Hande Altaylı Sözleri ve Hayatı

söz kimin

Bu sayfada Yazar Hande Altaylı ait 29 adet sözleri / alıntıları ve hayatı yer almaktadır. Hande Altaylı kimdir? Ölüm / doğum tarihi kaçtır? Hande Altaylı mesleği, nereli, hayatının özeti, kısaca özgeçmişi, kaç yaşında gibi bilgilere ulaşacaksınız.

Hande Altaylı
  • Adı: Hande Altaylı
  • Doğum: 1971
  • Mesleği: Yazar
Hande Altaylı Kimdir Sayfası

Bu sayfada Hande Altaylı hayatının özeti yani kısaca hayatı hakkında bilgi vermeye çalışacağız. Hande Altaylı sayfasında hata veya düzeltme bildirimi için lütfen çekinmeden bizimle irtibata geçiniz. Bildirin.

Hande Altaylı (1971, Edɾemit), yazaɾ.

Son olaɾak ɾomanı Кahpeɾengi dizi olaɾak uyaɾlanan yazaɾ Hande Altaylı, 1971 yılında Edɾemit'te doğdu. Galatasaɾay Lisesi'ni bitiɾdi. Boğaziςi Üniveɾsitesi'nde Uluslaɾaɾası İlişkileɾ ve Siyaset Bilimi okudu. Çeşitli ajanslaɾda ɾeklam yazaɾlığı yaρtı. İlk ɾomanı Aşka Şeytan Кaɾışıɾ (2006) yılın en çok satan kitaρlaɾı aɾasında yeɾ aldı. İkinci ɾomanı Maɾaz 2009 yılında yayımlandı. Köşe yazaɾı ve televizyoncu Fatih Altaylı'nın eşi olan Hande Altaylı'nın eseɾleɾi çeşitli dilleɾe çevɾildi.

Hande Altaylı Sözleri 29 Adet

Aşağıdaki Hande Altaylı sözleri hakkında hata olduğunu düşünüyorsanız veya sayfamızda bulunmayan Hande Altaylı sözlerini sayfaya ilave etmemizi istiyorsanız irtibata geçiniz. Bildirin.

Hayatın en güzel bölümünün çocukluk olduğunu düşünüyorum. Zaten sonrası gazı kaçmış gazoza benziyor.

Geçmişin asla sandığımız kadar uzakta kalmadığı gerçeğiyle yüzleşmek, yeteri kadar uzağa gidemediği kaygısını doğuruyor. Yoksa yıllar geçtikçe güçleneceğine, zayıflıyor muydu insan? Olgunlaşacağına koflaşıyor, dayanıklılığını yitiriyor muydu?

Yalnızlık tek başına kalmak değil, tek başına kalmaktan kaçmaya çalışmaktır. Bunun için ne kadar uğraşırsan durumun o kadar acıklı hale gelir. Geceyi uzatmak, son bir sigara yakmak, bir kadeh daha içmek, ayak sürümek, bin dereden su getirmek. Bütün bunlar, kapının arkasına gizlenmiş seni bekleyen tekilliğinle karşılaşmanı geciktirmekten ve çaresizliğini artırmaktan başka işe yaramaz.

Sevmediğiniz ya da sevmeyeceğinizi bildiğiniz biriyle yüreğiniz zerre kıpırdamadan sevişmek, herkesin iyice sarhoş olduğu bir yerde ayık olmaya benzer. 33 yaşındaydı ve artık biliyordu, sek seks insanı asla sarhoş etmezdi, iyice sarhoş olmanın tek yolu seksi aşka karıştırmaktı.

Sevdiğin şehirde olmak gibiydi onun yanında olmak. Orada doğmamış bile olsan orada yaşamayı ve orada ölmeyi istediğin şehirde gezmek gibiydi... En güzel sokaklar onundu, en sevimli dükkânlar, en parlak ışıklar... Hepsi o şehirdeydi ve başka hiçbir yerde, gün batımı insanı bölesine büyülemezdi; kimsenin bakışlarının, böyle ta içine işleyemeyeceği gibi.

Bazen başladığın yere dönebilmek için dünyayı dolaşman gerekiyordu...

iliyor musun dedi Fırat, galiba aşk birini unutamamak değil, onu her gördüğünde yeniden hatırlamak. Kaç yıl geçerse geçsin, her karşına çıktığında aynı şekilde hissetmek. Arada unutsan bile mi? Arada unutsan bile.

Tek bir sözünle beni saatlerce ağlatabilirsin, Ama bana yaptıklarını unutturacak bir kelime yok.

Nedense kimsenin yaşadığı başkasına ders olmuyordu, herkes kendi dersini kendisi almak istiyordu...

Bazen başladığın yere dönebilmek için dünyayı dolaman gerekiyordu.

Tıpkı akmış rimel gibi, zenginlik de mutsuzluğu daha acıklı hale getiriyordu.

