Cemil Meriç Sözleri ve Hayatı

söz kimin

Bu sayfada Türk yazar, şair ve düşünür Cemil Meriç ait 127 adet sözleri / alıntıları ve hayatı yer almaktadır. Cemil Meriç kimdir? Ölüm / doğum tarihi kaçtır? Hüseyin Cemil Meriç mesleği, nereli, hayatının özeti, kısaca özgeçmişi, kaç yaşında gibi bilgilere ulaşacaksınız.

Cemil Meriç
  • Adı: Cemil Meriç
  • Doğum: 12 Aralık 1916
  • Ölüm: 13 Haziran 1987
  • Mesleği: Türk yazar, şair ve düşünür
Cemil Meriç Kimdir Sayfası

Bu sayfada Cemil Meriç hayatının özeti yani kısaca hayatı hakkında bilgi vermeye çalışacağız. Cemil Meriç sayfasında hata veya düzeltme bildirimi için lütfen çekinmeden bizimle irtibata geçiniz. Bildirin.

Hüseyin Cemil Meriç (12 Aralık 1916, Reyhanlı - ö. 13 Haziran 1987, İstanbul), Türk yazar, çevirmen ve düşünür.

Başta dil, tarih, edebiyat, felsefe ve sosyoloji olmak üzere sosyal bilimlerin birçok alanında araştırma yapmış ve yazılar kaleme almış bir düşünce adamıdır. Telif ettiği 12 eseri ve tercümeleriyle Türk edebiyatında önemli bir yeri olduğu kabul edilir. Sosyoloji profesörü Ümit Meriç?in babasıdır.

Çocukluk ve eğitim yılları
1916?da Reyhaniye?de (bugünkü Reyhanlı) dünyaya geldi. Balkan Savaşları sırasında Dimetoka?dan göçmüş bir ailenin çocuğu idi. Babası, Dimetoka?da hakimlik yapan Mahmut Niyazi Bey, annesi Zeynep Ziynet Hanım?dır. Babası Mahmut Niyazi Bey Antakya?da Ziraat Bankası Müdürlüğü ve mahkeme reisliği yapmıştır. Yedi yaşına kadar Antakya?da yaşayan Cemil Meriç, babasının memuriyetten ayrılması üzerine ailesi ile birlikte Reyhanlı?ya döndü. Reyhanlı Rüşdiyesi?nde ilkokulu bitirdikten sonra yeniden Antakya?ya gitti. Fransız idaresindeki şehirde Fransız eğitim sistemi uygulayan Antakya Sultanisi'nde okudu. Bu okulda iken gözlerinin 6 derece miyop olduğu anlaşıldı. İlk yazısı olan ?Geç Kalmış Bir Muhasebe? başlıklı makalesi yerel Yenigün gazetesinde yayımlandı. sozkimin.com On ikinci sınıftayken, milliyetçi tutumu, yayımlanan bir yazısı ve bu yazıda bazı hocalarını eleştirmesi yüzünden lise diplomasını alamadan okulu terk etmek zorunda kaldı. Lise öğrenimine devam etmek üzere İstanbul?daki Pertevniyal Lisesi'ne gitti. Bu sırada Nazım Hikmet ve Kerim Sadi başta olmak üzere dönemin solcu aydınlarıyla tanıştı.



Geçim sıkıntısı nedeniyle 1937?de İskenderun?a döndü. Haymaseki köyünde dokuz ay kadar ilkokul öğretmenliği yaptıktan sonra aynı yıl İskenderun?da Tercüme Bürosu?na reis muavini oldu. 1938?de Batı Ayrancı Köyü?nde ilkokul öğretmenliği, Türk Hava Kurumu?nda sekreterlik, belediyede kâtiplik gibi geçici işlerde çalıştı. 1939 Nisan ayında Hatay hükümetini devirmek iddiasıyla tutuklanıp Antakya?ya götürüldü; idam talebiyle yargılandı; iki ay sonra beraat etti.

1940'ta İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu?na burslu olarak kabul edildi, iki yıl bu kurumda öğrenim gördü. 1941'den başlayarak İnsan, Yücel, Gün, Ayın Bibliyografyası dergilerinde yazıları yayımlamaya başladı.

