteliğin benim samimiyetime ihtiyacı var.

Her insan yağmur damlası gibidir. Kimisi çamura, kimsi gül yaprağına düşer.

Sevgini vermesini öğren. Çünkü gönlün anlasın ki hepsine yer varmış. Sevgisiz insandan dünya, unutma ki korkarmış.

İki kişinin bildiği sır değildir.

Yalnızlığın en kötüsü seni anlamayanların arasında kalmaktır.

Gürzü kendine vur. Benliğini, varlığını kır gitsin. Çünkü bu ten gözü, kulağa tıkanmış pamuğa benzer.

Ulaşamayacağını bile bile neden O'nu arıyorsun? derler. Bende derim ki; Ölecegimi bile bile neden yaşıyorsam, o yüzden.

Üzülme, taş taşlıktan geçmedikçe parmaklara yüzük olamaz. Yüzük olmak dileyen taş, ezilmeyi, yontulmayı göze almalıdır.

Şunu iyi bil ki safları yaran, her şeyi yenen aslanla savaşmak kolaydır. Gerçek kahraman odur ki önce kendi nefsini yener.

İnsanlarla dost ol. Çünkü kervan ne kadar kalabalık ve halkı çok olursa yol kesenlerin beli o kadar kırılır.

Allah (c. c) üstünlük bakımından (Allah için dökülen) göz yaşını, şehitlerin kanı ile eşit tuttu.

Dışardan ışık kaynağı olmazsa, gözler renkleri farketmez.

Sukunetim asaletimdendir. Her lâfa verilecek bir cevabım var. Lâkin; Bir bakarım lâf lâf mı diye, bir de bakarım söyleyen adam mı diye.

Sarhoş, cinayeti yapar da sonra 'özrüm vardı, kendimde değildim'der. Kendinde olmayış, kendiliğinden gelmedi sana, onu sen çağırdın.

Sevgilim, belki vefa ve merhametin coşar da, kapıyı açarsın; 'Orada, ne bekliyorsun kalk, içeri gir!' diye seslenirsin ümidiyle ben senin kapında oturmuş bekliyorum.

Dildeşinden ayrı düşen yüz türlü nağmesi bile olsa, dilsizdir. Gül solup da mevsim geçince bülbülden nağme duyamazsın.

Ey gönlümün sol yarısı. Aklıma koydum seni, AKLIM almadı. Yüreğime bıraktım, Sana doymadı!

Eğer sen, can konağını arıyorsan, bil ki, sen cansın. Eğer bir lokma ekmek peşinde koşuyorsan, sen bir ekmeksin. Bu gizli, bu nükteli sözün manasına akıl erdirirsen, anlarsın ki, aradığın ancak sensin sen.

Ey Zulümle bir kuyu kazan! Sen kendin için tuzak hazırlıyorsun.

İstedikde vermedi deme. İstemeyi bilmedin bari yalan söyleme.

Cahil ile sohbet etmek güçtür bilene; Çünkü cahil ne gelirse söyler diline.

Oruç ayına girdiğin zaman, o aya kavuştuğun için Hakk'a şükrederek, sevinerek, neşeli olarak gir.

Aklın başına gelince pişman olacağın bir işi sakın yapma.

Cibilliyetsize ilim öğretmek, eşkıyanın eline kılıç vermektir.

Susmalıyım belkide! Kefenleyip tüm kelimeleri, cümleleri, öylece mısraları gömmeliyim. Ne sahibim bu yerde! nede kiracı! Sadece bir ömürlük misafirim ben. Yüregimiz kıymet bilene emanet.

Rüzgar ateş için neyse, ayrılık da aşk için odur. Eğer aşk küçükse söndürür, büyükse daha da kuvvetlendirir.

Günde elli sefer içimde şu sesi duyarım: avlanmayı bırak, ağa atla acı acıyla iyileşir, aşk ise daha büyük bir aşkla.

Gözün bir an içinde gördüğünü, dil yıllarca söylese anlatamaz; Kulak, anlayışın bir anda gördüğünü, anladığını yıllarca dinlese bitiremez.

Minareden Düşenin Parçası Bulunur, Bulunur da; Gönülden Düşenin Parçası Bulunmaz!

Kimde bir güzellik varsa bilsin ki ödünçtür.

Haydi. Sen şimdi su olduğunu düşün ve kendini su gibi hisset. Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi berrak, su gibi yararlı Su gibi yaşam kaynağı ve su gibi bitmez tükenmez olduğunu anımsa. Ama yine su gibi küçük bir bardağın içine sığdır ki kendini insanl

Hayatının gidişi, Hz. Muhammed'in sünnetinden sapmasın. Onu bırakma! Aklına ve hünerine az güven!

Vefa nedir, bilir misin? Vefa arkanda bıraktığını, giderken yaktığını yabana atmamandır. Vefa; dostluğun asaletine, bir dua sonrası verilen sözlere, hayallere ihanet katmamandır. Vefâ ötelerin sonsuz mükafatı karşısında, cehennemi hafife almaman, ulvi güz

Ey gönül Utanıyorum senden: yanında Bülbülün varken gargalardan gül sorarsın.

