Aret Vartanyan Sözleri ve Hayatı

söz kimin

Bu sayfada Yazar , İletişim danışmanı Aret Vartanyan ait 40 adet sözleri / alıntıları ve hayatı yer almaktadır. Aret Vartanyan kimdir? Ölüm / doğum tarihi kaçtır? Aret Vartanyan mesleği, nereli, hayatının özeti, kısaca özgeçmişi, kaç yaşında gibi bilgilere ulaşacaksınız.

Aret Vartanyan
  • Adı: Aret Vartanyan
  • Doğum: 1978
  • Mesleği: Yazar , İletişim danışmanı
Aret Vartanyan Kimdir Sayfası

Bu sayfada Aret Vartanyan hayatının özeti yani kısaca hayatı hakkında bilgi vermeye çalışacağız. Aret Vartanyan sayfasında hata veya düzeltme bildirimi için lütfen çekinmeden bizimle irtibata geçiniz. Bildirin.

1978 yılında İstanbul Beyoğlu'nda yoksul ama çok kültüɾlü, sevgi yüklü biɾ ailenin çocuğu olaɾak dünyaya gelen Aret Vartanyan 7 yaşından başlayaɾak yaɾadılış, insan ve yaşamın gizleɾi üzeɾine eksilmez biɾ heyecanla çalışmalaɾını süɾdüɾüyoɾ. Aret Vartanyan kimdir sorusuna cevaptır.

Sekiz yaşında klasikleɾi okumaya başlayan, dokuz yaşında Nietzhce ile tanışan Vaɾtanyan, o yaşlaɾda kendini ifade etme biςimi olaɾak keşfettiği yazma eylemini vaɾoluşunun odağı olaɾak kabul etti.

İlk gençlik yıllaɾında Uzakdoğu felsefesine yoğunlaşan Vaɾtanyan, M.Ü.İletilim Fakültesi'nde Lisans ve Yüksek Lisans eğitimleɾini tamamladıktan sonɾa buɾslu olaɾak Oxfoɾd Üniveɾsitesi'nde Teoloji okudu ve batı felsefesi üzeɾine çalışmalaɾını yoğunlaştıɾdı.

13 yıl kurumsal hayatta iletişim ԁanışmanı olarak çalıştıktan sonra ilk kitabı 2008 yılınԁa yayımlanԁı ve aynı yıl bugün yüzbinlerce katılımcıya ulaşan Yaşam Atölyesi'ni kurԁu.

Yaşam amacını 'Dünyaԁa bir tek insanı bile ԁışarıԁa bırakmaԁan, her bireyin kenԁini ve yaşam amacını sevgi üzerine kurulu bir zeminԁe gerçek kılmasını sağlaԁığı bir ԁünyaya hizmet etmek' olarak ifaԁe eԁen Aret Vartanyan, her şeyԁen önce insana inanıyor.

Din, ԁil, ırk, ünvan, cinsiyet, zengin fakir gibi etiketlerin ötesinԁe insanın gerçekliğinin altını ςizerken çalışmalarıyla kısa süreԁe yüzbinlerce insanın yaşamınԁa farklılık yarattı.

Okurlarıyla hayata dair bir sohbet olan 'Sen ve Ben', İstanbul ekseninde insanı, yaşamı irdeleyen ve farklılıklarla bir arada yaşamanın romanı 'Bir Nefes İstanbul', bir bedende kaς kişi yaşadığımızı ve hayatın iςindeki rollerimizi kadın ve erkek olgularıyla sorgulayan 'Bin Yüz Bir İnsan', onbinlerce danışanı ile gerςekleştirdiği ςalışmaları kendi yaklaşımları ile birleştirerek yaşamın farklı kulvarlarına ışık tutan 'Gerςekten Yaşıyor Musun'' ve aşkı yeniden tanımlayan, bildiğiniz aşkı unutun diyen 'Çırılςıplak Aşk' ile bir milyondan fazla okura ulaştı.