Elazığ Lisesi'nde öğretmenlik
1942?de Elazığ Lisesi?nde Fransızca öğretmenliğine atandı; Elâzığ?a gitmeden az önce öğretmen Fevziye Menteşeoğlu ile tanışıp evlendi. Her iki gözündeki yüksek miyoptan ötürü askerlikten muaf tutulan Meriç, ilk çeviri kitabı Balzac?ın ?Altın Gözlü Kız? romanını 1943?te yayımlandı.

İstanbul Üniversitesi'nde okutmanlık
Öğretmen eşinin tayininin Elazığ?a çıkmaması ve çiftin bu şehirde iki çocuk kaybedip ancak İstanbul?da doğum yapabileceğinin anlaşılması üzerine 1945?te Elazığ?daki öğretmenlik görevinden ayrılıp İstanbul?a gitti. 1945?te oğlu Mahmut Ali, ertesi yıl ise kızı Ümit dünyaya geldi. 1946?da İstanbul Üniversitesi?nde Fransızca okutman olarak göreve başlayan Meriç, 1974?te emekli oluncaya kadar Fransızca okutmanlığı sürdürdü bu arada bir yıl kadar Yirminci Asır dergisinde yazılar yayımladı (1947). Victor Hugo?nun Hermani adlı piyesini manzum olarak tercüme etti (1948); Işık Lisesi?de Fransızca dersleri verdi (1952-1954)

Görme yetisini tamamen yitirmesi
1954 yılının bahar aylarında bir kaza sonucu gözlerini tamamen yitirince birkaç başarısız göz ameliyatının ardından 1955?te vapurla tek başına Marsilya?ya, oradan Paris?e gitti. Altı aylık tedavi başarılı sonuç vermeyince yurda döndü. Görme yetisini tamamen yitirdiğinden dolayı bir süre bunalıma girdi ancak çevresindekilerin yardımıyla yeniden okuyup yazmaya başladı.

Üretken yazarlık dönemi
Görme yetisini yitirdikten sonra yazarlık hayatının en üretken çağı başladı. Çevresindekilere okuttuğu Fransızca ve İngilizce metinleri sözlü olarak çevirdi ve yardımcılarına yazdırdı. Basılmamış olan bir Fransızca grameri hazırladı. Dikte etmek suretiyle makaleler yazmaya devam etti. 1963?dan itibaren Edebiyat Fakültesi?nin Sosyoloji bölümünde sosyoloji ve kültür tarihi dersleri verdi; bu dersleri emekliliğine kadar sürdürdü. Aralıklarla yirmi yıl sürdürdüğü günlüklere 1963 yılında başladı. İlk telif kitabı ?Hint Edebiyatı? 1964?te yayımlandı. Bir dünya edebiyatı yazma düşüncesiyle yola çıkan Meriç, İran edebiyatı ile işe başlamış ama sonra Hint edebiyatına yönelmişti. Doğu medeniyetlerine karşı olan önyargıları yıkmayı amaçlayan ve dört yıllık bir çalışmanın sonucu olarak ortaya çıkan eser, ?Bir Dünyanın Eşiğinde? başlığıyla iki kez daha basıldı. Hint Edebiyatı?ndan sonra Batı düşüncesinin önemli bir yönünü aydınlatmayı amaçladı. Bu düşünceyle sosyalizmin temelini atan ve sosyolojinin kurucusu olan Saint Simon hakkında bir eser kaleme aldı ancak basacak yayınevi bulmakta zorlandı. Eser, 1967?de Can Yayınları tarafından basıldı.

1965-1973 yılları arasında çeşitli dergilerde yazıları ve çevirileri yayımlandı. Hisar dergisinde ?Fildişi Kuleden? başlığı ile sürekli denemeler yazdı. İstanbul Üniversitesi Fransızca okutmanlığından emekli oldu ve yılların birikimini kitaplaştırmaya girişti. O yıl, Türkiye Milli Kültür Vakfı?ndan fikir dalında ödül aldı. "Bana öyle geliyor ki, hayat denen mülâkata bu kitabı yazmak için geldim.? dediği ?Bu Ülke? adlı kitabını 1976?da yayımladı. Kitap, onun çeşitli fikir, kültür ve edebiyat meselelerine dair aforizmalarından oluşur. Aynı yıl, medeniyet kavramını tartıştığı ?Umran?dan Uygarlığa? adlı eseri yayımlandı.

