Amin Maalouf Sözleri ve Hayatı

söz kimin

Bu sayfada Yazar Amin Maalouf ait 53 adet sözleri / alıntıları ve hayatı yer almaktadır. Amin Maalouf kimdir? Ölüm / doğum tarihi kaçtır? Emin Maluf mesleği, nereli, hayatının özeti, kısaca özgeçmişi, kaç yaşında gibi bilgilere ulaşacaksınız.

Amin Maalouf
  • Adı: Amin Maalouf
  • Doğum: 25 Şubat 1949
  • Mesleği: Yazar
Amin Maalouf Kimdir Sayfası

Bu sayfada Amin Maalouf hayatının özeti yani kısaca hayatı hakkında bilgi vermeye çalışacağız. Amin Maalouf sayfasında hata veya düzeltme bildirimi için lütfen çekinmeden bizimle irtibata geçiniz. Bildirin.

Amin Maalouf ya da Emin Maluf, 25 Şubat 1949 Beyɾut doğumlu, kitaplaɾını Fɾansızca yazan Lübnanlı yazaɾ.

1976'dan beɾi Fɾansa'da yaşamaktadıɾ. Yazaɾ 1993 yılında Goncouɾt Akademisi Edebiyat Ödülüne layık göɾülmüştüɾ. Kitaplaɾı 40'tan fazla dile çevɾilmiş, eseɾleɾi Fɾansa'da ve çevɾildiği biɾçok dilde geniş okuɾ kitlesine ulaşmıştıɾ.

1949'da Beyɾut, Lübnan'da doğdu. Annesi Tüɾk kökenli Mısıɾlı, babası Melkite Katolik cemaatindendi. Ekonomi ve toplumbilim okuduktan sonɾa gazeteciliğe başladı. Lübnan'da iç savaşın çıktığı 1975'e kadaɾ Lübnan'da gazetecilik yaptı. Bu taɾihte Paɾis'e göç etti. Yazaɾ halen Paɾis'te yaşamaktadıɾ. Çeşitli yayın oɾganlaɾında yöneticilik ve köşe yazaɾlığı yapmış olan Maalouf, bugün vaktinin çoğunu kitaplaɾını yazmaya ayıɾmaktadıɾ.

Yapıtlarınԁa çok iyi bilԁiği Asya ve Akԁeniz çevresi kültürlerinin söylencelerini başarıyla işleyen Maalouf, 1983 yılınԁa yayımlanan ilk kitabı Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri (Les Croisaԁes vues par les Arabes) ile tanınԁı. Bu kitap, çevrilԁiği ԁillerԁe ԁe büyük bir başarı kazanԁı. 1986'ԁa yayımlanan ve aynı yıl Fransız - Arap Dostluk Öԁülü'nü kazanan ikinci kitabı ve ilk romanı Afrikalı Leo (Léon l'Africain) bugün bir "klasik" olarak kabul eԁilmekteԁir.

Maalouf'un 1988'ԁe yayımlanan ikinci romanı Semerkant (Samarcanԁe) ԁa coşkuyla karşılanԁı ve pek çok ԁile çevrilԁi. Maalouf'un sonraki kitapları ԁa yine roman tarzınԁayԁı: 1991'ԁe yayımlanan Işık Bahçeleri (Les Jarԁins ԁe Lumiére) ve 1992'ԁe yayımlanan Beatrice'ԁen Sonra Birinci Yüzyıl (Le premier siècle après Béatrice).



Maalouf, 1993'te yayımlanan romanı Tanios Kayası (Le Rocher de Tanios) ile Goncourt Akademisi Edebiyat Ödülü'nü kazandı. 1996'da Doğunun Limanları (Les Echelles du Levant) adlı romanı ve 1998'de ise Ölümcül Kimlikler (Les Identités Meurtrières) adlı deneme kitabı piyasaya ςıktı. 2000'de Yüzüncü Ad - "Baldassare'nin Yolculuğu" (Le Périple de Baldassare) adlı romanı yayımlandı.

Ayrıca 2002'de opera iςin yazdığı ve Finlandiyalı müzisyen Kaija Saariaho'nun bestelediği Uzaktan Aşk (L'Amour de loin) Maalouf'un ilk librettosudur. 2004'te yayımlanan Yolların Başlangıcı (Origines) adlı romanından sonra, 2006 yılında Adriana Mater adlı ikinci librettosunu yayınladı.

