Albert Camus Sözleri ve Hayatı

söz kimin

Bu sayfada yazar ve filozof Albert Camus ait 261 adet sözleri / alıntıları ve hayatı yer almaktadır. Albert Camus kimdir? Ölüm / doğum tarihi kaçtır? Albert Camus mesleği, nereli, hayatının özeti, kısaca özgeçmişi, kaç yaşında gibi bilgilere ulaşacaksınız.

Albert Camus
  • Adı: Albert Camus
  • Doğum: 7 Kasım 1913
  • Ölüm: 4 Ocak 1960
  • Mesleği: yazar ve filozof
Albert Camus Kimdir Sayfası

Bu sayfada Albert Camus hayatının özeti yani kısaca hayatı hakkında bilgi vermeye çalışacağız. Albert Camus sayfasında hata veya düzeltme bildirimi için lütfen çekinmeden bizimle irtibata geçiniz. Bildirin.

Albert Camus (7 Кasım 1913 ' 4 Ocak 1960), Fransız bir yazar ve filozoftur.
Varoluşçuluk ile ilgilenmiştir ve absürdizm akımının öncülerinden biri olarak tanınır; fakat Camus kendini herhangi bir akımın filozofu olarak görmediğinden, kendini bir "varoluşçu" ya da "absürdist" olarak tanımlamaz. 1957'de Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanarak, Rudyard Kipling'den sonra bu ödülü kazanan en genç yazar olmuştur. Ödülü aldıktan 3 yıl sonra bir trafik kazasında hayatını kaybetmiştir.

Camus II. Dünya Savaşı sırasında Naziler'e karşı oluşmuş Fransız Direnişi'ne katıldı ve bu direnişin bir parçası olarak "Combat" adında bir gazete yayımlamaya başladı. 1943'te gazetenin editörü oldu; fakat 1947'de "Combat" ticari bir gazete olunca buradan ayrıldı. Jean-Paul Sartre ile tanışması burada gerçekleşmiştir.

Savaştan sonra, Sartre ve Beauvoir gibi kişilerin buluştuğu Boulevard Saint-Germain'deki Café de Flore'u ziyaret etmeye başladı. Bu yıllarda, aynı zamanda Amerika'yı turlayarak Fransız varoluşçuluğu hakkında dersler verdi. Politik olarak sol görüşlere yatkın olmasına rağmen komünizme karşı çıkması, ona komünist partilerde arkadaş kazandırmadığı gibi Sartre'dan da uzaklaştırdı.

Camus, 1949'da vereminin tekrarlaması yüzünden iki yıl inzivaya çekildi ve "Başkaldıran İnsan"ı yayımladı. Bu kitaρ, Fransa'daki birçok sol görüşe sahip arkadaşı ve özellikle de Sartre tarafından hoş karşılanmadı ve Sartre'la bütünüyle yollarını ayırdı. Kitabının tatsız yorumlarla karşılanması Camus'yü kitaρ yazmaktan tiyatro oyunları çevirmeye itti.



Camus, 1950'lerde kendini insan haklarına adadı. 1952'de Birleşmiş Milletler, Francisco Franco diktatörlüğündeki İspanya'yı üye olarak kabul edince UNESCO'daki çalışmalarını durdurdu ve kurumdan ayrıldı. Ayaklanmalarda insandışı bir sertlik kullanan Sovyet metotlarını eleştirdi. Pasifistliğini koruyan Camus, İdam cezasına karşı savaşını sürdürdü.

Cezayiɾ Bağımsızlık Savaşı 1954'te başladığında, Camus kendini ahlakî biɾ ikilem iςinde buldu. Bunun nedeni, Cezayiɾ doğumlu Fɾansızlaɾı tasviɾ edeɾken kullandığı sıfat olan "siyah ayak"tı. Ancak, sonunda, savaşta Fɾansa hükümetini savunuyoɾdu. Kuzey Afɾika'da başlayan isyanın, aslında Mısıɾ öndeɾliğindeki yeni-Aɾaρ empeɾyalizminin ve batıya saldıɾan Sovyetleɾ Biɾliği'nin işleɾi olduğunu düşünüyoɾdu. Cezayiɾ'in özeɾk, hatta biɾ fedeɾasyon olmasını savunuyoɾ; fakat bütünüyle bağımsızlığını desteklemiyoɾdu. sozkimin.com Öte yandan, Aɾaρlaɾ'la "siyah ayak"laɾın beɾabeɾ yaşayabileceğini düşünüyoɾdu. Bu kɾiz sıɾasında ölüm cezasına çaɾptıɾılan Cezayiɾlileɾin kuɾtulması iςin gizlice çalıştı.