Her zaman doğruyu söyle, ama her zaman her doğruyu değil.

İnsanları tanımak denizleri bardak bardak boşaltmaktan daha zordur.

Her dil, gönlün perdesidir. Perde kımıldadı mı, sırlara ulaşılır.

Burnuna sarımsak tıkamışsın, gül kokusu arıyorsun.

Kimseden sana kötülük gelmesini istemiyorsan; fena söyleyici, fena öğretici, fena düşünceli olma.

Ey gönül! Ne tuhaf değil mi? Bir ömür, şah damarından daha yakın bir Sevgiliyi aramakla geçiyor.

Üç sözden fazla değil, Tüm ömrüm şu üç söz, Hamdım, piştim, yandım.

Adalet nedir? Her şeyi yerine koymak. Zulüm nedir? Bir şeyi yerine koymamak, başka yere koymak.

Uyku ve uyanma bir nevi küçük mahşerdir.

Biz güzeliz, sen de güzelleş, beze kendini. Bizim huyumuzla huylan, bize alış başkalarına değil.

Ben Aşıklığı senin kemalinden öğrendim. Beyit ve gazel söylemeyi cemalinden öğrendim. Gönül perdesinde hayalin raksetmede; Ben en güzel raksı senin hayalinden öğrendim.

Üzülme! Görebiliyorsan, dokunabiliyorsan, nefes alabiliyorsan, ne mutlu sana! Elinde olmayanları söyleme bana. Elinde olanlardan bahset can! Geceler hep kimsesiz mi geçecek? Gidenler dönmeyecek mi? Yitirdiğin; bir bakarsın yağmurlu bir gecede Veya bir bah

Mevlanaya sormuşlar sevgili nasıl olmalı diye. Sevilecek biri olmadığı zamanl. arda bile seni sevmeli. Sarılacak biri olmadığı zamanlarda bile sana sarılmalı. DAYANILMAZ OLDUĞUN ZAMANLARDA BİLE SANA DAYANMALI.

Her Canlının Ölümü Tadacağını, Ama Sadece Bazılarının Hayatı Tadacağını Öğrendim. Ben Dostlarımı Ne Kalbimle Ne de Aklımla Severim. Olur ya Kalp Durur Akıl Unutur Ben Dostlarımı Ruhumla Severim. O ne durur, ne de unutur.

Bülbüllerin güzel sesleri beğenilir de bu yüzden kafes çeker onları. Ama kuzgunla baykuşu kim kor kafese?

Ey Gönül! Sevdiğini hiç gitmeyecekmiş gibi seversen, gittiğinde de hep gelecekmiş gibi beklersin.

Diyorsun ki âşık oldum; yalan! Aşk ile yanmadan gelme kapıma. Diyorsun ki yanıyorum; tamam ama, kül olmadan gelme kapıma!

Ehil olmayanlara sabretmek ehil olanları parlatır.

Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol. Şefkat ve merhamette güneş gibi ol. Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol. Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol. Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol. Hoşgörülülükte deniz gibi ol. Ya olduğun gibi görün,

İnsanları tanımak denizleri bardak bardak boşaltmaktan daha zordur.

Oruç tutmak güçtür, çetindir ama Allah'ın kulu kendisinden uzaklaştırmasından, bir derde uğratmasından daha iyidir.

Kendi körlüğünü tedavi etmeye çalış, yoksa alem hep O'dur, fakat O'nu görecek göz olmalıdır.

Sende en iyi ne varsa, dostuna onu ver.

Dostun yanına hediyesiz gitmek, buğdaysız değirmene gitmek gibidir.

Gülene neden gülüyorsun diye sorulmaz, ama ağlayana neden ağladığı sorulur. Sende dualarında ağla ki, Rabbin sebebini sorsun.

Yaydan fırlayan ok gibidir ağzından çıkan bir söz. Ve hiç geri dönmüş değildir atıldıktan sonra bir ok.

her şey üstüne gelip seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde sakın vazgeçme! Çünkü orası gidişatın değişeceği yerdir.

Buğdayı olmaksızın değirmene gidenin ancak saçı sakalı ağarır, başka bir şey elde edemez.

Sevgiden, tortulu bulanık sular arı-duru bir hale gelir. Sevgiden, dertler şifa bulur. Sevgiden, ölüler dirilir. Sevgiden, padişahlar kul olur. Bu sevgi de bilgi neticesidir.

Güzel yüz aynaya âşıktır.

Hırsı bırak, kendini boş yere harcama, şu toprak altında, çırak da bir ustada.

İsyan et eyy arkadaşım, söz söyleyecek an değil Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme.

Gönül öyle yol geçen hanı değil, Dergahtır! Paldır küldür girip çıkılmaz, Günahtır!

Ne yüzünde göz izi, ne de yüzlerde göz izin olsun. Hâyâ denen ulvi servet, en güzel çeyizin olsun!