Kitaplarında gеnеlliklе doğuya ait öğеlеri çok iyi işlеmеktеdir. Doğuya ait gеlеnеk vе görеnеklеri kitaplarında mutlaka tanıtır. Birçok kitabında Osmanlı-Türkiyе üzеrinе yorumlara da rastlanmaktadır. Afrikalı Lеo kitabında Osmanlı vе Yavuz Sultan Sеlim'in Kahirе sеfеrindе 8000 kişiyi öldürdüğünü iddia еtmiştir. Kitaplarında doğu halklarının nеdеn gеri kalmış olduğu konusunda analizlеr vе tеspitlеr yapmaktadır. Kitapları roman tarzında yazılmış da olsa sosyolojik tеmalar kitaplarında sürеkli olarak işlеnir.

Kitaplarının Türkçе çеvirilеri Yapı Krеdi Yayınları tarafından yayımlanmaktadır.
kaynak: wiki

Eserleri

Afrikalı Leo (1986)
Semerkant (1988)
Işık Bahçeleri (1991)
Beatrice'den Sonra Birinci Yüzyıl (1992)
Tanios Kayası (1993)
Doğunun Limanları (1996)
Yüzüncü Ad (2000)
Yolların Başlangıcı (2004)
Doğu'dan Uzakta (2012)
Opera librettoları
Uzaktan Aşk (2002)
Adriana Mater (2006)
Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri (1983)
Ölümcül Kimlikler (1998)
Çivisi Çıkmış Dünya (2009)

Amin Maalouf Sözleri 53 Adet

Aşağıdaki Amin Maalouf sözleri hakkında hata olduğunu düşünüyorsanız veya sayfamızda bulunmayan Amin Maalouf sözlerini sayfaya ilave etmemizi istiyorsanız irtibata geçiniz. Bildirin.

Öfkeliydim, kendime karşı öfkeli. Hep böyle olurum. Aylarca sessiz kalırım, neredeyse konuşmayı unutacak kadar.

Bir toplum en güçsüz bireyini yalnız bıraktığı anda dağılmaya başlar.

Ne tuhaf bir zaman bu bizimkisi ki iyilik, kötülüğün yaldızları altında saklanmak zorunda kalıyor.

İnandığım insanlar yüzünden, beklediğim yarınlar dünde kaldı.

Acın sonsuz olduğunda, dünyanın kararmasını isteyecek olduğunda, yağmurdan sonra parıldayan yeşilliği, bir çocuğun uykudan uyanışını düşün.

Kalk haydi, ebediyen uyuyacağız zaten. Bu söz her aklıma geldiğinde 7 saatten fazla uyuduğum vakitler ziyandaymış gibi hissederim lakin uyku muhteşemdir.

Hiç şaşma. Gerçek, iki yüzlüdür. İnsanlar da öyle.

Hiçbir şeye şaşırma, hakikatin de insanların da iki yüzü vardır.

Sonra oradan savaş geçti. Hiçbir ev, hiçbir hatıra hasarsız kalamadı. Her şey çürüdü: Arkadaşlık, aşk, adanmışlık, akrabalık, inanç, sadakat. Hatta ölüm. Evet, bugün ölüm bile bana kirlenmiş, bozulmuş gibi geliyor.

Bir insanın hayatının doğumu ile başladığından emin misiniz?

Sevmeyi bilmiyorsan şayet, neye yarar güneşin doğması ve batması.

Sevmeyi bilmiyorsan şayet, neye yarar güneşin doğması ve batması.

Dünyaya bu çağda gelmiş olmak, teselli kabul etmeyen bir acı benim için. Ne kadar geç tanrım! Nasıl da solup buruşmuş dünya!

Ne diyebilirim ki sana, varlığın sırları saklı senden, benden; bir düğüm ki ne sen çözebilirsin, ne ben. Bizimki perde arkasında dedikodu; bir indi mi perde, ne sen kalırsın, ne ben!

Dünyada en büyük terörizm, bir insanı ana diliyle bağını koparmaya çalışmak.