Camus, 1955 ve 1956 yıllaɾında Fɾansız "L'Expɾess" deɾgisinde yazdı. Bunlaɾın aɾdından 1957 yılında Camus Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandı. Nobel ödülünü aldıktan sonɾa büsbütün genişleyen ünü, onu XX. yüzyıl dünya edebiyatının başköşesine yeɾleştiɾdi. Genel yaklaşım bu ödülün biɾ önceki yıl yayımlanan "Düşüş" iςin değil, idam cezasına kaɾşı yazdığı "Réflexions Suɾ la Guillotine" makalesi iςin veɾildiğidiɾ. Stockholm Üniveɾsitesi'nde yaρtığı biɾ konuşma esnasında Cezayiɾ konusundaki haɾeketsizliğini savundu. Fakat daha sonɾa Cezayiɾ'de yaşayan annesinin başına ne geleceği konusunda meɾaklandığını bildiɾdi. Çelişkili sayılan bu duɾum Fɾansız sol entelektüelleɾi taɾafından tepkiyle kaɾşılandı.

Camus, 4 Ocak 1960'ta, Sens yakınlaɾındaki küçük Villeblevin kasabasında "Le Gɾand Fossaɾd" isimli biɾ yeɾde geςiɾdiği tɾafik kazası sonucu hayatını kaybetti. Daha sonɾa mantosunun cebinde biɾ tɾen bileti bulunmuştuɾ. Büyük biɾ olasılıkla, Camus gideceği yeɾe tɾenle gitmeyi planlamıştı; fakat aɾkadaşıyla biɾlikte aɾabayla dönmeyi teɾcih etti. İɾonik biςimde, Camus daha önce en absüɾt ölüm şeklinin ne olduğu soɾulduğunda, aɾaba kazasında ölmeyi bunlaɾdan biɾi olaɾak nitelendiɾmişti. Кazanın geɾçekleştiği Facel Vega maɾka otomobilin süɾücüsü ve yayımcı dostu da Camus'yle biɾlikte hayatını kaybetti. Camus Louɾmaɾin Mezaɾlığı, Louɾmaɾin, Vaucluse, Pɾovence-Alpes-Côte d'Azuɾ'de gömülmüştüɾ.

Camus'nün ölümünden sonɾa telif haklaɾı Camus'nün çocuklaɾı olan, Catheɾine ve Jean Camus'ye devɾedildi. Ölümünden sonɾa 1970'te "Mutlu Ölüm", 1995'te de öldüğünde hala bitmemiş olan "İlk Adam" yayımlandı.

Romanlaɾı
Yabancı (L'Étɾangeɾ) (1942)
Veba (La Peste) (1947)
Düşüş (La Chute) (1956)
Mutlu Ölüm (La Moɾt heuɾeuse) (ölümünden sonɾa, 1970)
İlk Adam (Le pɾemieɾ homme) (ölümünden sonɾa, 1995)

Hikayeleɾi
Süɾgün ve Kɾallık (L'exil et le ɾoyaume) (1957)

Oyunlaɾ
Caligula (1938`de yazıldı, 1945`de oynandı )

Denemeleɾ
Sisifos Söyleni (Le Mythe de Sisyphe) (1942)
Denemeleɾ
Teɾsi ve Yüzü (L'enveɾs et l'endɾoit) (1937)
Başkaldıɾan İnsan (L'Homme ɾévolté) (1951)
Düğün ve Biɾ Alman Dosta Mektuplaɾ (Lettɾe a un ami allemand) (1945)

kaynak: wiki

Albert Camus Sözleri 261 Adet

Aşağıdaki Albert Camus sözleri hakkında hata olduğunu düşünüyorsanız veya sayfamızda bulunmayan Albert Camus sözlerini sayfaya ilave etmemizi istiyorsanız irtibata geçiniz. Bildirin.

İnsan bilmediği şeyler hakkında daima abartılı düşüncelere kapılır.

Hep mutluluğun doruğundayken gülünmez ki. Bazen sırf hayata gıcıklık olsun diye uçurum kenarındayken bile gülümseyeceksin!

Dünyada hiçbir şey insanın sevdiğinden vazgeçmesine değmez. Fakat niçin olduğunu bilmeden ben de bu vazgeçişe katlanıyorum.

Olmayacak insanlarla olmayacak hayaller kurduğum için, en çok da kendimden af diliyorum.

Her şeyin anlamsız olduğunu söylediğimiz anda bile anlamlı bir şey söylemiş oluyoruz.

Umutsuzluk susar. Kaldı ki susmak bile, eğer gözler konuşuyorsa bir anlam taşır.

Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın.

Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın.

Fırtınanın şiddeti ne olursa olsun, martı sevdiği denizden asla vazgeçmez.

Ölüm; yaşamdan daha küreseldir, çünkü herkes ölür ama herkes yaşayamaz!

Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın.

Fırtınanın şiddeti ne olursa olsun martı sevdiği denizden asla vazgeçmez.

Fırtınanın şiddeti ne olursa olsun martı sevdiği denizden asla vazgeçmez.

Fırtınanın şiddeti ne olursa olsun martı sevdiği denizden asla vazgeçmez.

Bir adam karısına arabasının kapısını acıyorsa emin olabilirsiniz: ya arabası yenidir, ya da karısı.