Ey gönül! Bu yolda kervanla beraber yürü! Yapayalnız bu yola düşme! Çünkü hadiselere gebe olan zaman, kim bilir ne fitneler doğurur. Dediğim gibi gidersen zahmetsizce gidersin. Hakk'ın emânında olarak yol alırsın.

Aşk, her şeydedir ama hiçbirşeyde görünmez.

Kalbi ve sözü bir olmayan kimsenin, Yüz dili bile olsa, o yine dilsiz sayılır.

Ey fâni sevgili! Sana yüklediğim mânâları sakın ola senmişsin gibi düşünme, inan ki aldanırsın. . Sen o anlamlarla sadece zâhirde varsın, sen gönül dünyama yansıyandan ayrısın. . Ben seviyorsam sen bahanesin, asıl sevdiğim Hakk'tır (C. C) unutmayasın.

Yine düşüncelerLe boğulmaktayım. Yine kararsızlıklardayım. Kim iyi Kim Kötü hâLa bulamamaktayım.

Kötülük insana tamahtan gelir. Kanaatten kimse ölmedi, hırsla da kimse padişah olmadı.

Sen uzattığın elini tutmayan ele mi dargınsın, tutmayacak bir ele uzattığın için kendine mi kızgınsın.

Ümitsizlik diyarına gitme, umutlar var. Karanlığa kapılma, güneşler var. Gönül, seni gönül ehlinin diyarına çağırır; ten ise seni su ve çamur hapsine çeker. Aklını kullan. Gönlüne kulak ver. Bir gönül ehline var. Ondan gönül gıdasını al. Onunla gönlünü gıda

Ne olursan ol, yine gel.

Akılsız, yüzü güzele, akıllı, gönlü güzele tâlip olur. Zaman yüz güzelliğini tüketir ama gönül güzelliğini artırır.

Göz nereye bakar, gönül oraya akar. Gönül nereye akar, ayak oraya koşar.

Bozuk olunca maya; ne ar tanır ne de haya.

Gönlü ışık yakmayı, aydınlanmayı öğrenen kişiyi, güneş bile yakamaz. Gündüz gibi ışıyıp durmayı istiyorsan, geceye benzeyen benliğini yakıver!

Dünya hayatı bir rüyadan ibarettir. Dünyada servet sahibi olmak rüyada define bulmaya benzer. Dünya malı nesilden nesile aktarılır ama hep dünyada kalır.

Sık sık verilen aynı öğütten sıkılma. Çünkü bir çiviyi çakabilmek için defalarca vurmak gerekir.

Ey gönül! Oruçlu iken ALLAH'a misafirsin; sana gökyüzü sofrası yakışır!

Sus gönlüm! Seni senden daha iyi bilen Rabbinin hükmü vuk'u buluncaya kadar, Senin nasibin sana ulaşıncaya kadar, ulaşmayanlarınsa senin nasibin olmadığını anlayana kadar sus.

Aşk, öyle engin bir denizdir ki, ne başlangıcı ne de sonu vardır.

Hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Bugün hayat veren su, yarın sizi boğabilir.

Açlık, ilaçların padişahıdır. Hekimler niye perhiz verir düşünsene.

Ey sevgili sen bana kör'dün. Ben ise sana kördüğüm.

Canım tenimde oldukça Kur'ân'ın kölesiyim. Ben Hakk'ın seçkin peygamberi Muhammed'in yolunun toprağıyım. Her kim bundan başka benden bir söz naklederse, ona çok üzülür ve o sözden de çok üzüntü duyarım.

Ey Gafil! Sen kendi şehvetine Aşk adını koymuşsun. Şu halinle o namusu ekberi soymuşsun. Aşkın asıl manasının altını oymuşsun. Bir bilebilsen küstahlığa nasıl doymuşsun.

Kişi gülüşüyle terbiyesini, güldüğü şey ile seviyesini gösterir.

Sırrını kötülerden gizlemen, şaşılacak bir şey değil; şaşılacak şey kendinden de saklaman, kendinden de gizlemendir.

Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir.

Ölüm, gerçekte dirilik; görünüşte yokluk; hakikatte ebediliktir.

Eğer, şehvetten vazgeçersen, bu dünyaya niçin geldiğini ve nereye gideceğini apaçık görürsün.

Denizin dibinde incilerle taşlar karışık olarak bulunurlar, övülecek şeyler de kusur ve yanlışların arasında bulunurlar.

Şu dünyada yüzlerce ahmak, etek dolusu altın verir de, şeytandan dert satın alır.

Zulüm demiriyle taşını birbirine vurma! Çünkü bu ikisi, erkek ve kadın gibi çocuk meydana getirirler.

Kimin aşka meyli yoksa o, kanatsız kuş gibidir.

Hadi yaramı sarmaya merhemin yok Yalandan da olsa gönül alamaz mısın?

Bir insan bilmiyorsa ne istediğini, hem seni ziyan eder hem kendini. Dibini görmediğin suya dalmadığın gibi, emin olmadığın sevgiye de teslim etme kendini.