1978-1984 yıllarında çoğu Kubbealtı Cemiyeti'nde olmak üzere konferanslar veren Meriç, 1980?de br edebiyat tarihi ve düşünce tarihi niteliği taşıyan "Kırk Ambar" adlı eseri Türkiye Milli Kültür Vakfı Ödülü'ne layık görüldü.

1981?de Ankara Yazarlar Birliği tarafından ?Yılın Yazarı? seçildi. 1981?de basılan yarı derleme, yarı telif Bir Facianın Hikâyesi?nde yakın tarihin yeni bir muhasebesini yaptı.

Son yılları ve ölümü
1983?te eşi Fevziye Hanım?ı kaybeden Meriς, aynı yıl Ağustos ayında beyin kanaması geςirdi ve sol tarafına felς indi. Sağlığında basılan son eserleri Işık Doğudan Gelir (1984) ile Kültürden İrfana (1985) oldu. 13 Haziran 1987?de hayatını kaybetti. Cenazesi, Karacaahmet Mezarlığı?na defnedilmiştir.

2004 yılında Üsküdar Belediyesi'nin aςtığı kültür merkezine, 2012 yılında Hatay?daki il kütüphanesine adı verilmiştir. Hatay?ın Reyhanlı ilςesinde doğduğu ev müzeye dönüştürülmüştür. 2013'te İzmir'de bir ortaokula ismi verildi.
kaynak: wiki


İnceleme
Hint Edebiyatı (1964),
Saint Simon İlk Sosyolog, İlk Sosyalist (1967),
Bir Dünyanın Eşiğinde (1976),
Işık Doğudan Gelir (1984),
Kültürden İrfana (1985)

Deneme
Mağaradakiler (1978),
Bu Ülke (1974, 1985)
Umrandan Uygarlığa (1974)

Günlük
Jurnal I (1992)
Jurnal II (1994)

Cemil Meriç Sözleri 127 Adet

Aşağıdaki Cemil Meriç sözleri hakkında hata olduğunu düşünüyorsanız veya sayfamızda bulunmayan Cemil Meriç sözlerini sayfaya ilave etmemizi istiyorsanız irtibata geçiniz. Bildirin.

İz bırakmadan silinmek, bütün acılarımızla yok olmak. İnsan zekası bu kadar trajik bir sonu zor kabul ediyor.

Ve kitaptaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim.

Her şeyin yokluğunu çekmeli insan, yokluk varlıktan daha görkemli ve daha anlamlıdır.

Ve kitaptaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim.

Yaprak ağaçtan düşünce, rüzgarın oyuncağı olurmuş.

Her şeyin yokluğunu çekmeli insan; yokluk varlıktan daha görkemli ve daha anlamlıdır.

Biliyorum ki, iki yaralı kalp, sağlam bir kalp eder.

Bir başkasını düşünmek, zindanımızın kapısını aralamak demektir.

Çıkar konuşunca, vicdan susar.

Karanlığa o kadar alışmışsınız ki, yıldızlar bile rahatsız ediyor sizi!

Evladım! Diye haykırdı; bu ülkede ilerici, gerici, sağcı, solcu yoktur. Namuslu insanlar ve namussuz insanlar vardır.

Karanlığa o kadar alışmışsınız ki, yıldızlar bile rahatsız ediyor sizi!

Gelişmemiş bir ülkede her diplomalı, entelektüel.

Cümleler vardır korkunç bir yer sarsıntısı gibi kıtaları birbirinden ayırır. Kıtaları yani gönülleri. Uçurumlara köprü atan cümleler de vardır.

Hiçbir milletin idraki başka bir milletinkinden, hiçbir ferdin zekası başka bir ferdinkinden daha üstün değildir.

İnancı kişiliğidir insanın.

Türk aydını, tanzimat?tan beri batı kapitalizminin şuursuz simsarı.

Kahramanlık, hatada ısrar etmemektir.

İngiliz hodgamdır. bir millet değil de bir yığın. yığın düşünmez, mâruz kalır. Nezleye yakalanır gibi tutulur bir fikre. Ateşi yükselince arslanlaşır, nöbet geçirince her mukaddesi unutuverir.

Bilgi, sonu gelmeyecek olan bir fetihtir.

Biterek ölmek güzel şey, başlamadan ölmek korkunç.

Aydın olmak için önce insan olmak lâzim. İnsan mukaddesi olandır. İnsan hırlaşmaz, konuşur, maruz kalmaz, seçer . Aydın kendi kafasıyla düşünen, kendi gönlüyle hisseden kişi. Aydını yapan; 'uyanık bir şuur, tetikte bir dikkat ve hakikatin bütününü kucaklamaya çalışan bir tecessus..