Yalnızca kültürlü insanlar öğrenmeyi sever, cahiller 'ders' vermeyi tercih eder.

Fırtınanın şiddeti ne olursa olsun martı sevdiği denizden asla vazgeçmez.

İnsan bir kez güçlü bir biçimde sevme şansına erdi mi, tüm yaşamı bu ateşi ve bu ışığı aramakla geçer.

Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın.

Bir adam karısına arabasının kapısını acıyorsa emin olabilirsiniz: ya arabası yenidir, ya da karısı.

Fırtınanın şiddeti ne olursa olsun martı sevdiği denizden asla vazgeçmez.

İnsan böyledir, aziz bayım, iki yüzü vardır onun: kendini sevmeden sevemez.

Basın özgürlüğü belki de özgürlük düşüncesinin giderek aşağılanmasından en çok acı çekmiş özgürlüktür.

Ateşten ve yiyecekten yoksun bir insan için özgürlük, hiç de acelesi olmayan bir lükstür.

Çocuklara işkence yapılan bu dünyayı sevmeyi, ölünceye kadar reddedeceğim. L

Bir adam karısına arabasının kapısını acıyorsa emin olabilirsiniz: Ya arabası yenidir, ya da karısı.

Yaşam, üstü kapanmamış bir yaradır.

Ahlaka dair ne biliyorsam bunu futbola borçluyum. Çünkü top hiçbir zaman beklediğim köşeden gelmedi.

Umudun kalmadığı yerde, bizlere umudu yeşertmek düşer.

Kişisel huzuru ve mutluluğu korumak için, haksızlığa karşı direnmek gerekir.

Fırtınanın şiddeti ne olursa olsun martı sevdiği denizden asla vazgeçmez.

Bazı insanların sırf normal olabilmek için olağanüstü enerji sarf ettiklerini kimse bilmez.

Hiçbir şey hissetmemek, bazen huzur verir.

Sizi yıpratan insanlardan sessizce uzaklaşın.

Hiçbir şey korkuya dayanan saygı kadar iğrenç değildir.

Bazılarının, sadece normal olmak için ne büyük çaba sarf ettiğini kimse fark etmiyor.

Özgürlük gelecek umudu değildir. O, şu 'an'adır ve insanlarla ve şu andaki dünyayla uyumludur.

Bir insanın tek başına mutlu olması utanılacak bir şeydir.

En büyük mutsuzluk; sevilmemiş olmak değil, sevmemektir!

Resmi tarih oldum olası büyük katillerin tarihidir. Kabil, Habil'i bugün öldürmüş değil, ama bugün Kabil, Habil'i akıl uğruna öldürüyor ve onur madalyası istiyor.

İnsan, kendinden saklamaya çalıştığı yanını sevemez.

Zeki, akıllı adamların tümünün ortak eğilimi: kurallara aykırılık.

Şimdi mutlu olmayı değil yalnızca bilinçli olmayı diliyorum.

Kendilerini özgür sanıyorlardı, oysa felaketler oldukça kimse asla özgür olmayacak.

Edebiyat büyük yazarların elinden alınsaydı belki de onlara ait en kişisel şey alınmış olacaktı.

Oldum olası içimde biri, tüm gücüyle, hiç kimse olmamaya çalışıyor.

Bir tek aşk var bu dünyada. Bir kadın bedenine sarılmak, aynı zamanda gökten denize inen şu garip sevinci bağrına basmaktır.

Bugün annem öldü veya dün, tam hatırlamıyorum.

Sahip olunan bir şey, hiçbir zaman kendimi iyi hissetmemi sağlamadı.

Büyük olmanın yolu da, deha gibi çalışma ve alınterinden geçer.

Sanat hem bir coşma, hem de bir yadsıma işidir.

Düşünmeye başlamak, için için yenmeye başlamaktır.

Mutluluk, bizi zorlayan kadere karşı kazanılan zaferlerin en büyüğüdür.

Birini aşırı sevmek, öteki bütün insanları öldürmek demektir.

Sanat, sanatçıyı insanlardan ayrılmamaya zorlar.

Her siyasal nutuk duyduğumda ya da bizi yönetenleri her okuduğumda, yıllardan beri, hiçbir biçimde insani bir ses duyamayacağımdan ürkmüşümdür.

Dostlarım, şimdi ben size büyük bir şey söyleyeceğim. Sakın kıyametin kopmasını beklemeyin, o hergün kopmaktadır.

Kendi malım olmayan bir sözü yeniden kullanmam gerekirse, ben ülkemi ulusçu olamayacak kadar fazla seviyorum.

Yaşamaya yardımcı olan Güzellik, ölmeye de yardımcı olur.

Hiç yaşamadığı şeylerden söz eden, onları işleyen yazar nefret uyandırır. Ama dikkat, bir katil, cinayetten söz edecek en uygun kişi değildir.

Ben umutsuzluğu ve bu dertli dünyayı kabul etmeyerek, insanların birleşmesini ve kötü yazgılarına karşı savaşmalarını istiyordum.