Dibi yosun tutan denizlerle ilgilenme, sen dağları seyret. Yenik düşüyorsan özlemlerine aldırma, kalbindeki o uçsuz bucaksız sevgiyi hisset. Işıklar sönmüşse ve karanlıksa onada aldırma, ay ışığını seyret. SABRET! Sabret ki her şey hissettiğin kadar derin

Ey İnsan Kaf Dağı kadar yüksekte olsanda, kefene sığacak kadar küçüksün. Unutma her şeyin bir hesabı var üzdüğün kadar üzülürsün.

Ne kadar az yüksekten uçarsan, düştüğün zaman o kadar az incinirsin. Kibiri Bırak Alçak gönüllü ol!

Bu dünya tuzaktır, tanesi de arzular.

Gerçek aşkta ne vefa vardır ne cefa.

Aşk'a yakalanan derman istemez. Aşk aman vermez, bir kere aşk'a yakalanan bir daha onun pençesinden kurtulamaz: Ey aman bilmez aşk; senin elinden el aman, el aman!

Eğer müslümanca yaşamak istersen Kur'ân'a sarıl; çünkü, onsuz islami hayat mümkün değildir.

Oruçlunun gülüşü, oruçsuzun secdedeki halinden iyidir. Çünkü oruç, o Rahman'ın sofrasına oturtacaktır.

Ey Can! Edep nedir diye arar sorarsan eğer, bil ki edep, her edepsizin edepsizliğine sabır ve tahammül gösterebilmektir!

Fakirim Diye Ne Üzülürsün! Aklın Başında ve Desteksiz Ayakta Durabiliyorsan, En Zengin Kul Sensin; Bilmez misin.

Akılsız, yüzü güzele; Akıllı, gönlü güzele tâlip olur. Zaman yüz güzelliğini tüketir ama gönül güzelliğini artırır.

Bir bakarsın altınla aldatırlar beni o. Bir bakarsın şanla şerefle aldatır beni. Oysa altın falan istemiş değilim ondan, Şanla şerefe hele çoktan boş vermişim.

Arslanın boynunda zincir bile olsa, bütün zincir yapanlara beydir arslan.

Sen diri oldukça ölü yıkayıcı seni yıkar mı hiç?

Madem ki rızkı taksim eden O'dur, o halde şikâyet küfürdür. Sabır gerekir. Sabır, genişliğe ulaşmanın anahtarıdır. Allah'tan başka herkes düşmandır. Sen asıl dostu düşmanlara şikâyet eder, halinden sızlanırsın öyle mi? Padişah köleye şikayet edilir mi? Ak

Bitkinin Güzelliği, Tohumun İyiliğinden. İnsanın Güzelliği İse Kalbinden Gelir.

Ecel verileni almadan önce, verilmesi gereken her şeyi vermek gerekir.

Ayrılık içinde insanın gözünü açıp kapayıncaya kadar geçen zaman yıl gibi gelir.

Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme.

Eğer birgün çok büyük bir derdin olursa; Rabbine dönüp 'Büyük bir derdim var' deme. Derdine dönüp 'Büyük bir Rabbim var' de!

Dost; acı söyleyen değildir Acıyı tatlı söyleyebilendir.

Başkasından üstün olmamız önemli değildir. Asıl önemli olan şey, dünkü halimizden üstün olmamızdır.

Şu, içinde bulunduğun tek anlık ömrünü fırsat bil. Ve onunla meşgul ol. Ne geçmişle üzül, Ne gelecekten kork!

Geçer dediklerimi gecirdim Biter dediklerimi bitirdim! Nefret ettiklerimi sildim,. silkindim yeter dedim! Geride bıraktıklarım hesap sormaya kalkmasın o yüzden bana! Farkında olduğum için var oldunuz, vazgeçtiğim için bugün yoksunuz!

Derler ki: kıyamet gününde aşkın bir ateşi olacak, bir de dumanı, işte o ateşin nuru sensin, dumanı da ben.

İnsanla hayvan arasındaki fark, edeptir.

Kötü huy kılavuzun oldukça mutlu olacağım sanma! Sen sabaha kadar gaflet uykusundasın, ömürse kısadır. Korkarım ki, sen bu uykudan uyanınca gündüz olur.

Hiç bir zaman geç kalmadınız, kaç kere yoldan dönmüş de olsanız, kaç kere döndürülmüş de olsanız, dünyanın bütün günahını taşıyor da olsanız, hayatınızdaki her şeyden kendinizi suçlu hissediyor da olsanız, kendinizin 'Yüreğiniz' tarafından kabul edileceğin

İyi dostu olanın aynaya gereksinimi yoktur.

Değil mi ki gönül mutfağında yemekler tabak tabak, peki ne diye aşağılık kişilerin mutfağına kase tutacakmışım.

A kardeş, keskin kılıcın üzerine atılmadasın, tövbe ve kulluk kalkanını almadan gitme.

Körler çarşısında ayna satma, sağırlar çarşısında gazel atma.

