Alper Canıgüz Sözleri ve Hayatı

söz kimin

Bu sayfada Türk yazar Alper Canıgüz ait 27 adet sözleri / alıntıları ve hayatı yer almaktadır. Alper Canıgüz kimdir? Ölüm / doğum tarihi kaçtır? Alper Canıgüz mesleği, nereli, hayatının özeti, kısaca özgeçmişi, kaç yaşında gibi bilgilere ulaşacaksınız.

Alper Canıgüz
  • Adı: Alper Canıgüz
  • Doğum: 1969
  • Mesleği: Türk yazar
Alper Canıgüz Kimdir Sayfası

Bu sayfada Alper Canıgüz hayatının özeti yani kısaca hayatı hakkında bilgi vermeye çalışacağız. Alper Canıgüz sayfasında hata veya düzeltme bildirimi için lütfen çekinmeden bizimle irtibata geçiniz. Bildirin.

Alper Canıgüz (d. 1969, İstanbul), Türk yazar.

Darüşşafaka Lisesi ve Boğaziςi Üniversitesi psikoloji bölümünü bitirdi.

Jules Verne, Michel Zevaco, Dostoyevski, Italo Calvino, Vladimir Nabokov ve John Fowles`tan etkilenmiştir.
kaynak: wiki

Romanlaɾı
Tatlı Rüyalaɾ (2000)
Oğullaɾ ve Rencide Ruhlaɾ (2004)
Gizliajans (2008)
Cehennem Çiçeği (2013)

Alper Canıgüz Sözleri 27 Adet

Aşağıdaki Alper Canıgüz sözleri hakkında hata olduğunu düşünüyorsanız veya sayfamızda bulunmayan Alper Canıgüz sözlerini sayfaya ilave etmemizi istiyorsanız irtibata geçiniz. Bildirin.

Sen de biliyorsun, vakit mutlu hikayeler için çok geç.

Eğitim şeyi ne zannediyorsun ki? Okulda insanın asıl öğrenmesi istenen, anlatılan dersler değil ders anlatılırken susması gerektiğidir. Erzurum'da da bu işin kralının yapılacağından emindim.

Sevenler birbirlerine yara izlerini gösterirler. İlk önce bunu yaparlar. Sana ruhumu açmadan önce bil ki incinebilirim demek için. Çünkü en çok sevdiklerin yaralar seni.

İnsan yüreği sarkaç gibidir işte böyle. İstediği noktaya ulaştığı anda tüm hızıyla tam tersi tarafa kaymaya başlar.

İki insanı, bir üçüncüyü ezmek kadar birbirine yaklaştıran bir şey var mıdır şu dünyada?

Bir çocuğa anne babasını ağlarken görmekten daha fazla koyan pek az şey vardır bu dünyada.

Gerçek ya da kurgu, bütün hayat aşk denilen yalan çevresinde dönüyordu sanki. Üstelik tecrübe gösteriyordu ki, bu zıkkım, mutluluktan ziyade bir felaket müjdecisiydi. Peki neden herkes onun peşindeydi? Ya da öyle miydi hakikaten?

Bazı aşklar vardır, içinde kahkahaların çınlamasından ziyade gözyaşlarının çağlaması daha uygun düşer.

Ortalık karardıktan sonra pencereden yıldızları izliyorum. Umut etmiyorum, kızmıyorum, üzülmüyorum. Sadece hatırlıyorum.

Güçlüler, güçlerini korumak için gözlerini kırpmadan insanları harcıyor ve adına da toplum düzeni diyorlardı.

Ruhum hep seni aradı benim. Hep seni arar. Milyonlarca yıl geçsin, sistemler çöksün, güneşler patlasın benim ruhum seni arar. Ve biliyor musun, bulur da. Şimdi bulduğu gibi bulur.

Sanki her şeyin mantıksızlığına kendini ikna edebilirse yaşananları gerçek olmaktan çıkarabilecekti.

Varlığımızı sürdürebilmek için kötü olmak zorundaydık. Zamanında iyi insanlar var idiyse bile artık yeryüzünde onların genlerinden eser kalmamıştı.

Ağlamanın bir kadın için her daim ulaşılmaya çalışır bir ruh durumu olduğuna inancım tamdı. Havaya atılan bir cismin yere düşme eğilimi gibi bir şeydi bu. O yüzden onu kendi haline bıraktım. Bir süre sonra sustu.

Okuma yazmayı evde babam öğretti. Ben de o günden beri elime ne geçerse okuyorum işte. Kardeşim yok, arkadaşlarım budala ve annem de kaçık. Siz olsanız ne yapardınız?

Gece hepimizi korkularımıza, acılarımıza daha bir yakınlaştırır.

Ne var ne yok? Zor bir soru. Pek emin değilim ama tahminimce her şey var ve yokların içinde saklı.

Sevdiğin kişiye asla iyi geceler dilememelisin. Uykunun aranıza gireceğini düşündürürsün.

İnsan yüreği bir sarkaç gibidir. İstediği noktaya ulaştığı anda tüm hızıyla tam tersi tarafa doğru kaymaya başlar.

Bütün aşklar küllenir, bütün babalar ölür, bütün hikayeler biter. Birinin yıkıntıların nöbetini tutması gerekir.

Sonra hep mutsuz, hep karanlık, hep yalnız oldum ben Fezai Abi. Kimseyi gerçekten sevmedim, kimseden gerçekten nefret etmedim, yaptığım hiçbir şeyin gerçekten bir anlam taşıdığına inanmadım.

Cumartesi, her zamanki yağmurlu cumartesilerden biriydi. Geç bir kahvaltının ardından babam bulmaca üzerine bulmaca çözmeye, annem de çamaşıra girişmişti. Bütün orta sınıf çalışanları gibi iş günlerini hafta sonunu bekleyerek, hafta sonunu da iş günlerini özleyerek geçiriyorlardı. Ömürlerinin son dakikasının nasıl geldiğini anlayamayacaklardı bile. Sistemin zaferi.

İnsan yüreği sarkaç gibi işte, istediği noktaya ulaştıktan sonra tüm hızıyla tam tersi tarafa kaymaya başlar.

Hakikat, bebeğim; ölümü aydınlatırken hayatı gölgeler.

İnsanın karnı doydukça korkaklığı artıyor.

Ben aşkı hayattan çok ölüme benzetirim... ve insan bir kere ölür.

İnsanın gerçekten kötü birine dönüştüğü anın, artık kötü birine dönüştüğünü kabullendiği an olduğu kanaatine vardım.

Yorumlar 0 Adet

Burası çok ıssız, henüz yorum yazılmamış.

İlk yorum yazan sen ol!

Yorum Yaz

Kim Söylemiş Olabilir

Yaşamdaki her tek tecrübeye karşılık gelen bir sinirsel aktivite varsa, her tekrar eden tecrübeye karşılık gelen de sönen bir beyin vardır.

Misafirlerin Baktığı

söz kimin Alfabetik Liste