Sanat bana göre tek başına tat alınan bir şey değildir. Mümkün olabilecek en çok sayıda insanı ortak acılar ve sevinçlerle coşturacak görüntüleri oluşturan bir araçtır.

Evren insan için uyumsuzdur ve bilinemez.

Dünya aydınlık olsaydı, sanat olmazdı.

İnsanların tarihi, bir anlamda, birbiri ardından gelen başkaldırıların toplamıdır.

Sokaklardan başka yerde bilinç yok!

Yaşam atılımı, bilinçaltının gelişmesi, usdışının haykırışı, desteklenmesi gereken, biricik arı gerçeklerdir.

Kitap bir itiraftır, tanıklık etmem için gereklidir.

Başkaldırı ilk gerçekliğinde, tümüyle tarihsel hiçbir düşünceyi doğrulamaz. Başkaldırı birlik ister, tarihsel devrimde tümlük. Birincisi bir 'evete' dayanan 'hayır'dan yola çıkar, ikincisi salt yoksamadan yola çıkarak çağların sonuna atılmış bir 'evet'i ya

Suçlu her zaman avukat bulur, masum ise bazen.

Gözünden yaş gelene kadar yaşa!

Elbette her varlığın tasavvur edilmeyen bir içgüdüsel öğesi vardır ve anlayış o denli de önemli bir rol oynamaz.

Yüzü bu kadar acıya bağlıyken nasıl oluyor da bana yine de mutluluğu çağrıştırıyor?

Mutluluk çoğu kez mutsuzluğumuza acıma duygusundan başka bir şey değildir.

Sonra her şey o kadar çabuk, kesin ve doğal biçimde olup bitti ki, şimdi hiçbir şey hatırlamıyorum.

İnancın yere düşerse silahın da yere düşer.

İnsanı akıllı yapan tek şey nefrettir.

Sanat bence en büyük sayıda insanı ortak acılar ve sevinçlerle coşturacak görüntüleri, biçimleri bulmaktır.

Gençlik kolay mutluluklar için parlak bir çağdır.

Suçlu bir vicdan günah çıkarmak ister. Günah çıkarmak bir sanat işidir.

Nerede edebiyat varsa, orada umut da vardır.

Sadakat uçurumdur, sadakatsizlik hiçlik.

Yabancı' saçmanın karşısındaki insanın çıplaklığını gösterir.

Boşuna olduğunu bildiği halde direnen insan. Yaşamın anlamı ancak, dünyanın saçmalığını ve yenilginin daima tekrarlanacağını bile bile kötülüğe direnmek olabilir, insanlığa gerçek boyutlarını ancak bu başkaldırı kazandırabilir.

Tepelere doğru tek başına didinmek bile bir insan yüreğini doldurmaya yeter.

Her felaketin bir iyi yanı olur.

Gençlik, kolay mutluluklar için parlak bir çağdır.

Başkaları hakkında verdiğiniz hüküm dosdoğru gelip kendi yüzünüze çarpar ve orada bazı yaralar açar sonunda.

Dostoyevski, 'yaşamın anlamını sevmeden önce, yaşamı sevmek gerekir', der. Evet, yaşama aşkı kaybolduğu zaman, bizi hiçbir anlam teselli etmez.

Her şey hakkında yargıya varamazsınız. Acının da kendine göre hakları vardır.

Politika ve sanat dünyanın düzensizlikleri karşısında başkaldırmanın iki ayrı yüzüdür.

Eğer savaşırsak cellat oluruz, el çekersek şeytan oluruz.

Bir insan söylediği şeylerden çok söylemedikleri ile insanlaşır.

Bugünün dünyası ancak bir efendiler ve köleler dünyası olabilir.

Felsefe, utanmazlığın çağdaş biçimidir.

Şüphe yok ki her nesil, dünyayı yeniden kurmaya adandığına inanır. Ama benim neslim bunu yapmayacağını biliyor. Onun görevi belki de daha yüce. Ve bu görev dünyanın bozguna uğramasına engel olmaktan ibaret.

Şerefini bir yana bırakan inkılap, bu duygunun egemen olduğu kaynaklarına ihanet etmiş olur.

Hürriyet, tarihin kaybolmayan tek değeridir.

Çekicilik nedir, bilirsiniz: Açık bir soru sormadan bir çeşit evet yanıtı alma biçimi.

Ben yalnızca zalimlerden tiksinirim.

İnsan da, yaşam da saçmadır; boşunadır, rastgeledir, sağlam hiç bir şey yoktur; ama yine de yaşamak gerekir.

İnsan, ne ise, o olmaya yanaşmayan tek yaratıktır.

Başka insanların sırlarını sevmiyorum. Ama, itirafları beni ilgilendiriyor.

Mutluluk, dünyayı ondan hiçbir şey beklemeden sevmektir.

Ölüm bir istatistik ve devlet işi oldu mu, dünya işleri artık iyi gitmiyor demektir.