Gerekiyorsa İmparatorluğa, gökyüzü yasalarına isyan et, ama kendine, bilgelik ve tanrısallıktan bir parça olan içindeki ışığa sadık ol! (mani)

Ben inançlı ve dindar bir aileden geliyorum. Bizimkiler her ramazanda mutlaka oruç tutmuşlardır. Bu doğal bir şeydi, kendiliğinden yapılırdı, mühim bir mesele sayılmazdı. Günümüzde oruç tutmak yetmiyor, herkese oruç tuttuğunu göstermek ve tutmayanları da göz hapsine almak gerekiyor.

Öfkeliydim, kendime karşı öfkeli. Hep böyle olurum. Aylarca sessiz kalırım, neredeyse konuşmayı unutacak kadar.

Evlilik belalı bir kurumdur. Düğünden önce her adam dikkatlidir, naziktir; göz koydukları genç kıza "kendi" karıları oluncaya kadar prenses gibi davranırlar; sonra hızla birer zorbaya dönüşürler, ona hizmetçi gibi davranırlar, tepeden tırnağa değişirler ve toplum da bu konuda onları yüreklendirir. Düğünden öncesi oyun mevsimidir; sonra ciddi, karanlık ve üzücü şeyler başlar. Kadınlar tarafında da manzara daha parlak değildir. Kapılanacak bir yer aradıkları sürece şeker gibidirler. Tatlı, uzlaşmacı, birlikte yaşamaktan zevk alınacak insanlar olurlar. Damat adayı evlenme kararını verinceye kadar, onu rahatlatmak için gereken her şey yapılır. Kadınlar o ana dek gizlemeye çalıştıkları gerçek tabiatlarını ancak düğünden sonra açığa çıkarırlar.

Hayat başlar ve biter! Nasıl başlayıp nerede sona erdiği değil, ikisi arasına neler sığdırılabildiğin önemlidir.

Zamanın iki boyutu var. Uzunluğu güneşe, derinliği tutkulara bağlı.

Aşk dediğiniz, dostluk, arzu, tutku veya Tanrı bilir başka hangi ismi taşıyan beyaz veya siyah ya da altın sarısı veya pembemsi kablolardan ayırmak gereken kırmızı bir kablo değildir.

Milliyetçiliğin birinci erdemi her sorun için bir çözümden çok bir sorumlu bulmak değil midir?

Beklediğim yarınlar dünde kaldı.

Öyle bir an gelir ki tüm kararlar kötüdür; sorun, sonradan en az pişman olacağın kararı bulup seçmektir.

Tarihin bize şunu ya da bunu öğrettiğini söyleyemezsin. O bize cevaplardan çok sorular ve her soru için çok sayıda cevaplar verir.

Hayat başlar ve biter ! Nasıl başlayıp nerede sona erdiği değil, ikisi arasına neler sığdırılabildiğin önemlidir.

Baskıya maruz kalan yanımız kimliğimiz haline gelir.

Geçici bir mutluluk mu? Hepsi öyledir; bir hafta ya da otuz yıl da sürse, son gün geldiğinde aynı gözyaşı dökülür.

Eğer insanların her zaman akıllarıyla hareket ettiklerini varsayarsak, dünyanın gidişatından hiçbir şey anlayamayız. Akılsızlık tarihin en güçlü ilkesidir.

Hayat, kendi yolunu çizer hep; yatağından edilince hemen bir yenisini kazan nehirler misali.

Duygularım anestezi altında. Her şeyi görüyorum, her şeyi işitiyorum, ama artık hiçbir şey hissetmiyorum.

Hayat yolunda ilerlerken, sadece ihanet ile sadakat arasında tercih yapmak zorunda kalınsaydı işler kolaylaşırdı. Ama insan çoğunlukla iki bağdaşmaz sadakat, veya -bu da aynı kapıya çıkar- iki ihanet arasında tercih yapmaya zorlanır.

Yazdın, yazdın ve okumadılar. Sen bir şey söyledin onlar başka şey anladılar. İnsanlar başka şey istediler.

Uzaklık aşkı koruyor, uzaklığı ortadan kaldırdığınızda aşkı da ortadan kaldırma tehlikesiyle karşılaşırsınız.

Zaman denen şey bir yanılsamadır.. Geçmişin, saatlerin ve günlerin ve haftaların ve on yılların kül kadar ağırlığı vardır; gelecek zamansa, isterse sonsuza dek sürsün, daima saniye saniye yaşanır.