Havarilerini yaratamayan isa'nın yeri timarhanedir, tarih değil.

Bilinmeyen bir düşman, bilinen on düşmandan daha tehlikelidir.

Her kavganın ezelî mazereti: son kavga olmak.

Objektiflik namussuzluktur. Ben tarafım; hakikatin tarafıyım.

Kültür, homo ekonomikus'un kanlı fetihlerini gizlemeye çalışan birer şal.

Kahramanlık, hatada ısrar etmemektir.

İrfanımızı maziye bağlayan köprüler yıkılmış. İslamiyet sisler içinde. İhmalin, bilgisizliğin, bühtanın sisleri.

Hürriyetsizlik her türlü fesadı kolaylaştırır.

İrfan, kemale açılan kapı, amelle taçlanan ilim.

Batı'nın düşünce tarihi akılla naklin mücadele tarihi.

Kültür, kaypaklığı, müphemiyeti ve seyyaliyetiyle avrupa'dır. Tarif edilmeyen, edilemeyen bir kelime.

Beni kitaplara kaçıran ne çok insan var.

Nereye gidersen git, bulacağın aydınlık, zihninin aydınlığı kadar olacaktır.

Hapishane, maskelerin çıkarıldığı yerdir.

Şiir ne bir teşrih masasıdır, ne bir teşhir çarmıhı.

Kendini tanımak, marifetlerin marifeti.

İnsanlar refah ve emniyet peşindedirler, vatan bu iki ihtiyacın sağlandığı yerdir.

Olgunlaşmak kalbin daha hassas, kanın daha sıcak, zekânın daha işlek, ruhun daha huzurlu olması demek.

Aldatmayan tek sevgili var dünyada: mutlak güzel.

Her çağ kendi kelimelerini söyletmiş kelimeye; her demagog kendi yalanlarını.

Herkes tarafından anlaşılmak isteyen, hiç kimse tarafından anlaşılmaz.

Deha tabiatın en tehlikeli armağanı.

Sevgi garip bir yangın. Yaşaması için büyümesi gerek. O yangına herşeyini atacaksın; zamanını, gururunu, dehanı.!

Savaş bir irşat. Savaş, ışıkla karanlığın diyaloğu. Düşman, gözü bağlı olandır.

Kelime : senin yıldızların kelimeler, şöyle raksetsinler, alev saçlarıyla sonsuz bahçesinde hayallerinin. kelime ormanda uyuyan dilber; şair uzaklardan gelen şehzade. öyle seveceksin ki kelimeleri, sana yetecekler. yıldızlar tanrı'ya yetmiş mi? Kelimeler ben

Gerçek hükümdarlar, ebedi hükümrandırlar. Hazineleri yağma edildikçe zenginleşirler.

Yemin ederim ki, dünyanın bütün toprakları bir tek insanın kanını akıtmaya değmez.

Kitap, istikbale yollanan mektup. smokin giyen heyecan, mumyalanan tefekkür.

Kâmuş bir millietin nâmusudur.

Mahalle kavgaları, tefekkürün zirvelerine ulaşmamalı.

Kelam, bütünüyle haysiyettir.

Ormanı görmedin. ağacı görmedin. rüzgârin önüne savurduğu birkaç kuru yaprağı insan zekasının bütünü sanıyorsun..

Ulu camlar fırtınalı diyarlarda yetişir.

Kronoloji: aptalların tarihi.

İnsanlık daima kötü oyuncaklar peşinde koşan bir çocuk.

Yaşamak, yaralanmaktır. Yaralanmak da güzel.

İnsanı insandan ayıran duvarlar yıkılmadıkça, ferdin bir sınıftan ötekine atlaması neye yarar?

Zilletten kurtulmanın yolu haysiyetimizi ispattır. Haysiyet, şuur ve fedakarlık demek.

Tarihi yaratan, fertle yığın arasındaki anlaşmazlık.

Dergi hür tefekkürün kalesi.

Vakit geçmiyor diye şikayet ederiz. Neyin geçmesini istiyoruz? Hayatın. Ve hepimiz ölümden korkarız.

Düşünce şüpheyle başlar. Düşünce, tezatlarıyla bütündür. Zıt fikirlere kulaklarımızı tıkamak, kendimizi hataya mahkûm etmek değil midir?