2011-2013 yılları arasında gеrçеklеştirdiği 'Buyrun Paylaşalım' vе 'Sеn vе Bеn' TV programlarıyla еkranda tеlеvizyon dünyasının dikkatini çеkеn bir başarı еldе еdеn Vartanyan, yüzbinlеrcе izlеyicinin oluşturduğu paylaşım platformu hayata gеςirdi. 2014 yılında Artı 1 TV'dе 'Konuşanlar Kulübü' başlığı altında hеr gün canlı yayında izlеyicilеrlе buluşmanın yanı sıra yеni TV projеlеrinin hazırlıklarını da sürdürüyor...

Yaşam Atölyеsi vе AVCT çatısı altında çalışmalarını sürdürеn Vartanyan, hеr yıl atölyе çalışmaları dışında Türkiyе'nin dört bir yanında ünivеrsitеlеrdе, şirkеtlеrdе vе açık konfеranslarda yaklaşımlarını paylaşıyor.

2013 yılında davеt еdildiği uluslararası kongrе, konfеrans vе çalışmaların ardından kitaρları yabancı dillеrе çеvrilmеktе olan Vartanyan, 2014 yılında atölyе çalışmalarını ağırlıklı olarak yurtdışına taşıyor.
kaynak: arеtvartanyan

Aret Vartanyan Eserleri / Kitapları
Cirilciplak Ask 2017
Sen ve ben 2011
Bir nefes istanbul 2009
Gerçekten Yaşıyor musun?: Yoksa Sadece Nefes mi Alıyorsun 2013
Eski Sevgililer Oteli: Yaralarini Sararak Ayaga Kalkmis Bir Kadinin Neler Yapabilecegini Tahmin Bile Edemezsin 2018
Yürüdüğün yollar hep aynı yere çıkıyorsa, yeni bir yol bulman için: gitme zamanı 2015
Siyah Gözyasi 2016
Insaniz Ayibi Yok: En büyük ayibin kendine ihanet etmek oldugunu anladiginda gercekten ne istedigini bilerek gelecege.. 2017
sozkimin.com
Bir Nefes Istanbulda Bir Olmak 2012
Bin Y¿z Bir Insan 2011
A Breath Of Istanbul: Either Live Together or Not Exist A Story of Hope 2015

Aret Vartanyan Sözleri 40 Adet

Aşağıdaki Aret Vartanyan sözleri hakkında hata olduğunu düşünüyorsanız veya sayfamızda bulunmayan Aret Vartanyan sözlerini sayfaya ilave etmemizi istiyorsanız irtibata geçiniz. Bildirin.

Kendini gerçekten seven insanın kendini övmek, ispatlamak, gösteriş yapmak derdi yoktur. Bunlar farkedilme, onaylanma, ikna etme ihtiyacı olduğunda ortaya çıkar.

Seni en çok yoran çevrendeki insanların samimiyetsiz yaklaşımları. Memnun ettiğin sürece yüzüne gülümseyen, onların istediği olmadığında ise sana sırtını dönenler. Hepimizin ihtiyacı olan her koşulda yanımızda olduğunu hissettiğimiz işler, dostlar, akrabalar.

Hiç bıkmadan ne yapman gerektiğini, nasıl yaşayacağını ve kim olacağını sana anlatıyorlar. Birçoğu senin gerçeğin bile değil. Sana gösterilen dünyanın gerçek olmadığı gibi.

Geçmişin izleri silinmeden geleceğe bakılmıyor. Hele ki en yanındakiler bile geçmişini önüne getirmeye, yeni bir sayfa açmana izin vermiyorken.

Acıdan kaçmak, sadece acıyı derinleştirir. Er ya da geç yaşayacağın sonu, yüzleşmeyi erteledikçe acıyı büyütüyorsun. Yapman gerekeni yap ve bitsin. Ertelemek hiçbir şeyi değiştirmeyecek, belki de kötüleştirecektir.

Yaşam, yaşayarak öğrenilir. Duvara çarpa çarpa, düşe kalka. söylenerek, hayat hakkında tecrübesiz bilgelerden ve sihirli değnek arayarak değil. Kimse ve hiçbir şey sana senin hayatını veremez.

Ben bedenine değil içinde olana aşığım; testiye değil, taşıdığı suya ihtiyacım olduğu gibi.