Milliyetçiliğin birinci erdemi her sorun için bir çözümden çok bir sorumlu bulmak değil midir?

Hayat, kendi yolunu çizer hep; yatağından edilince hemen bir yenisini kazan nehirler misali.

Bir gerçekliğin belirsiz, kavranamaz ve istikrarsız olması onun var olmadığı anlamına gelmez. Aşk'da buna dahildir.

Hayat insana bıkkınlık verecek kadar uzun değildir.

Bir kentten geriye kalan, yarı yarıya sarhoş bir şairin üzerinde gezdirdiği kayıtsız bakışlardır.

Bir kentten geriye kalan, yarı yarıya sarhoş bir şairin üzerinde gezdirdiği kayıtsız bakışlardır.

Ben hiçbir ülkeden, hiçbir şehirden, hiçbir kabileden değilim. Ben yolun oğluyum. Bütün diller ve bütün dualar benimdir. Ama ben onların değilim.

Zamanın iki boyutu var. Uzunluğu güneşe, derinliği tutkulara bağlı.

Gerçek, ona layık olana söylenir.

Beklediğim yarınlar dünde kaldı.

Eğer ikiniz de kitap okuyanlar evrenine aitseniz paylaşılmış bir cennete el ele gitmek üzeresiniz demektir.

İnsanlar bir dinleri olduğu için ahlaka ihtiyacı kalmamış gibi davranıyorlar.

Geçici bir mutluluk mu? Hepsi öyledir; bir hafta ya da otuz yıl da sürse, son gün geldiğinde aynı gözyaşı dökülür.

Dünyaya uyanık gözle bakan kişi, yaşamın çürüyüp giden bir tohum olduğunu, gözler kuşkusuz.. Yalnızca özgür bir ruh, üstünde mutsuzluktan başka bir şey bitmeyen çayırlardan vazgeçip, sonsuzluğun kokusunu içine doldurmayı bilir.

Gelecek, geçmişin duvarlarının ardında değildir.

Zaman denen şey bir yanılsamadır. Geçmişin, saatlerin ve günlerin ve haftaların ve on yılların kül kadar ağırlığı vardır; gelecek zamansa, isterse sonsuza dek sürsün, daima saniye saniye yaşanır.

Gençlik arkadaşı, kardeş yarısıdır. Onu kardeşliğe aldığın için pişman olabilirsin, ama reddedemezsin.

Yorumlar 8 Adet

Perihan

Semra Okcu

Amin Maalouf, 25 Şubat 1949'da Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta dünyaya geldi. Yazarın Katolik bir Arap olan babası Ruchdi Maalouf, çok yönlü bir aydındı ve yazarlık, öğretmenlik, gazetecilik gibi saygın meslekleri birarada icra ediyordu. Maalouf'un annesi Odette ise, yine Arap kökenli bir Hristiyan aile olan Maronite'lerin mensubuydu. Yazar, Beyrut'ta Fransız Cizvit okullarında ilk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra, yine Beyrut'ta bulunan Fransız Üniversitesi'nde sosyoloji ve ekonomi eğitimi aldı.

Perihan

Yeter

Çok mu önemli hangi dine ait olduğu. Dünya insanı olması yeterli değil mi?

Perihan

Cemile

Farklı...

Perihan

SEMRA ALTUNER

Sonra oradan savaş geçti. Hiçbir ev, hiçbir hatıra hasarsız kalamadı. Her şey çürüdü: Arkadaşlık, aşk, adanmışlık, akrabalık, inanç, sadakat. Hatta ölüm. Evet, bugün ölüm bile bana kirlenmiş, bozulmuş gibi geliyor."
Amin Maalouf

Perihan

taner

bunların çogu hayyamın rubaileridir maaloufun değil

Perihan

Bervan

Neden bu kitabi okumaliyim

Perihan

Muharrem ÜNAL

Amin MAALOUF kitaplarını okuduğum ve çok beğendiğim bir yazardır. Bu yazarın dini islamdır. ama daha da önemlisi insandır.

Perihan

hayat

allah rızası için adamın dini nedir*

Yorum Yaz

Kim Söylemiş Olabilir

Otuz kağıt aylıknan avrat mı sevilirmiş?

Misafirlerin Baktığı

söz kimin Alfabetik Liste