Kitaptan değil, kitapsızlıktan korkmalıyız.

Belki de medeniyet uyuyor ve zaman zaman rüya görüyor.

Yaşayanları yöneten ölülerdir. Demek ki öldürülmesi gereken ölüler de var.

Gitmek, kaderin hatalarını düzeltmektir.

Kendi gerçeğimizi kendi kelimelerimizle anlayıp anlatmak, her namuslu yazarın vicdan borcu.

Duygunun asaleti, kuvvet ve isabetindedir.

Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanıp uçmak gericilikse, her namuslu insan gericidir.

İnsan kendini yalnız hissedince felakete düşer. Yalnız değildir herkes aşağı yukarı aynı durumda. Herkes konuşmadığı için bilmiyoruz neler hissettiğini. Bir çokları susar. Sükûtun ne trajediler sakladığını bilmeyiz.

Acıları dev aynasında büyüten rezil bir hassasiyetim var.

Yığın düşünmez, maruz kalır.

Kapitalizmin tek amacı kazançtır. Çeşitli rekabetler at oynatır burada ve insanın insanla sıcak, dostça münasebeti yerine para girmiştir. Kapitalist için müşteri vardır. Kapitalizmin ilk harfi egoizmdir. Artık insan eşyanın emrindedir, eşya insanın değil .Bütün insan münasebetlerini eşyanın arkasından görmek yabancılaşmanın ilki ve en korkuncudur.

Kitap cennetin anahtarıdır.

Sol ve sağ. çılgın sevgilerin ve şuursuz kinlerin emzirdiği iki ifrit.

Bu çökmeye hazır medeniyet üç sütun üzerinde duruyor; süngü, açlık, fuhuş.

Her çağ kendi kelimelerini söyletmiş kelimeye; her demagog kendi yalanlarını.

Meçhule açılan bir kapıdır kitap. Meçhule, yani masala, esrara, sonsuza.

Herkes tarafından kabul edilen bir haksızlığa isyan etmek kolay mı?

Kanun insan haysiyetini kırmamalı diyor Gandhi. Kırıyorsa kanun değil yumruktur. İnsanın haysiyeti düşüncesidir.

Hiçbir zafer umulanı getirmez, hiçbir bozgun mutlak değildir.

Bir şair intihar etmek isteyen genç bir kadına dur diyordu. Daha senin için bir şiir bile yazılmadı.

Düşünceye câzıp ve parlak bir biçim vermek küçültür düşünceyi. Büyük yazar içinden gelen sesi olduğu gibi haykırandır. Kelimeleri kullanırken avamın hoşuna gidip gitmeyeceğini düşünmez.

Ama ben bu kadar acıyı, sen de başkalarına benzeyesin diye çekmedim.

İnsaf, dinin yarısıdır.

Tefekkür vuzuhla başlar, kurtuluş şuurla.

Türk aydını yangından kaçar gibi uzaklaşıyor memleketten. Hayır kirlettiği bir odadan kaçar gibi.

Dahi, munzevi bir yıldız; anasız doğan çocuk, anasız doğan ve zürriyetsiz ölen. Zirveden zirveye akseden şarkı.

Cinayete ses çıkarmayan canının suç ortağıdır.

Güneş ülkeleri aydınlatır, sözler milleti.

Tabular tabular! Her adımda şuura dur emrini veren bir jandarma neferi. Her kapının arkasında, elinde bıçak, bekleyen bir harem ağası. Düşünme! Düşüneni iftiranın ve sefaletin lağımında boğduktan sonra ellerimizi yıkayıp, efendim bizde filozof yetişmiyor diye ah u vahlar.

Avrupa tarihi, bir sınıf kavgası tarihidir.

İnsan kendini yalnız hissedince felakete düşer. Yalnız değildir herkes aşağı yukarı aynı durumda. Herkes konuşmadığı için bilmiyoruz neler hissettiğini. Bir çokları susar. Sükûtun ne trajediler sakladığını bilmeyiz.

İnsafını kaybedenler, hiçbir hakikati bütünüyle kavrayamazlar.

Çok zaman kaybettim. Çok zaman ve biraz ümit. Yaşamak galiba bu.

Slogan, ilkelin ideolojisi.

Din, avrupa için bir afyondur, bütün ideolojiler gibi.

Her büyük adam kucağında yaşadığı cemiyetin üvey evladıdır.