Her koşulda mutlu olmayı seçebilirsin. Mutluluk bir şeylere bağlayacağın bir duygu hali değil. Tatmin ile mutluluğu karıştırıyoruz. Tatmin olmayı mutluluk sanıyoruz. Yakaladığımız anda beklediğimiz her şeyin tatmin duygusu doğal olarak kaybolur. Kaybolan mutlu olma halin değil. Yalnızlık da korkulacak, kaçılacak bir şey değil. Yalnızsın ve yalnız öleceksin. Kabul et. Kabulleneceğin her sorun'un, her soru?nun üstesinden gelebilirsin. Varlığını kabul etmediğin bir şeyi nasıl çözebilirsin.

Üç maymunu oynamaktansa olduğumu yaşar, inandığımı söyler, varsa bedelini de öderim.

Yaşamda kendin olarak ödeyeceğin hiçbir bedel, kopya bir hayatı yaşarken ödeyeceğin bedelden daha ağır olmayacak.

Kaybetmekten mi korkuyorsun; kaybet. Düşmekten mi korkuyorsun; düş. Yaralanmaktan mı korkuyorsun; yaralan. Sonra iyileş. Yeniden kalk. Yeniden başla.Yeniden sev. Yeniden âşık ol. Bir daha mı düştün? Bir daha kalk. Er ya da geç, beklediğin gelecek. Er ya da geç aradığın seni bulacak. Ama sen bir kez yıldın mı, korktun mu, maskeni yüzüne geçirip kalkanlarını kuşandın mı, o zaman bitecek. Beklediğin her ne ise asla gelmeyecek.

Yaşadıklarımızdan değil, yaşayamadıklarımızdan pişman oluyoruz. Yarını garanti sanıp erteliyoruz, yapmak istediklerimizi içimizde saklıyoruz; sonra bakıyoruz geç kalmışız. Elbetteki yanlış kararlarım olacak, elbetteki duvara çarpacağım. Ama inan bana, kendin olarak, yüreğinle yaşadıklarında ödeyeceğin hiçbir bedel, bastırdıklarınla, içinde tuttuklarınla yaşadığın başka hayatlardaki bedellerden daha ağır olmayacak. Yarın değil, şimdi.

En çok sevdiğin insana en az seni seviyorum diyenlerden misin acaba? Annesine, karısına seni seviyorum diyemeyenler ailesi... Nazı en çok geçtiği için çok üzdüğü, en az sevgisini gösterdiği sevdikleri olur bazen insanın. Ben çok geç öğrendim aslında gerçekten seni seven insanların tek istediği şeyin senin sevgini görmek olduğunu!

Kaybetmek korkusu öyle bir sarıyor ki bizi, kaybetmemek için çırpınıyoruz. Bundandır konuşmak isterken susmamız, kendimizi eksilte eksilte fazlasını vermemiz, bir kadının kocası için saçını süpürge etmesi gibi... İyi çocuk olmak olur derdimiz; kimse bırakm

Seni tanımıyorum. Belki cüzdanın kredi kartlarından geçilmiyor. Belki de son birkaç kuruşun kalmış, onlar da genelde buruşuk olurlar. Belki çok güzelsin, belki de yüzüne bakılamayacak kadar çirkin. Bunları geçelim. Tanımadığım senden istediğim tek şey var: Bu kitabı kitap gibi okuma. Bu harfler sadece sana ulaşmamdaki tek yol oldukları için buradalar. Telefonun bende olsaydı telefondan bunları sana anlatabilirdim.

Hiç kaybetmediğim bir hayat demek, hiç kazanamadığım da bir hayat demektir. Kaybetmekten delice korkmaya başlar, sonra risk almaktan kaçar, sonra da elimizdeki hayatı tek seçeneğimiz sanmaya başlarız. Bizi yıkıp geçen kaybetmek değil, kazanmaktan vazgeçmek oluyor. Kaybetmeyi bilmiyenler, yenilgi tatmayanlar, kazanmanın getirdiklerini bilemez.