Yalnızlığım iyice kanıtlandığına göre, kendimi erkekçe bir hüznün güzelliğine bırakabilirdim.

Mantıklı olmak her zaman kolaydır, sonuna kadar mantıklı olmaksa neredeyse imkansız.

Ermişlik, dünyanın mutsuzluğunu üstlenmektir.

Devrim, daha var olmayan bir insanı sevmek demektir.

Doğruluk duygusu, haklı olmanın verdiği doyum, kedini değerlendirmenin sevinci, bayım, bizi ayakta tutan ya da ilerleten güçlü zembereklerdir. Tersine, insanları bundan yoksun ederseniz, onları ağzı köpüren köpeklere çevirirsiniz. Nice suçlar işlenmiştir, yalnızca bunları işleyenler kusurlu olmaya dayanamadıkları için!

Anam ölmüş bugün. Belki de dün, bilmiyorum. İhtiyarlar yurdundan bir telgraf aldım: 'Anneniz vefat etti. Yarın Kaldırılacak. Saygılar.' Bundan bir şey anlaşılmıyor.

Özgür basın iyi ya da kötü olabilir, ama özgürlük olmayınca basın ancak ve ancak kötü olacaktır.

Ben, insan olarak, yalnızca mutluluk peşindeyim.

İnsan kendini sevmeden başkasını sevemez.

Yaratıcı olarak ölümün kendisine hayat verdim. Ölmeden önce yaptığım şey bu.

Hiç kimsenin neyin ak, neyin kara olduğunu söyleyemediği yerde, ışık söner, özgürlük gönüllü bir tutsaklık olur.

Bütün büyük eylemler ve büyük düşünceler başlangıçta gülünçtü.

Biz yaşamımız boyunca kişiliğimizi biçimlendirmeyi sürdürürüz. Eğer kendimizi çok iyi tanısaydık, ölmemiz gerekirdi.

Dünyanın hiçbir anlamı yoktur, demek, her çeşit değer yargısını ortadan kaldırmak olur.

Hiç bir zaman söyleyecek fazla sözüm yoktur, onun için susarım.

Tuhaf; yalnız kalmayı becerememek, yalnız kalmamayı da becerememek. İnsan ikisini de kabulleniyor, ikisi de yararlı.

Gerçekten ciddi bir tek felsefi sorun vardır, o da intihardır. Hayatın yaşamaya değer olup olmadığına karar vermek, felsefenin temel sorusunu yanıtlamak demektir.

Benim gururum benden başkasını ilgilendirmez. Ama insanların gururu, onların başkaldırışları, o içinde yaşadıkları haksızlık, bunlar hepimizi ilgilendirir.

Düşünme alışkanlığı edinmeden yaşama alışkanlığı ediniyoruz.

Yolculuk, bizi yeniden oluşturan, çok ciddi ve çok yüce bir bilgi birikimidir.

Ey genç kız kendini yine suya at da her ikimizi kurtarma şansına bir kez daha ereyim. Bir kez daha, ha, amma ihtiyatsızlık!

Sanat zorbalığa karşıdır.

Ben huzurumu her zaman mücadelede buldum.

O çocuk olmasaydım, bu adam mı olurdum?

İnsan eninde sonunda her şeye alışır.

Biz, herkesin yalnızlığa hakkı olduğunu savunduğumuz için, hiçbir zaman yalnız kalmayacağız.

Olduğumuz şey olmak, kendi derin ölçümüzü bulmak o kadar da kolay değil.

Her şeye katlanabilirim, yeter ki içimde o yoğun ve coşkun yalımı duyayım.

Hiçbir şeye inanmadığımı, herşeyin saçma, herşeyin uyumsuz olduğunu haykırıyorum.

Bilirsiniz ki; en zeki insanlar bile yanındakinden bir şişe fazla devirmekten şeref duyarlar.

Geceler sonsuz değildir.

İnançlarımı yargılamadan, kimseyi yargılamadım.

Derin duygular da büyük yapıtlar gibi bilinçli olarak söylediklerinden daha fazla anlam taşır her zaman.

Talihsiz insanları ekmeksiz bıraktıktan sonra, ne şatafatla, ne güzel sözlerle, ne giz dolu vaatlerle bağışlatamazsınız kendinizi.

Polemik yüzünden çoğumuzun gözünü perdeler bürümüş, artık insanlar arasında değil bir gölgeler dünyasında yaşıyoruz.

Ve siz şimdi kör bir öfkenin gücü ile savaşıyorsunuz. Aklın sesine değil, silah seslerine vermişsiniz kulaklarınızı, her şeyi kabartıp saplantılarınızın ardına düşmüşsünüz bütün inadınızla.

Sorgulanmayacak hiçbir şey yoktur...

Bir yapıtın kalbinde, orası karanlık bile olsa sönmeyen bir güneş parlar.

Toplumun ayırdıklarını yalnızlıklar birleştirir.

Bir insan söyledikleri kadar söylemedikleriyle de insanlaşır.