Din, bir susuzluk, sonsuza karşı duyulan özlem. Bilgi değil, aşk.

Şuuraltı(psikanaliz) her istediğini kolayca elde eden mutlu azınlığın imtiyazı.

Ben putperest değilim, kitaba tapmıyorum; içindeki ses, içindeki ışık, içindeki sevgi, içindeki ruh, içindeki çile, içindeki göz yaşı, içindeki tecrübe, içindeki Tanrı çekiyor beni.

Birbirini bütün tedaileriyle karşılayan iki kelimeye ne aynı dilde rastlarsınız ne iki ayrı dilde.

Çıkar konuşunca, vicdan susar.

Bir ideal için ipe çekilmek, ölümlerin en güzelidir.

Kamus, bir milletin hafızası, yani kendisi; heyecanıyla, hassasiyetiyle, şuuruyla.

Okumak, iki ruh arasında âsıkane bir mülâkattır.

İnsanlar sorumlulukları ölçüsünde büyürler, sorumlulukları kalmayınca değerleri de kalmaz.

Hafızaya çakıl taşı gibi saplanan bilgi kırıntılarına yeni bir ad bulduk: kültür.

Önünde birçok yollar var: politika bunlardan biri. Belki en aldatıcı olduğu için en cazibi. Mutlakın ve sonsuzun rüyası. Mukaddes bir abes. Bana sorarsan kütüphanene dön, yani kitap ol. Aydınlan ve aydınlat.

Çatışmasız toplum beraber otlayan, beraber gevis getiren adsız bir sürü.

Polemik zekaların savaşıymış. Zekalar birbiriyle savaşmaz. Kinlerin, peşin hükümlerin, gizli çıkarların savaşı, polemik. Eski bir inancı yok etmek isteyen yeni bir düşüncenin savaşı. Ve her mübariz kendi cephesinde muzaffer.

O kadar yalnızdım ki karanlıklardan iblis'in eli uzansa minnetle sıkardım.

Vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını yaşanmaz'laştıranlardır.

Mütercim, mutlak'ı arayan bir çılgın, 'felsefe taşı'nı bulmaya çalışan bir simyagerdir.

Sağ ve sol: anladım ki bu iki kelime, aynı anlayışsızlığın, aynı kinlerin, aynı cehaletin ifadesidir.

Asya'nın bütün evlatları içinde batı'nın ilk benimsediği: zerdüst.

Tarihin mimarı: isyan, kadere, zamana, insana.

İdeolojiler, uçurumları aydınlatan hırsız fenerleri.

Spinoza kırk dört yaşında ölmüş. Nietzsche kırk dört yaşında delirmiş. Ben yolumu kırk dört yaşından sonra buldum.

Tarihimiz, mührü sökülmemiş bir hazine.

Düşünce şüpheyle başlar. Düşünce, tezatlarıyla bütündür. Zıt fikirlere kulaklarımızı tıkamak, kendimizi hataya mahkûm etmek değil midir.

İnsanlar hür doğarlar, eşit haklara sahiptirler; hiçbir hülya bana bu kadar çocuksu, bu kadar anlamdan yoksun gelmemiştir.

Raskölnikov sarsıntı geçiren bir toplumda yapayalnızdır. Dosto gibi.

Her toplum bir kitaba dayanır: ramayana, nesideler nesidesi veya kur'an: senin kitabın hangisi?

İrfan, düşüncenin bütün kutuplarını kucaklayan bir kelime.

Yorumlar 5 Adet

Perihan

Ali Faruk Terzi

[31422] numaralı söz için:
Muhteşem Tek kelimeyle muhteşem günümüzü anlatıyor Dünü de anlatıyor yarını da anlatacak

Perihan

Süleyman EDİ

Yıldızın hükmü nedirki? bana güneşi anlatsın. Cemil MERİÇ hocam bir güneştir bütün gayretlerim beni yıldız yapamadı.

Perihan

Resul pınar

Çok güzel örnek bir yaşam sıkıntılarla olgunlaşmış bir hayat

Perihan

Ecem

Şahane bile denmez mükkemel

Perihan

ali narin

rahmetli cemil meriç,in sadece sözü bile bin kitap,a bedeldir...

Yorum Yaz

Kim Söylemiş Olabilir

Köpekler hiç beni ısırmadı ama insanlar için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.

Misafirlerin Baktığı

söz kimin Alfabetik Liste