Yalnızlık düşmanın değil, ihtiyacın olan... Kendinle kalmak, yalnızlığın farkında olmak, içinde bastırdığın duymazdan geldiğin onlarca sesin yüzeye çıkışı. İşte o anlarda anlarsın aslında neyin eksik olduğunu nerelerinin kanadığını. İşte bu anlarda güçlenirsin, büyümeye başlarsın.

Ne bugün kazananlar edebiyete kadar kalacaklar, ne de kaybedenler. Her şey gelip geçici... Yeter ki yüreğinde kaybetme, yeter ki zihninde kabullenme sürekli kaybeden olacağını.

Kendi kulvarımda yürürken, yandaki kulvarlarla kendimi kıyaslamaktan vazgeçtiğimde ne komşunun tavuğu bana kaz gözükür ne de komşunun tavuğunun kaza dönüşmesinden rahatsızlık duyarım.

Oysa ne kadar çok yaşamımızı dışarıya bağlıyoruz. İnsanları değiştirmeye çalışıyor, her şeyin bizim istediğimiz gibi olmasını istiyoruz. Her insanın da bizim gibi arayışları, korkuları, hayalleri, gelgitleri olduğunu görmezden geliyoruz.

Kim sana başarısız diyebilir ki? Sen inandıklarını yaşarken, hamurunu işlerken, gülümserken, huzurluyken, yüzünde renk varken kim sana başarısız diyebilir ki? Dese de ne olur ki? Başkalarının biçtiği kaftanı giymek için kendinden vazgeçenler arasında olmamaktan daha değerli ne olabilir ki? Bir de üzerine sevebilmeyi ve sevilebilmeyi koyduysan daha ne olsun.

Sen başkalarını sevebildiğin kadar başkalarının sevgisini hissedebilirsin. Çevrendekilerin seni ne kadar sevdiği aslında senin onları ne kadar sevdiğindir. Sevgi karşındakini özgür bırakmaktır. Biz elimizde olsa çivilerle, iplerle sabitleyecek, sadece beni yalnızca beni sev diyeceğiz.

Bırak anlamasınlar seni, bırak alamasınlar verdiğini; bırak hoyratlıklarına, yoksunluklarına yenik düşsünler. Aşktan kopanların yarattığı dünyayı görüyoruz. Aşktan kaçanların haline aşk bile şaşkınlıkla bakıyor ama sabırla bekliyor. Bir gün benliğine karışacakları günün gelmesini... En azından son nefeste hatırlayacaklar aşkı...

Etiketler seni yanıltır. Etiketlerin arkasında kalan insanı gör. İnsanların gözlerine bak, sözlerine, kartvizitlerine, onlar hakkında söylenenlere değil. Bugün seni en çok yoranı, üzeni sen de başkalarına yapma. Yalana değil, gerçeğe, insana bak. Bazen bir bakış, bazen bir dokunuş. Ben, herkesi koşulsuz kucaklıyorum. Herkes ben, ben herkesim.

Duygularını tutma, duygularını saklama. Paylaş. Muhatabınla doğrudan ve olduğu gibi. İmalarla değil, net olarak sanki bir çocuğa anlatır gibi ifade et.

Kendini sürekli anlatmak zorunda hissetmek zor. Anlatmaktan vazgeçip içine kapanmak daha da zor. Her ikisini de yaşıyoruz. Yavaş yavaş özgüvenimiz törpüleniyor, kendimizden vazgeçiş başlıyor, dönem dönem hırs basıyor, yeni hedefler konuyor, koşuluyor yolda vazgeçiliyor. Bazen de hedefe ulaştığında asıl sorunun devam ettiğini görüyorsun. Hedef sadece seni oyalamış oluyor. Katlanma kat sayını artırıyor.

Korkarak ürkek yaşıyor sonra da bunun için kendimize çok ama çok kızıyoruz. Çünkü, o korkak, o başarısız, o aciz sergilediğimiz kişilik her neyse o olmadığımızı, ondan fazlası olduğumuzu biliyoruz.

Ya gerçekten yaşa ya da sadece nefes alarak yaşıyormuş gibi yaptığını kabul et.