Ayıpsız dost arayan, dostsuz kalır.

Kim zahmet çekerse defineyi elde eder.

Biz sevdik mi yer oluruz Biz sevdik mi sel oluruz Biz sevdik mi lal oluruz Biz sevdik mi can oluruz.

Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide. Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki!

Gönül kazanmak istiyorsan, sevgi tohumu ek. Cenneti kazanmak istiyorsan, yollara diken serpmekten vazgeç!

Nerede su olursa, orada yeşillik olur. Gözyaşı Hakk'ın rahmetine vesiledir. Nemli gözle bostan kuyusu dolabı gibi inle ki, can meydanın yeşersin, orada bahar olsun. Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta aşağılık dünyadan göğe sıçrayiverir.

Düşüncen konuşmana, Konuşman hareketine, Hareketin kaderine yansır, Güzel düşün. güzel yaşa!

Mevlanaya sormuşlar sevgili nasıl olmalı diye. Sevilecek biri olmadığı zamanlarda bile seni sevmeli Sarılacak biri olmadığı zamanlarda bile sana sarılmalı.

Ne kadar zengin olursan ol, ancak belirli bir miktar para yersin. Denize testiyi daldırırsan, bir testi kadar su alır, gerisi kalır.

Bir defa kalp kırmak; Kâbe' yi alt üst etmekten daha kötüdür!Zira kâbe' yi Hz. İbrahim inşa etmiş, gönlü; Allah yaratmıştır.

Yüzde Israr Etme Doksan da Olur, İnsan Dediğinde Noksan da Olur, Sakın Büyüklenme Elde Neler Var, Bir Ben Varım Deme, Yoksan da Olur.

Gönlünü hoş tut sen Sabreden erer, Sevenlerin duası heryerde geçer, Mutsuzluk dediğin durmaz gider, Dönecek devrandan şüphenmi var.

Kendini noksan gören kişi, olgunlaşmaya on atla koşar. Kendini olgun sanan ise Allah'a bu zannı sebebiyle ulaşamaz.

Güneş olmak ve altın ışıklar halinde Ummanlara ve çöllere saçılmak isterdim Gece esen ve suçsuzların ahına karışan Yüz rüzgarı olmak isterdim.

Kim sabrederse rızkı gelir ona. Aşırı hırsla çalışma ve çabalama sabırsızlıktır.

İnsanoğlu dünyayı zapt eder, ama ağzını zapt edemez.

Sen yine sükutu giyin, dilersen hiç konuşma!Ben kelamlarımı çürüttüm yolunda, çarpsa da bir tokat gibi yüzüme, her harfi yoluna heceledim! Ve bilesin üstüne aşkı giydirdiğim söz verdim ben bu yüreğe; Hiçbir harfi sensiz bir cümleye kurban etmedim.

İnsanlar elbiseleri ile karşılanır sohbetleri ile uğurlanırlar.

Dost istersen ALLAH yeter yar istersen MUHAMMED yeter delil istersen KURAN yeter. huzur istersen NAMAZ yeter zenginlik istersen KANAAT yeter düşman istersen NEFSİN yeter şeref istersen İSLAM yeter öğüt istersen ÖLÜM yeter!

Çocukluğunda oyun, Gençliğinde sarhoşluk, İhtiyarlığında tembellik, Ne zaman? ALLAH'a kulluk edeceksin.

Bencillik, gözüne takılmış ayna gibidir. O gözler nereye bakarsa baksın kendinden başka birini görmez.

Dua ve ibadet Allah ile olmaktır. Allah ile olan kimse için ölüm de ömür de hoştur.

Boşver be kalbimm. Kimse anlamasa da bilmesede yorgunluğunu. Yaradan bilir doğruluğunu.

Bir insanın nasıl güldüğünden terbiyesini, Neye güldüğünden akıl seviyesini anlarsın.

Allah mumunu üflemeye kalkan bilsin ki, o nur sönmez sadece üfleyen, kendi ağzını yakar.

Beri gel, beri! Daha da beri! Niceye şu yol vuruculuk? Madem ki sen bensin, ben de senim, niceye şu senlik benlik?

Sen anılması güzel olan söz ol. Çünkü insan, kendisi hakkında söylenilen güzel sözlerden ibarettir.

Oruç anasının güzel yüzünü seyret! Onun lütuf sütünü em! Onun yurdunu yurt edin! Orucun kapısında otur!

Bir katre olma, kendini deniz haline getir Madem ki denizi özlüyorsun, katreliği yok et gitsin.

Kışın yüzü soğuktur ama şefkâtlidir. Yaz gülümser ama yakar, kavurur. Darlık geldi mi onda genişlik görmeye bak.

Lisanı ağızda olanı değil; Lisanı gönülde olanlara Yâr Et Bizi. Tebessümü simasında olanı değil; Tebessümü gönülde olanlar kat bizi. Aşkı tende sananı değil; Aşkı ruhunda Cân bilenlere arat bizi.

Her şey kader ile takdir edilmiştir. Kısmetine razı ol ki rahat edesin.