Herkesin kıyameti kendine koptuğundan ve herkesin yangını kendini yaktığından, içinde olduğunuz karanlığın ne kadar koyu olduğunu kimse göremez. 'Geçer' derler sadece bilmiş bir tavırla, 'Geçer merak etme.' Doğrudur söyledikleri, gerçekten de geçer ama ancak sen tek başına, o karanlıkta yeterince uzun süre yürüdükten sonra.

İnsan ne kadar başarmış görünürse görünsün, kaybedilmiş savaşların izlerini taşıyordur. Para, unvan, aile, çocuklar ya da şöhret bunu değiştirmiyordu. Herkesin sevgiye ve anlayışa ihtiyacı vardı. Hatta belkide ihtiyacı yokmuş gibi görünenler diğerlerinden daha çok susamıştı sevilmeye.

İnsan bazen bir tek cümleye muhtaç, bir kelimeye razı olurdu.

Belki de dünyanın yuvarlak olması, daima başladığın yere, yani kendine döneceğin anlamına geliyordu.

Unutulmuş biri olmak kötüydü, unutulmuş ama unutamamış biri olmak ise korkunçtu.

Ben sadece benim istediğimi, senin de aynı şiddetle istemeni bekledim.

Galiba aşk birini unutamamak değil, onu her gördüğünde yeniden hatırlamak. Kaç yıl geçerse geçsin, her karşına çıktığında aynı şekilde hissetmek.

Hepimiz ortak bir ruhu kullanıyorduk. İyilik aynı iyilik, kötülük de aynı kötülüktü; sadece oranlar insandan insana değişiyordu. Birimiz öldürebiliyorsak, hepimiz öldürebilirdik; birimiz yalancıysak, hepimiz yalancıydık. Rahibe Teresa'yla Karın Deşen Jack'i ayıran çizgi aslında hiç de kalın değildi. Sonuçta özümüz aynıydı. İçimizde her duygunun tohumları vardı. İyiliğin mi yoksa kötülüğün mü tohumlarının sulanacağına ise şartlar ve talih karar veriyordu.

Geçmişin asla sandığımız kadar uzakta kalmadığı gerçeğiyle yüzleşmek, yeteri kadar uzağa gidemediği kaygısını doğuruyor. Yoksa yıllar geçtikçe güçleneceğine, zayıflıyor muydu insan? Olgunlaşacağına koflaşıyor, dayanıklılığını yitiriyor muydu?

Yalnızlık tek başına kalmak değil, tek başına kalmaktan kaçmaya çalışmaktır. Bunun için ne kadar uğraşırsan durumun o kadar acıklı hale gelir. Geceyi uzatmak, son bir sigara yakmak, bir kadeh daha içmek, ayak sürümek, bin dereden su getirmek. Bütün bunlar, kapının arkasına gizlenmiş seni bekleyen tekilliğinle karşılaşmanı geciktirmekten ve çaresizliğini artırmaktan başka işe yaramaz.

Sevmediğiniz ya da sevmeyeceğinizi bildiğiniz biriyle yüreğiniz zerre kıpırdamadan sevişmek, herkesin iyice sarhoş olduğu bir yerde ayık olmaya benzer. 33 yaşındaydı ve artık biliyordu, sek seks insanı asla sarhoş etmezdi, iyice sarhoş olmanın tek yolu seksi aşka karıştırmaktı.

Sevdiğin şehirde olmak gibiydi onun yanında olmak. Orada doğmamış bile olsan orada yaşamayı ve orada ölmeyi istediğin şehirde gezmek gibiydi... En güzel sokaklar onundu, en sevimli dükkânlar, en parlak ışıklar... Hepsi o şehirdeydi ve başka hiçbir yerde, gün batımı insanı bölesine büyülemezdi; kimsenin bakışlarının, böyle ta içine işleyemeyeceği gibi.

Bazen başladığın yere dönebilmek için dünyayı dolaşman gerekiyordu...

Biliyor musun dedi Fırat, galiba aşk birini unutamamak değil, onu her gördüğünde yeniden hatırlamak. Kaç yıl geçerse geçsin, her karşına çıktığında aynı şekilde hissetmek. Arada unutsan bile mi? Arada unutsan bile.

Tek bir sözünle beni saatlerce ağlatabilirsin, Ama bana yaptıklarını unutturacak bir kelime yok.

Nedense kimsenin yaşadığı başkasına ders olmuyordu, herkes kendi dersini kendisi almak istiyordu...

Bazen başladığın yere dönebilmek için dünyayı dolaman gerekiyordu.

Tek bir sözünle beni saatlerce ağlatabilirsin, ama bana yaptıklarını unutturacak bir kelime yok.

Yorumlar 0 Adet

Burası çok ıssız, henüz yorum yazılmamış.

İlk yorum yazan sen ol!

Yorum Yaz

Kim Söylemiş Olabilir

Çaresiz bir aşkta, karşımızdakinden bizim ihtiyacımız olan kişi olmasını bekleyerek karakterler yaratırız ve sonra karşımızdakiler bizim yaratmış olduğumuz role girmeyi reddettiklerinde, kendimizi perişan hissederiz.

Misafirlerin Baktığı

söz kimin Alfabetik Liste