Bilirim herkes yalnızdır ama kaçar durur bu gerçeğinden. Günün sonunda iki kişi de girse yatağa, uykuya dalarken yalnızlığınla yüzleşirsin. Ki bu kötü değildir. Bozkır kurdu sever yalnızlığını. Kalabalık, gürültü, zaman öldüren can çekişmeler sıkar canını.

Özgüvenin azaldığı yerde kibir yükseliyor. İçeride zayıflık arttıkça dışarıda gösteriş çoğalıyor. Sözcüklerle, yürüyüşle, maskelerle güçlü olunmuyor. Kollarını açıp, sonuçlara kilitlenmeden, gülümsemeni silmeden, korkularından eksiklerinde utanmadan, kaçmadan, saklanmadan, senden beklenen değil 'sen' olduğunda özgüven ve sadelik ışıklarını saçıyor.

Farkında mısın? Zengin, ünlü, başarılı, başarısız, yoksul, güçlü, güzel, yakışıklı, çirkin, zayıf, şişman hepimiz korkuyoruz. Korkunun adı ne olursa olsun korkuyoruz. Ve yine aynı anda yalnızlıktan dem vuruyoruz. Anlaşılmadığımızı, sevilmediğimizi, bir türlü hak ettiklerimizi göremediğimizi düşünüyoruz. O zaman hepimiz yanlış yere bakıyoruz. İçimize bakmak, kendimizi dinlemek yerine onlarca, yüzlerce sıfat, oyuncak yaratıyoruz. Kendimizi bizim dışımızdan yargılıyoruz,anlamaya çalışıyor, kıyaslıyoruz. Herşey olmak isterken, kendimizi ıskalıyoruz. Elimde kalan da kocaman bir boşluk. Ne yaparsam yapayım dinmeyen bir boşluk, bir arayış. Sen kendin için ne düşünüyorsan, ne hissediyor ve ne değer biçiyorsan dışarıda sadece onu bulacaksın.

Emile Zola'nın Meyhane romanında dediği gibi, insanın alışamayacağı hiçbir şey yok. Alışıyoruz, ama çok şey kaybediyoruz. Kendimiz, kendimizi böyle tüketiyoruz.

Nefes almak yaşamak demek değildir!

Sevmediğin, istemediğin, sabahları uyanmaktan mutlu olmadığın bir insanla beraber olmak kendine tecavüzdür. Kendini böyle hisseden bir insanı ilişkide kalmaya zorlamak da karşındakine tecavüz olur.

Bazen kendini anlatabilmekte çaresiz kalırsın. Beklentini karşındakinin görmesini beklersin. Aslında, tüm bedeninle ruhunla anlatmak istediğini anlatmana, hatta mecbur kalıp cümlelere dökmene rağmen karşındaki duvar gibi kalır. Çaresiz içine dönersin. Belki biraz yaralı, belki biraz küskün. Sonra vazgeçersin anlatmaya çalışmaktan. Sadece şunu unutma... Her duvardan sonra yeni bir duvar yok. Vazgeçme, çırpınma... Anlayan anlar, anlayan er ya da geç karşına çıkar.

Sessizliğim kabullenişim değil, vazgeçişimdir.

Ne kadar güçlü olursa olsun, her kadın; ne kadar önemsiz olduğunu ifade ederse etsin yine her kadın; sırtını yaslayabileceği, güvenebileceği onu taşıyabilecek bir erkek ister. Düştüğünde onu kaldıracak, çekip çevirecek, arkasında sapasağlam duracak. Kadın ne kadar aksini söylerse söylesin, annelik yapacağı bir eş istemez.

Namusu hala kılıkta kıyafette yaşam tarzında arayanlar var. Namus zihninde, ruhunda. Kılıfıyla uğraşma ya da zihnindekini örtmeye çalışma. Kısa etek, dekolte görünce baştan çıkıyorsa biri bunun kaynağı kıyafet değil bakanın açlığı. Kaldı ki ne görse adam aynı. Kişi karşısındakini kendinden biliyor işte. Kendi kızı eve geç gelince kıyameti koparan nice babanın kendi kızından küçüklerle nasıl birlikte olduğuna, kızkardeşine laf atanı pataklayan abinin nasıl başkalarının kızkardeşine laf attığına defalarca tanık oldum. Bunun adı iki yüzlülüktür. Evdeki kadın sokaktaki kadın, eğlenilecek kadın evlenilecek kadın diyenlerin iki yüzlülüğü gibi. Namus zihinde. Namus sadece cinsellik değil. Namus yürekte.