Diyorsun ki; ben sana gönlümü verdim. İyi de gönül dediğin nedir ki ey sevgili? Ben sana hiç gönlümü verir miyim? Çünkü gönül dediğin toprağa girince toz olur, toprak olur. Ben sana ruhumu veririm. Çünkü ruhum sende sonsuzluk olur.

Susmak mânâ eksikliğinden değil, belki mânânın derinliğindendir.

Biz dile söze bakmayız. Gönüle hale bakarız. Edep bilenler başkadır, canı, ruhu yanmış aşıklar başka.

Ey Akıllı! Sakın aklın başına gelince, pişman olacağın bir sarhoşluğa düşme!

Dertli insan içi duman dolu bir odaya benzer. Onu dinlemek, o odaya bir pencere açmak gibidir.

Bir adamın camilere alıştığını görürseniz, imanlı olduğuna şahitlik ediniz.

Söküklerini dik sözlerinin, dilini kalbine yanaştır; dilinle söylediğini kalbinlede söyle. Kalbinden geçmeyeni diline değdirme.

Herkes dışını süslerken, sen içini, kalbini süsle. Herkes başkasının ayıbını araştırırken, sen kendi ayıplarınla meşgul ol!

Kişinin kendine ettiğini sarhoş edemez, ayyaş edemez, mezar soyan nebbaş edemez. Kişinin kendine ettiğini edemez kişiye hiçbir fani. Tutmazsa gerçek dost elini kendi kendiyle baş edemez.

Sükut eyledim,'kahrı var' dediler. Biraz söyledim,'zehri var' dediler. Sustum, 'kahrından susuyor' dediler. Biraz konuştum, 'zehrini kusuyor' dediler.

Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı, dünyada su da olmazdı, ateş de.

Ey gönül, gönlümüzün dumanı, sevdamızın alametidir.

Allah'tan gelene razı olursak Allah'ta bizden razı olur.

Görmeyince tükenseydi sevgiler, insan varlığı boyunca görmediği Rabbine böylesi muhabbet duyar mıydı?

Kargalar gülistanı işgal ettiklerinde bülbüller siner ve susar.

Acele şeytan hilesidir, sabır ve tedbir Allah lütfu.

Sende bulunan beş duyu ışığını, gönül nuruyla aydınlat. Duyuları beş vakit namaz gibi bil. Gönlünse yedi âyetten ibâret olan Fatiha Sûresine benzer. Her sabah göklerden bir ses gelir, gönlünden dünya sevgisini atabilirsen o sesi duyar, hakikat yolunun izi

Kabiliyetsiz olmak bir kusur değildir. Ama Karaktersiz olmak çok büyük bir kusurdur.

Açlığa sabredersin adı 'ORUÇ' olur. Acıya sabredersin adı 'METANET' olur. İnsanlara sabredersin adı 'HOŞGÖRÜ' olur. Dileğe sabredersin adı 'DUA'olur. Duygulara sabredersin adı 'GÖZYAŞI' olur. Özleme sabredersin adı 'HASRET' olur. Sevgiye sabredersin adı '

Küllî sevdâ dururken, cüz'î sevdâyı neyleyim. Aç gözlülüğümü bağışla RABBİM, ben Sevdana Tâlibim!

Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardır.

Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla, ışığından bir şey kaybetmez.

Korku erkektir, umut ise dişi; onlardan ölümsüz ve temiz şeyler doğar.

İnsanın kanadı, gayretidir.

Uzaklık deyip dert ettiğin nedir ki sevgili?. Biz Yaradan'ı görmeden sevmedik mi?

Allah'ım sen kimi dertle hasta etmek dilersen ona ağlayış kapısını kapatırsın. Kimi de beladan kurtarmak dilersen gönlüne sızlanma ve ağlayış verirsin.

Kızgınlıkla gönüllere ateş saldın mı, cehennem ateşinin aslı oldun gitti.

Dünya pazarının sermayesi altındır. Öte alemin sermayesi ise; aşk ve daim nemli iki göz. Gönlüm bağdır, gözüm bulut. Bulut ağladı mı bağ yeşerir. Mum gibi yaş dök ki gönül evin aydınlansın.

Allah'a şükür, rızkı artırır.

Kapı açılır, Sen yeterki Vurmayı bil! Ne zaman? Bilemem! Yeterki o kapıda durmayı biL!

Meyve ekşi bile olsa, olmadıkça ona ham derler.

Sevgi, bilmekten doğar.

İranlı Bir Şair diyorki; Aşk'a Uçarsan Kanadın Yanar. Bunun Üzerine Mevlana diyorki; Aşk'a Uçmazsan Kanat Neye Yarar?

Daha ne kadar ihtiyaçlar içinde çırpınan canı düşüneceksin? Ne vakte kadar sıkıntılarla, kavgalarla dolu dünya için tasalanıp duracaksın? Dünyanın senden alabileceği ancak bu bedendir; sen böceklere yem olacak bu et yığınını bir çöplük say da, bu kadar dü

Gördün ya beni gamdan başka kimse hatırlamıyor, gama binlerce defa aferin.