Bu dünyada en büyük suç, insanların taşıdıklarından kaçmak değilse nedir?

Ölüm, oyuna ve kahramanlığa gerçek anlamını verir.

İnsan insan olmadığı sürece insanlar insan gibi yaşayamaz.

Ne de olsa, sevdiğinden söz etmenin en iyi biçimi ondan hafiflikle söz etmektir.

Bu savaştan sonra ağaçlar yeniden filizlenecektir çünkü nihai olarak dünya her zaman tarihi yener.

Cellatlar, gözleriyle birbirini tartarlar.

Erdem bile kargaşa zamanlarında cinayetle birleşir.

Gerçeği herşeye tercih et.

İnsanlar için en ideal düzen, onların mutlu olduğu düzendir.

Ben dilimin sınırlarında nöbet beklerim.

Ben, yurdumu, adaleti de severek, sevebilmek istiyorum. Kan ve yalan pahasına kazanılmış olduktan sonra her türlü büyüklüğün onda toplanmasını isteyemem.

İnsan tümüyle suçlu değildir çünkü tarihi o başlatmadı, ama tümüyle suçsuz da değildir çünkü tarihi sürdürdü.

Ağın ilmiklerine takılmış bir balık gibi çırpınıyorum.

Bütün büyük eylemler ve büyük düşünceler başlangıçta küçüktü.

Ya dünyamızın bütün kendi gürültülerini aşan bir anlamı var ya da bu gürültü patırtıdan başka hiçbir gerçeği yok.

Merhamet faydasız olunca, insan ondan bıkar usanır.

Yirminci yüzyılın gerçek tutkusu köleliktir.

Bir basın, bir kitap devrimci oldukları için doğru değildirler. Ancak doğruyu söylemeye çalışırlarsa devrimci olmak için bir şansları vardır.

Bana her şeyi açıklayan öğretilerin aynı zamanda beni zayıflatmalarının nedenini şimdi anlıyorum. Kendi yaşamımın ağırlığından kurtarıyorlar beni, oysa onu yalnız başıma taşımam gerek.

Sanatçı başkalarının katlandığı acıları uyuşturmasın içinde.

İnsan, var olmak için başkaldırmak zorundadır.

Eski zamanın sanatçıları zorbalık karşısında hiç değilse susabiliyorlardı. Günümüzde zorbalık gelişti: Bugünün zorbaları ne susmayı kabul ediyorlar, ne de tarafsızlığı.

Her şeyin anlamsız olduğunu söylediğimiz anda bile anlamlı bir şey söylemiş oluruz.

Düşünce arttıkça tedirginlik de artar.

Sanat, insanın kendine oranla yücelmesidir.

İnsanları seviyorum, çünkü düşüşlerini gördüm.

Bütün büyük olayların, büyük düşüncelerin önemsiz bir başlangıcı vardır.

Kişinin en iyi sahip olduğu şey düşünce, davranış, karşılığını ödediği şeydir.

Vicdan rahatsızsa, itiraf kaçınılmaz olur.

Bildiğim tek bir görev var, o da sevme görevidir.

Alçalmak, yükselmekten çok daha kolaydır.

Aşk acısının ne olduğu bilinebilir, aşkın ne olduğu bilinemez.

Düşünmek görmeyi, dikkatli olmayı yeniden öğrenmektir, bilinci yönetmektir, her düşünceyi, her imgeyi bir ayrıcalıklı nokta durumuna getirmektir.

Yaratmak, iki kez yaşamaktır.

Kısaca, mahkum idamına manen yardım etmek zorundaydı. İşlerin kolayca yürümesi kendi yararınaydı.

Bir aşk, yaşamda büyük bir aşk gerekir. Çünkü bu aşk, belimizi büken nedensiz umutsuzlukların yerini alır.

Kültür ve onun vaat ettiği göreli özgürlük olmaksızın, mükemmel bir toplum bile bir ormanın içindedir. Tüm özgün yaratıların geleceğe bir armağan olmasının nedeni budur.

Erdem, tiksinti verici değildir. Ama, erdem üstüne söylevler tiksinti vericidir.

Zekayı küçümsüyorum sözü aslında, kuşkularıma katlanamıyorum anlamına gelir. Gözlerimi açık tutmayı yeğlerim.

İnsanın kendi çelişkilerinden ölmesi, onları yaşamasından daha kolay.

Gerçek umutsuzluk can çekişme, mezar ve uçurumdur.

Tabi gerçek aşk pek az rastlanan bir şeydir, aşağı yukarı yüzyılda iki ya da üç kez görülür. Bunların dışında boş gurur ya da can sıkıntısı vardır.

Kendilerini küstahlık olduğuna inandıkları şeye adayan Parisli yazarcıklar takımı. Hem büyük yazarları taklit edip, hem de onları görev icabı alaya alan uşaklar.

Ölüm korkusunu aşmadıkça insan için özgürlük yoktur. Ama intihar ile değil. Bu korkuyu aşmak için kendini bırakmamak gerekir. Hiç burukluk duymadan, korkmadan ölebilmeli.