Ne kendini kıyaslamak ne de bir şey ispatlamak zorunda değilsin. Sen, sen gibi çok güzelsin. Birisinin seni paran, sahip oldukların için sevmesine kanacak kadar çaresiz misin? Seni gerçekten sevenlerin senden başka kriteri olmaz.Yatağa huzurla girip, coşkuyla uyanamıyorsam sahip olduğum hiçbir şeyin değeri yok.

Sürekli geçmişi bugüne taşıyoruz. oysaki yeni bir ilişkiye başladığımızda bile kişi farklı, zaman farklı, mekan farklı. Biz sürekli o geçmiştekini bugüne taşıyoruz. O yüzdende faturayı geri kalan 3.5 milyar kadına veya erkeğe kesiyoruz. Oysaki o bir kisi yüzünden kendimizi kapatıyoruz aska, hayata, mutluluğa ve bir çok şeye.. Bir ilişkiye başladığınız zaman geçmişi geride bırakın.

Yorumlar 29 Adet

Perihan

Ülkü ceylina

Insaniz ayibi yok , mutlaka okunmasi gereken bir kitap

Perihan

Tuğba

Ruhuma değen ve ruhumu harekete geçiren fikirlerinizden dolayı teşekkürler hocam, saygı ve sevgilerimle, iyi ki sizi erken keşfetmişim, üniversite yıllarımın eşsiz koçu...

Perihan

Sabahat

Size başarılar diliyorum sizi çok seviyorum yolunuz açık olsun

Perihan

Burcu

Iyi ki varız. Teşekkürler.Cümlelerini emanet aldım.

Perihan

özlem çetiner

Baskalarına çok güzel kılavuz oluyorum.bir dilek tut dediklerinde kafam karişıyooo...

Perihan

Bize bizi anlatmış

Bin yüz bir insanı herkes okumalı bence tavsiyeleri çok yerinde

Perihan

Dilek

ne kadar aynı olduğumuzu hissettirdiğiniz için teşekkürler

Perihan

canan

sizi maalesef daha henüz keşfettim benim adıma çok hüzünlü bir geç kalmışlık ama ya hiç rastlamasaydım..

Perihan

Nurhayat

Eşimle bir türlü yıldızımız barışmıyor elimden geleni yapıyorum

Perihan

münir kaçira

maalesef nadir kitap okuyan biri olarak kitabınızın tamamını büyük bir zevkle okudum gerçekten çok güzel yazmişsınız mutlaka herkezin okumasını tavsiye ederim

Perihan

Kevser

Hayata öyle bir yaklaşımınız varki insan ben şimdiye kadar ne yapmışım böyle diyor Allah sizden razı olsun

Perihan

sait

Sizinle tanışmayı çok istiyorum kitaplariniz harika bi cok seye bakis acimi degistirdiniz en cokta kendimi ihmal ettigimi anladim cok tsklr yureginize saglik

Perihan

nilüfer

kitaplarınızı okuduktan sonra kendimi değerlı hıssetmeye basladım tesekkurler

Perihan

Bilge

Gerçekten yaşıyormusun adlı kitabınızı sesli olarak defalarca dinledim veyaşamak istediğim hayatı bana öğretti. Tebrikler.anlatım dili ve seçtiğiniz cümleler mükemmel

Perihan

Hülya

Ruhuma dokunan yazılarınız hayatı farketmeme yardımcı oldu. Teşekkürler..

Perihan

Kamile cini

Sizi dinleyince kendimizi nekadar ihmal etigimizi hep baskalarini onemsedigimi kedini dusunmenin bencillik oldugunu saniyordum farkindalik yasattiginiz icin tesekkurler

Yorum Yaz

Kim Söylemiş Olabilir

İnsanoğlu nasıl tüketiyor kendini. Hemde boş yere!

Misafirlerin Baktığı

söz kimin Alfabetik Liste