Gönül nuru olmayan gönül, gönül değildir. Bedende ruh yoksa topraktır.

Sevgi ve acıma, insanlık vasfıdır; hiddet ve şehvetse, hayvanlık vasfı.

Gönül; bir gün olur, Seni gönlünü alana ulaştırır. Can; bir gün olur, Seni sevgiliye ulaştırır. Sen de derdin eteğini elden bırakma, Çünkü o dert, bir gün olur, Sen'i dermana ulaştırır.

Nice alimler vardır ki, hakiki bilgiden, hakiki irfandan nasipleri yoktur. Bunlar, bilgi hafızıdır; bilgi sevgilisi değil.

Yaya düzgün ok lazımdır. Yay ne kadar güçlü çekilirse çekilsin düz olmayan ok uzağa gidemez. O halde ey Hak yolunun yolcusu! Sen de niyetinle amelinle bu yolda ok gibi dümdüz ol! Ta ki üstadın bir yay gibi seni ötelerin ötesine ulaştırsın.

Dayan be gönlüm! Bîçâre değilsin Yaradan sana yâr. Kimsesiz değilsin, yanında 'Kimsesizler kimsesi' var! Biliyorum! Sığmazsın hiç bir yere bu sevdayla, dünya sana dar! Ama dayan gönlüm! Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var.

Pisler, pisliklerini yapar ama sular da temizlemeye çalışır.

Testide ne varsa dışına o sızar.

Gelin bağa yeşiller kuşanan doğayı görün. Her köşede bir çiçek dükkanı açan doğayı görün. Güller gülerek sesleniyor bülbüllere: Susun, susarak doğayı görün.

Kimi zıddı ile bir araya koyarsan onu ölüm azabına atmış olursun. Ruh, doğan kuşudur, ten ise kuzgun. Kuzgun leşlere, doğan saraylara layıktır. Kuzgunla yaşamak, doğana eziyettir.

Secde ve rükû, varlık tokmağını, Allah kapısına vurmaktır. Çok vur, mutlaka açılır kapı.

Nerde akarsu varsa, orada yeşillik vardır. Nerde akan gözyaşı varsa, oraya rahmet gelir.

Allah için ateşe atılmak vardır. Lakin ateşe atılmadan önce kendinde İbrahimlik olup olmadığını araştır. Çünkü ateş, seni değil, İbrahimleri tanır ve yakmaz!

Herkes bedeninin ölümünü düşünüyor. Kalbinin ölümünü düşünen yok. Asıl önemli olan, kalbin ölmesidir.

Sen benim; bügünüme şükür ve yarınıma dua edişim, azla yetinişim, çoğa göz dikmeyişimsin.

Geminin yüzmesi için suya ihtiyaç vardır! Ama su geminin içine girerse onu batırır! Gemi için su ne ise mümin için dünya o dur!

İnsanın değeri nedir? sorusuna Hz Mevlana'nın verdiği cevap kısa, ama çok derindir: Aradığı Şeydir!

Mum olmak kolay değildir. Işık saçmak için önce yanmak gerek.

İyilik aradın mı, insanda kötülük kalmaz.

Kötü huy kılavuzun oldukça mutlu olacağım sanma! Sen sabaha kadar gaflet uykusundasın, ömür ise kısadır. Korkarım ki, sen bu uykudan uyanınca gündüz olur.

Allah üstünlük bakımından göz yaşını şehitlerin kanı ile eş tuttu.

Kadınlar, Aklı Olanlara, Gönül Sahiplerine Pek üstün Olurlar. Cahillere Gelince, Onlar, Kadına üstündür. çünkü Tabiatlarında Hayvanlık Vardır. Sevgi Ve Acımak, Insanlık Vasıflarıdır. Hiddet Ve şehvet Ise Hayvanlık Vasıfları.

Suskunluk yaranın kanamasıdır. Suskunluk dününü öldürmenin yasıdır. Suskunluk İnsanım diyenlerin sahteliğine lal kalınmasıdır.

Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?

Gül bahçesinde geçen sırrı, gizli şeyi bir gül bilir, Bir de hazin hazin ağlayan, feryat eden bülbül bilir.

Unutma ki! Nefret ve Kinin ertesi Pişmanlıktır. Ve her Canlıya ölüm vardır. İnsan Ölür ama Ölmeyen 'INSANLIKTIR.

Ey altın sırmalarla süslü elbiseler giymeye, kemer takmaya alışmış kişi. Sonunda sana da dikişsiz elbiseyi giydirecekler.

Gözünüzü açıp Kur'ân'a bakınız. Allah kelâmı olan kur'an'ın tüm ayetleri edep öğretmektedir.

Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme, Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme.

Çoban uyudu mu kurt emin olur.

Kimden kaçıyoruz, kendimizden mi? Ne olmayacak şey! Kimden kapıp kurtarıyoruz, Hak'tan mı? Ne boş zahmet.

Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir. Zaten o eşek, inciyle denizin varlığından da şüphe eder.

Ben bir balığım, aşk ise daldığım bir derya. Aşktan gözlerim yaşlı olsa da o derya gözyaşımı nerden bilir. Başımı o denizden çıkarayım desem, balığım ya; Nefesim Kesilir.

Ey Gönül! Madem Sığınacağın Bir Limanın Yok; Yoksa Dayanacağın Bir İmanın Da Mı Yok!

Hayat bir uykudur ölünce uyanır insan. Sen erken davran ölmeden önce uyan.

Gözünün cevherini nerede eskittin, beş duyunu nerelerde kullandın.

Irz ve namustan mahrum olanlar, millet ve vatan hissi taşımazlar; böylelerinden sakınılmalıdır.

Önemli Olan Seni Tamamlayacak Ruhu Bulmandır. Her Peygamberin Verdiği Öğüt Aynıdır: Sana Ayna Olacak İnsanı Bul.

Kötü yaradılışli kişi Allaha yalvarmasın diye Allah ona dert keder vermez. Unutma firavunun başı bir kez bile ağrımadı!

İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir.

Kurdun kuzuyu yemeye niyetlenmesinde şaşılacak bir şey yoktur. Şaşılacak olan odur ki bu kuzu, kurda gönül bağlamış, aşık olmuştur.

Hiçbir mal sizin değil, neyi bölüşemiyorsunuz? Hiçbir can sizin değil, niye dövüşüyorsunuz?

Mutlu olmak istiyorsan; gururu bırak, gönüller almaya bak.

Fani Aşk Yoktur, Aşkların Hepsi Baki Olanadır. Tek Fark Şudur Ki; Kimi Sanatı Gôrür, Kimi Sanatçıyı.

Din ehlini kin ehlinden ayırt et; Hak'la oturanı ara, onunla otur!

Kapına geldim ve ben olmaktan vazgeçtim. Sen 'kim o' de yeter ki: kim olmamı istiyorsan o olmaya geldim.

Yorumlar 23 Adet

Perihan

ALEYNA AKCURA

[16253] numaralı söz için:
Bu söz Hz. Adem min değil Mevlana nın sözü
Admin: Uyarınız için teşekkür ederiz Aleyna hanım. Gerekli düzeltme yapılmıştır.

Perihan

misafir

[27536] numaralı söz için:
Bu söz akşemsettin hazretlerine aitti

Perihan

MUSTAFA ÇAKIR

[27373] numaralı söz için:
BEN MUSTAFA ÇAKIR ARKA SOKAKLARDA OYNADIM VE İYİ ROLLER YAPTIM AMA ŞİMDİ ÇIKTIM

Perihan

yok

[27852] numaralı söz için:
peki anlamı ne? söyleyebilicek var mı?

Perihan

HZ. mevlana ALLAH dostu

[27852] numaralı söz için:
HZ. Mevlana ALLAH dostu ve ADALETLİ bir ALLAH kuluymuş

Perihan

Azra

[27373] numaralı söz için:
Acaba bu söz ne demeye çalışıyor söyler misiniz

Perihan

Levent Doğan

[27671] numaralı söz için:
Merhaba, aşağıdaki sözlerin hz Mevlanaya ait olduğunu teyid edecek bir kaynak varmı acaba.
şimdiden teşekkür ederim.

Kokuların en güzeli gönül kokusudur; çünkü o koku rabbin kokusudur. O koku kırık gönüllerde mağlup ruhlarda bulunur.

Perihan

Haymanalı bela

[27863] numaralı söz için:
Dünyalık gaflet teyim diye biliyorum

Perihan

bytufi

[27606] numaralı söz için:
Söz kimin SK BENDEN DE o VAKİT' ZAMANI.

Perihan

Gül

[27647] numaralı söz için:
Hayatinda güzel seyler eksikse sebebi onların hayatına girişini engellemen olabilir.

Perihan

Deniz

[27563] numaralı söz için:
Yunus Emrenin sözü
Admin: Baktığımız tüm sitelerde Hz. Mavlana'ya ait olarak görünüyor.

Perihan

selen

[27852] numaralı söz için:
çok güzel bir söz hz mevlana

Perihan

Hande

[34403] numaralı söz için:
Cok güzel

Perihan

Mustafa Kamil

[27604] numaralı söz için:
Çok anlamlı, devamı varmı?

Perihan

Ali

[27448] numaralı söz için:
Devamını da yazın hatasız dost arayan dosttanda olur

Perihan

Sevilay

[27647] numaralı söz için:
Mevlananın bu sözün'ün anlamı nedir

Yorum Yaz

Kim Söylemiş Olabilir

Mutlak bir dürüstlük olmaz. Soyut bir durumda, her koşulda kendine bağlı kalmak, ahlâki saflık olabilir mi? Ruhun yüceliği hareketlerin saflığıyla nasıl bağdaştırılabilir?

Misafirlerin Baktığı

söz kimin Alfabetik Liste