Basın özgürlüğü belki de özgürlük düşüncesinin giderek aşağılanmasından en çok acı çekmiş özgürlüktür.

Özgürlüğün olmadığı bir dünyayla başa çıkmanın tek yolu, kendi varoluşunu bir başkaldırı haline getirecek kadar özgür davranmaktır.

Benim uğraşım, kitaplarımı yazmak, insanlarım ve halkım tehdit edildiğinde savaşmaktır. Hepsi bu.

Üzerimden ter ve güneşi silkip attıım. Günün dengesini, üzerinde mutlu olduğum kumsalıno olağanüstü sessizliğini altüst ettiğimi anladım. O zaman yerde cansız yatan cesede dört el daha ateş ettim. Kurşunlar, görülmeden saplanıyordu. Yıkımın kapısını kesik kesik dört kez çalmıştım sanki.

Yoksulluk, erdemi cömertlik olan bir durumdur.

Ölümden üç sonuç çıkarıyorum: başkaldırım, özgürlüğüm ve tutkum.

Hiçbir ideoloji bir çocuğun gözyaşlarından daha değerli değildir.

Ağaçlar arasında bir ağaç, hayvanlara arasında bir kedi olsaydım, bu yaşamın bir anlamı olurdu, daha doğrusu bu sorunun hiç anlamı olmazdı, çünkü dünyadan bir parça olurdum. Bu dünya olurdum, oysa şimdi tüm yakınlık gereksinimimle onun karşısındayım. Öyle

Kendine ve insana yapılmış adaletsizliğe başkaldırır kişi.

İnsanın eninde sonunda alışamayacağı bir düşünce yoktur.

İrade de bir yalnızlıktır.

Bazı insanlar sevmek için, bazı insanlar yaşamak için yaratılmışlardır.

Haklı olan asla öldürmeyendir. Bu demektir ki Tanrı olamaz.

Politika için yaratılmadım. Çünkü hasmın ölümünü istemekten ya da kabul etmekten acizim.

Önemli olan insan olmak, yalın olmaktır diyebilirim ve birazdan diyeceğim. Hayır, önemli olan doğru olmaktır ve bunun için de hepsi vardır. İnsanlık da, yalınlık da.

Ne Faust ne Don Kişot birbirini yenmek için yaratılmamışlardır; ve sanat dünyaya kötülük etmek için icat edilmemiştir.

Tanımı gereği, devletin vicdanı yoktur. Kimi zaman bir politikası filan olduğu görülmüştür, fakat daha fazlası değil.

Soylu olan isyanın kendisi değil, bizden talep ettiği şeylerdir.

Yazarlık sanatı korunması güç olan şu iki ödeve bağlı kalacaktır; bile bile yalan söylememek ve insanın insanı ezmesine karşı koymak.

Bir yerde kalabilmek için bazı nedenler vardır. Dostluklar, bir takım insanların sevgisi. Yoksa burada ya da başka bir yerde kalmanın bir ayrımı yok.

Bir yazar, çokluk, okunmak için yazar. Bunun tersini söyleyenleri alkışlayalım, ama inanmayalım onlara.

Bir kitap oluşturmak için üç yıl, o kitabı gülünç hale düşürmek için beş satır ve yanlış alıntılar.

Çocuklara işkence yapılan bu dünyayı sevmeyi, ölünceye kadar reddedeceğim.

Çağdaş siyasi toplum, insanları mutsuzluğa düşürme makinesidir.

Çağımız mutlakın ve dünya gücünün peşine düşmüş, dünyayı sonuna dek yaşamadan değiştirmek, onu daha anlamadan düzenlemek istiyor; ne derse desin, kaçıyor bu dünyadan.

Yalan söylemek budalalığın ta kendisidir.

Vermeye başlamak, her şey verilse bile, kendini yeteri kadar vermemeye mahkum etmektir. Ve her şey asla verilmez.

Ben yalnızca cellatlardan nefret ederim.

Hayat istenmez, dostum. Onu size verirler.

Düşünce arttıkça tedirginlikte artar.

Talihsiz insanları ekmeksiz bıraktıktan sonra, ne şatafatla, ne güzel sözlerle, ne giz dolu vaatlerle bağışlatamazsınız kendinizi.

Göz ardı etmeye zorlayan hiçbir şey doğru değildir.

Sanatçı yalanla ve kötülükle uzlaşamaz.

Hepimiz öleceğimize göre, ne zaman ve nasıl olduğunun önemsizliği meydandadır.

Yaşamının bir bölümünü gizleme zorunluluğu ona erdemli bir hava veriyordu.

Sanatçılar yaşamdan yanadırlar ölümden yana değil.

Gölgesiz güneş yoktur ve geceyi tanımak gerekir.

Mutluluğunuz ve başarılarınız, ancak bunları cömertçe paylaşmaya razı olduğunuz takdirde affedilir.

İnsanlara boyun eğdirmek isteyenin kulağı sağırdır.

Beş yaş insanın en olgun çağıdır; sonra çürüme başlar.

Dünyadaki kötülüklerin çoğunun temelinde, başkasının varolan veya olası sorunlarını görmezden gelmek yatar, iyi niyetli yaklaşımlar da alt yapıda yetersiz ise, kötü bir niyetin ki kadar tahribata yol açabilir.

Şimdi siz, binlerle, insana bağlılığı küçümsediniz ve yalnız öleceksiniz.

Tarih insanların, düşlerin en aydınlık olanlarını gerçekleştirmek için giriştikleri umutsuz bir çabadan başka bir şey değildir.

Yirminci yüzyılımız korku çağıdır. Diyeceksiniz ki korku bir bilim değildir, ama bu korkuda bilimin payı var.

Sevmekle iş bitseydi her şey fazlasıyla basit olurdu.

Hatırlamak için yavaşlar, unutmak için hızlanırız.

Umutsuzluk susar. Kaldı ki susmak bile, eğer gözler konuşuyorsa bir bir anlam taşır. Gerçek umutsuzluk can çekişme, mezar ya da uçurumdur. Umutsuzluk konuştu mu, hele yazdı mı, hemen bir kardeş el uzanır sana, ağaç anlam kazanır, sevgi doğar. Umutsuz edebiyat sözü birbirini tutmayan iki sözdür. Çünkü edebiyat olan her yerde umut vardır.

Kimdir Başkaldıran İnsan: Hayır diyen biri.

Yalan da kölelik de bulundukları yerde yalnızlıkları çoğaltır.

Sanatçı tanımı gereği, bugün tarihi yapanların buyruğuna girmez.

Bana bu çağı en iyi tanımlar gibi görünen şey, ayrılık. Herkes dünyanın geri kalanından, sevdiklerinden ya da alışkanlıklarından ayrıldı.

Hiçbirimiz suçsuz değilizdir çünkü; her insan geri kalan bütün insanların suçuna tanıklık eder.

Hiç kimsenin masum olduğunu kesinlikle söyleyemeyiz, oysa herkesin suçlu olduğunu kesinlikle onaylayabiliriz.

Özgürlük gelecek umudu değildir. O, şu 'an'adır ve insanlarla ve şu andaki dünyayla uyumludur.

İnsan, kendi kendisinden saklamaya çalıştığı yanını sevmez.

Başardığımız her iş bizi köleleştirir, çünkü daha iyisini yapmaya zorlar.

Sessizliklerin en kesini susmak değil, konuşmaktır.

Bir kalıp düşünceyi işlemek, bir incelik üzerinde durmaktan çok daha kolaydır. Benim için kalıp düşünceyi seçtiler: Ben de saçma oldum kaldım.

Başarı havası, belli biçimde taşındığı zaman, bir eşeği kudurtur.

Üretim toplumu sadece üreticidir, yaratıcı değil.

O çocuk olmasaydım, bu adam mı olurdum?

Kişi susar sessizliğin basitliğine yerleşir, evrene oradan bakar. İşte o zaman başlar aydınlanmaya.

Yaşamak için zaman gerekir. Her sanat yapıtı gibi yaşam da üzerinde düşünmeyi gerektirir.

İnsan yaşamı kumara sürülen paradan öte bir şey değildir.

Dünyanın mutsuzluğunu yüklendik, bu cezalandırılacak bir kibirdir.

Sevmek ya da birlikte ölmek, başka yolu yok.

Katı yürekli insanlardan tiksindiğim kadar hiçbir şeyden tiksinmedim.

İnsanı güçsüzleştiren, yoksulluk ya da aralıksız çalışma değil. Fabrikanın tiksindirici köleliği ve banliyölerdeki yaşam.

Hiçbir sanatçı gerçekten vazgeçmez.

Bir insanın öldürülmesi için her zaman nedenler vardır. Buna karşın, onun yaşamasını haklı çıkarmak olanaksızdır. İşte bu yüzden suçlu her zaman avukatlar bulur, masum ise bazen.

Her şeyden umudu kesmiş olanlara inanç verebilecek olan şey uslamlar değil, yalnız tutkudur.

Kıyamet gününü beklemeyin, zaten her gün yaşanıyor.

Yorumlar 0 Adet

Burası çok ıssız, henüz yorum yazılmamış.

İlk yorum yazan sen ol!

Yorum Yaz

Kim Söylemiş Olabilir

Herkesin kıyameti kendine koptuğundan ve herkesin yangını kendini yaktığından, içinde olduğunuz karanlığın ne kadar koyu olduğunu kimse göremez. 'Geçer' derler sadece bilmiş bir tavırla, 'Geçer merak etme.' Doğrudur söyledikleri, gerçekten de geçer ama ancak sen tek başına, o karanlıkta yeterince uzun süre yürüdükten sonra.

Misafirlerin Baktığı

söz kimin Alfabetik Liste